(Olası) Celal Şengör Yayını ve Eleştiriler Hakkında

prof-celal-sengor-diski-yedirmek-iskence-degil-7903622_x_5788_o

Son günlerde aşırı yoğun olduğum ve bir takım sıkıntılarla uğraştığım için Celal Şengör’ün Evrim Ağacı’nda canlı yayına katılmasıyla ilgili eleştirilere yanıt veremedim. Zaten ilk heyecan da geçmiş bu süreçte, iyi olmuş.

Eleştirilerin genellikle 2 noktada odaklandığını anlıyorum:

1) Celal hoca militaristtir, sol düşmanıdır, solculara ve Kürtlere bok yedirilmesini “Ben de bal gibi yerdim.” diyerek adeta güzellemiştir (sonra da kıvırmıştır), akademisyenlerin sırf solcular diye okuldan atılmasına destek olmuştur, Hegel’e “salak” diyecek kadar cahildir, Marx’ın kafasının çalışmadığını düşünmektedir, solcuların gerzek olduğuna inanmaktadır, Kenan Evren ve general sevdalısıdır, 12 Eylül’ü ayakta alkışlamış ve desteklemiştir, darbe-sonrası yaratılmış bir projeden ibarettir, vb.

2) Evrim Ağacı bir faşiste platform vermektedir. Başka jeolog mu kalmadı?

Kendimi sosyalist olarak tanımlayan, ABD’deki Berkeley Üniversitesi olayları (bkz: Milo Yiannopoulos) gibi olaylarda öğrencilerin tarafında olmuş biri olarak, bu eleştirilere yanıt değil ama “Neden bu eleştirilere rağmen bu yayının olması gerektiğini düşünüyorum?” sorusunu yanıtlamaya çalışacağım.

Neden böyle bir dolaylı soruya yanıt veriyorum da eleştirilere doğrudan “yanıt” vermiyorum? Çünkü iki eleştiriye de kısmen veya tamamen katılıyorum.

İlkine tamamen katılıyorum. Hepsi doğru, hepsi kaynaklı, hepsi “gerçeklere dayalı” (factual) bilgiler. Kimse aksini iddia edemez. Ve o görüşleri nedeniyle Celal Şengör’ün ya iğrenç bir insan olduğunu ya da konu bilim-harici meseleler olduğunda ne dediğini bilmediğini düşünüyorum. Zaten felsefe alanındaki yetkinliğini, bu alanda daha uzman olan insanlar çok kaliteli bir şekilde ele alıyorlar çeşitli gruplarda ve videolarda, bulabilirsiniz bunları da… Ama bilim-harici ve son noktanın birkaç sözcükle (“zırva”, “salak”, “aptal”, vb.) konulamayacağı meselelere geldiğinde kelimenin tam anlamıyla “boşboğazlık” yaptığını düşünüyorum.

Ki bu gibi meselelerdeki “kıvırmaları” da bunu gösteriyor. Mesela “bok yedirme” konusunda Sputnik TV’de ve diğer yerlerde yaptığı “izah”ların hepsini izledim. Kıvırmanın ve kıvırırken götü kurtarmayı becerememenin kitabını yazmıştır kendisi. Hani Cem Yılmaz’ın deyimiyle “sıçmış ve sıvamıştır”. 😀 12 Eylül’ü sırf öğrenci kavgalarını ve ölümleri bitirdi diye “alkışlaması” falan, temellendirmelerinin hepsini izlemiş olmama rağmen BENCE içler acısıdır. Burada “BENCE” kritik sözcük.

Bunları oturur sabaha kadar tartışırız. Ancak dediğim gibi, amacım bunlara yanıt vermek değil. Neden? Çünkü:

i) Ben Celal Şengör’ün kahyası veya koruyucusu değilim. Gidin sövün suratına, saçma sapan görüşlerini suratına çarpın, yanlış olduğunu söyleyin. Sizinle gelir, aynısını yaparım.

ii) Bunlar sonu olan konular değil. Zaten Celal’in anlamadığı da bu. Sonu olmayan konularda, son sözü söyleyebilecek konumda olduğu safsatasına düşüyor. Biz o hataya düşmemeliyiz. Bu tip siyasal, etik, ahlaki konuların henüz bir sonları olmadığını, tartışılmaya devam edilmesi gerektiğini ve bu konularda çeşitliliğin olmasının sağlıklı olduğunu anlamamız gerekiyor.

Ancak Celal Şengör, bu görüşlerinden ibaret de değildir. Gördüm, birçok kişi “Bir bilim insanını sırf bilim tarafı için değerlendiremeyiz. Sonuçta bilgisayarlara bizden iyi işlem yapabiliyorlar diye ödül vermiyoruz; çünkü insanlığın diğer özelliklerinden yoksunlar. İnsan bir bütündür.” gibi eleştiriler okudum. Doğru, katılıyorum (her ne kadar bilgisayarlara, özellikle Yapay Zeka’ya becerilerinden dolayı ödüller verildiği olduysa da 😛 ). Buna rağmen, Celal Şengör ekstrem bir vakadır. Kendisinin arka planı ve altyapısı, yoldan geçen herhangi birinin, hatta akademisyen olan birinin bile kolay kolay bir ömre sığdırabileceği şeyler değildir. Hatta onları da gördüm, “Muhtemelen o yaşa gelince biz de oralarda olacağız.” diyenler olmuş. Sizin iyiliğinizi istediğim için, “Yapın da görelim!” diyorum. Umarım bunları diyenler, o yaşlara gelince oralarda olurlar da koltuklarımızı kabartırlar, onlarla tanışık olduğumuz için gurur duymamızı sağlarlar. İnanın bunu kışkırtmak için söylemiyorum, eleştirilere katıldığım için, eleştiri sahiplerini tamamen anlayarak söylüyorum. Celal hocanın konumunu bir hedef olarak alın ve ondan iyisini yapın!

Öte yandan, farazi varsayımların ötesinde, bir de gerçek var: Celal Şengör, o akıl almaz konumların her birindedir. Zaten bu yüzden ekstrem bir vakadır. Bir düşünsenize, şimdi diyelim ki bilmem ne üniversitesinden bir Yrd. Doç. Celal’in 1 numaralı eleştiride söylediklerini söylemiş olsun. Adamı silerler. Celal’in silinmeme nedeni nedir? 2 şey:

i) Akademik arka planının tartışmaya yer bırakmayacak parlaklığı. Gerçekçi olalım. Birçok akademisyenin anca hayallerinde göreceği bir konumda Celal Şengör.

ii) İnanılmaz bir iletişim platformuna sahip olması. Celal hoca, tayfasıyla birlikte büyük küçük her çeşit TV’den radyoya kadar inanılmaz geniş bir yelpazede insanlara ulaşıyor. Sözleri milyonlar tarafından dinleniyor.

Zaten bu durum, 2. eleştiriye de bakış açımı oluşturuyor: “Evrim Ağacı Celal Şengör’e platform sağlıyor.” Cidden mi? Evrim Ağacı, Celal Şengör’ün insanlara erişme potansiyeline ne kadar bir katkı yapacaktır sizce? Ya da Celal Şengör’ün Evrim Ağacı’nda konuşmaması sağlansa, ne kadar bir kitleyi yitirecektir Celal Şengör? Dikkate değmeyecek kadar. Bu konuda kimin kime prestij ve platform sağladığı sorusu dikkatli ve gerçekçi bir şekilde ele alınmalı. “Evrim Ağacı” ve “Celal Şengör” ikilisinde, kimin kime prestij sağlayacak gücü olduğu bence açıktır.

Daha önemlisi… Evet, Celal Şengör kadar iyi, hatta belki daha iyi jeologlar, jeofizikçiler, evrimsel biyologlar, bilim insanları vardır ülkemizde (bunları bir bir bulup göstereceğiz canlı yayınlarımızda). Ancak, hadi Celal Şengör’ün akademik arka planını tamamen bir kenara koyalım. Onun halk arasında bilime karşı uyandırdığı heyecanı uyandırabilen kaç kişi vardır? Depremlerle ilgili bir yayın yapsak, o kişinin tuhaf çıkışları olsa, eleştirmenler arasında bile bu kadar ses getirir miydi? Onu da geçtim, 85.000 takipçisi olan sayfamızın canlı yayınlarının izlenme metrikleri ortadadır. Bizim için elbette bu dert değildir; ancak Celal Şengör’ün popülist gücü ile herhangi bir akademisyenin boy ölçüşmesi imkansızdır. Tamam, zaten bu nedenle ve Gelecek Bilimde yayınlarımız, buna tekrar geleceğim az sonra. Ancak Celal Şengör sayesinde dikkatini çekebileceğimiz insanları eleştirel düşünceye sevk etme ve belki, sadece belki Celal Şengör’ün bile sorgulanabilir olduğunu, karşısında durulabilir olduğunu, her sözünün doğru olmadığını gösterecek bilimsel altyapıyı zaman içerisinde kazandırma potansiyeline ne diyeceğiz? Bunu görmezden mi geleceğiz? Çünkü Evrim Ağacı, Celal Şengör’ü yayına alarak “değişmiyor”, bunun altını çizmek gerekir. Evrim Ağacı 3 sene önce neyse, 5 sene sonra da ilkeler olarak o olacak… En azından olmaya çalışacak…

Şimdi… Bu durumda şu ortaya çıkıyor: Celal Şengör’ün Evrim Ağacı’nda ağırlanmaması gerektiğini düşünmenin iki temel sebebi olabilir:

i) Prensip olarak,

ii) İdeolojik olarak.

Prensip olarak Celal’i ağırlamamamız gerektiğini düşünme, az önceki sorumun yanıtına farklı bir boyut katıyor: Evet, Celal’i ağırlamamak belki onun insanlara erişme miktarına dikkate değer *miktarda* etki etmez. Ancak *etki eder*. Prensip olarak bu yeterlidir. Katılıyorum! Eleştirileri okuduktan sonra arada kalmama neden olan ana sebep bu oldu zaten… Bir noktada yayını iptal etmeyi ve/veya yayına katılmamayı düşünme noktasına da bu nedenle geldim. Tabii bunlar aşırı hızlı yaşanan şeyler, son birkaç günkü yoğunluğumla birleşince “anlık” olduğu bile söylenebilir. Fakat zaman buldukça eleştiriler üzerinde kafa yormaya çalıştım. Tarafsız bakmak çok önemli çünkü benim için, kişisel bir iş değil bu zira, bir “Evrim Ağacı” meselesi…

Ancak ii numaralı sebep üzerinde kafa yormak, yayının yapılması gerektiği konusunda karar kılmama neden oldu. İdeolojik olarak Celal Şengör ile değil, Celal Şengör’ü ağırlama planımız olduğu için bizi eleştirenlerle aynı taraftayım. Hatta içgörülü olduğum zaman, belki bir başkası yapacak olsaydı onları “hata yapmak” ile yargılayabilirdim, bilmiyorum.

Ne var ki ii numaralı gerekçe, insanların Celal Şengör’ün “ideolojik kimliği”nin, “bilimsel kimliği”nden ön planda olduğunu düşündüğü varsayımına dayanıyor. Çünkü eğer ki Evrim Ağacı Celal Şengör’e gerçekten bir platform veriyorsa, korkulan Şengör’ün “hatalı düşüncelerini” bu insanlara yayacağıdır. Lakin durum bu değil. İki sebeple:

i) Konumuz siyaset ya da felsefe olmayacak, depremlerden, evrimsel biyolojiden, modern bilimden, Türkiye’de bilimden, vs. konuşacağız. Sanıyorum Celal Şengör’ün bu konudaki açık ara yetkinliğini oturup pek uzun tartışamayız.

ii) İnsanlar Celal Şengör’ün ideolojisini takmıyorlar. Bir süredir gözlemliyorum, Celal’in ideolojik taraflarını seven insanlar genelde bizim “klasik CHP’li” veya “Atatürkçü” kitle. Sağcılardan hiç Celal Şengör güzellemesi duymadım, siz duydunuz mu? Ülkede elitist ve militarist insan mı var zaten? Dolayısıyla Celal Şengör’ün ideolojik kimliği, kendine özgü, abuk subuk bir görüştür. Kimse “Oooo Celal baba Marx’a şöyle demiş, o zaman Marx şöyledir.” demiyor. Zira Marx’a giydirmek isteyen adamın Celal Şengör’e ihtiyacı yok, yığınla sağcı/muhafazakar ve liberal, oturmuş literatür var zaten. Celal Şengör bu tartışmada “alakasız bir nesne”dir bana kalırsa…

Bunu birazcık düşününce, Evrim Ağacı ailesinin çoğunluğunun Celal Şengör’ün fikirlerine neden değer verdiği/vereceği konusuna gitti kafam. Cevap, hiçbir kuşku ve tartışmaya yer olmayacak biçimde, Celal Şengör’ün bilimsel kimliği ve bu kimliği harika bir şekilde pazarlıyor olmasıdır. “Pazarlama”yı genelde kötü anlamda kullansam da, burada o kimliğin popülist bir şekilde aklımızda canlanan “bilim insanı” figürüne hitap edecek şekilde kullanılmasını kastediyorum. Denildiği gibi, Celal Şengör’den başka yığınla bilim insanı var, evrimi, jeolojiyi, bilimi anlatabilecek (hoş, hepsini birden ve Celal Şengör’ün derinliğinde anlatabilecek olanların sayısı konusunda soru işaretlerim var). Zaten Gelecek Bilimde yayınlarımızın ana hedefi de bu kişileri ortaya çıkarmak, onlarla araştırmalarını konuşmak, hayat görüşlerini dinlemek, vs. İş, Celal Şengör gibi her şeyi belli ve televize edilmiş insanlar olunca sıkıntı oluyor tabii. Mesela geçenlerde çıkardığımız hocalardan birisi yaratılışçı çıktı, bilmiyorduk. 🙂 Bu durum, onun akademik başarılarına gem vurur mu? İşte konu bu… Belki sıradan biri olduğunda, daha büyük bir gem vurur. Ancak akademik sicili ülke standartları çerçevesinde bu kadar parlak olduğunda, “göz ardı edilebilir” ya da “ana konu haline gelmediği müddetçe tolere edilebilir” olabilir (yukarıda izah ettiğim “prensip meselesi” haricinde tabii; prensipler devreye girdi mi, en ufak “yamuk” kabul edilemez olacaktır).

Dolayısıyla… Benim “Çağrı Mert Bakırcı” olarak elbette belli başlı sorumluluklarım var. Ancak “Evrim Ağacı kurucusu ve idari sorumlusu” olarak bambaşka diğer sorumluluklarım var. Benim endişem, benim ideolojim ile uyuşan isimleri ağırlamak değil; eğer öyle olsaydı, yayınların ana sunucusu olan Burak’ı zaten kafadan almamam gerekirdi; zira kendisiyle siyasi olarak apayrı kutuplardayız.

Benim öncelikli derdim, Türkiye’de bilimsel gelişime ve bilimin halk arasında doğru bir şekilde yayılmasına ön ayak olmak. Bu noktada prensipler bugüne kadar büyük yol gösterici oldu (bkz: Evrim Ağacı İlkeleri). Lakin siyasi ve dinî ideolojiler devreye girdi mi, konular çok muğlaklaşıyor ve ayrımı yapmak her zaman kolay olmuyor. Kritik nokta şu: Spesifik olarak şu veya bu kişi için “ideoloji”, “bilimsel kimlik”ten önce gelebilir. Ancak bilimseverlerin veya bilime meraklı insanların çoğunluğuna baktığımızda bu durumun böyle olmadığını görüyoruz. Evrim Ağacı okurları arasında bu hiç böyle değil; bilimsel kimlik, hele ki Celal Şengör gibi biri söz konusu olduğunda, diğer tüm kimliklerden önce geliyor. Dolayısıyla bu, ana görevimize yük bindiriyor. İdeolojik meseleleri, en azından “Evrim Ağacı” olarak davranırken ikinci plana atmamı gerektiriyor.

Yani ne yazık ki 1 numaralı eleştirinin içeriği doğru olsa bile, bu eleştiri sayesinde varılan “Celal Şengör bu nedenle ağırlanmamalıdır.” sonucunun temel varsayımı hatalı. Evet, “sol cenah” olarak bilinen veya kendini öncelikle siyasi ideolojilerle tanımlayan kişilerde bu perspektif öncelikli ve baskın olabilir. Fakat hele ki siyasetten ve siyasi tartışmalardan birçoklarının bıktığı ve bir çıkış arandığı şu günlerde, birçok insan için bu varsayım hiç doğru değil! Bu kişiler için bilimsel kimlikler, hele ki bu kadar ön planda olan isimlerde, siyasi kimliklerden önce geliyor. Bu durum, Evrim Ağacı’nı takip eden ve genel olarak bilimsever kitlenin büyük çoğunluğu için doğrudur diye tahmin ediyorum (bir anketle doğrulayabilir veya yanlışlayabiliriz elbette). Yani bu kişiler, siyasi açıdan en saçma şeyleri söyleyen birini bile, eğer ki bilimsel kimliği yeterince oturmuş ise sineye çekebilmekte ve değer vermektedir. Bu kötü bir şey mi, iyi bir şey mi tartışılır. Bence iki tarafı da bulunuyor işin…

Ama ne olursa olsun, bu tip bir “bilim kimliği, siyasi kimlikten önemlidir” algısını bireyler olarak kabul etmesek bile, en azından “Evrim Ağacı” olarak davranırken görmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü aksi takdirde, kaçınılmaz bir şekilde siyaseti bilim önüne geçirmiş oluyoruz. Bunun “sansür” ve “ideoloji” gibi kavramları ön plana çıkarıyor olması, bilimsel aydınlanma anlamında kaş yaparken göz çıkarmamıza, daha kötü sonuçların doğmasına neden olabilir. En azından ben oturup düşündüğümde bu sonuca varıyorum.

Fakat Şengör’ü ağırlamayı prensiplerden tamamen kopma olarak da görmemek lazım. Öyle bir şey anca Celal Şengör’ü yayına çıkarıp sol-sağ kavgası yapsaydım olurdu (İlkelerimiz’deki 2. ilke ile çelişirdi). Tam tersine, bunu bir fırsat olarak görmek mümkün… Bunun için 3 temel neden sunacağım:

Örneğin Celal Şengör’e, doğrudan 1 numaralı eleştirideki noktaları ele alan, ancak spesifiklere girmeden, çok ama çok önemli olduğunu düşündüğüm bir soru hazırladım. Buna vereceği cevabı, sizlerin Celal Şengör’ü nasıl değerlendirdiğinizi değiştirebilir (daha da kötü veya daha iyi bir yönde olabilir; illa sevdirecek ya da seviyorsanız sevmekten cayıracak bir soru değil). Yani bana gelen eleştirilerin öznesi olan öfke ve hayal kırıklığına dair ortak endişemizi kendisine aktarmaya çalışacağım (elbette ana konumuz o olamaz; ancak değinmek için elimden geleni ardıma koymayacağım).

İkincisi, söz konusu TV ve radyo yayınlarında Celal Şengör’ü ağırlayan insanlar ya konsept gereği, ya kendi ideolojileri gereği, ya da kalitesizliklerinden ötürü (kimi zaman bunların bir karışımı dolayısıyla) sürekli aynı çerçevede döndürüyor konuyu. Bu nedenle Şengör’ün ağız tadıyla bilim anlattığı yayınların sayısı da inanılmaz azaldı. Ben birazcık işe denge getirmek ve işi akademik/popüler bilim düzlemine çekmek istiyorum. Celal Şengör ideolojik ayıplarına tamamen kayıp olup gitmeden önce, belki de son zamanlarda nadiren olan bir şeyi yapıp, gerçekten bilim konuşalım istiyorum. Bakarsınız Russel Wallace gibi, akademik anlamda her şeye sahip olabilecekken, hayallere kapılıp kayıp gitmiş bir bilim insanının arkada bıraktığı önemli bilimsel kayıtlardan biri olur, kim bilir?

Son olarak, üçüncüsü, Celal Şengör bizi daha önceden son dakikada satmaya çalışmıştı (evet, bu Şengör ile yapacağım 2. “önemli” iş), bunun tekrar yaşanmayacağının bir garantisi yok. Belki de boşa dil döktük; ancak en azından perspektiflerin tartışılması ve daha iyi bir perspektife ulaşabilmek adına fırsat oldu bu, ola ki gene satacak olursa bizi Şengör.

Şengör ile olacak yayının tanıtım videosunda da dediğim gibi: Herkesi eşit derecede tatmin etmem imkansız. Ancak en büyük çoğunluğa, en büyük faydayı sağlamaya çalışabilirim. Bu, kimi zaman kendi, ŞAHSİ ideallerim, ideolojilerim ve prensiplerinden kimi zaman satma değil ama sapma anlamına gelecek olsa bile. Kâr-zarar dengesini kendimce yaptığım zaman, faydalar ağır basıyor. Bu nedenle eleştirilerinize belki hiçbir zaman cevap veremeyeceğim, çünkü size katılıyorum; ancak bu eleştirilere *rağmen* yayının neden yapılması gerektiğini aktarmak istedim.

Eğer bu anlattıklarım eleştiri sahipleri için yeterli değilse, ki olmayacağına neredeyse eminim, aflarına sığınıyorum. Hep dediğim gibi, bu tip gönüllülük işlerinde biraz da “Olduğu kadar…” demeyi bilmek gerekiyor.

Bu konuya son birkaç günde kafa yorum, fikirlerini aktaran herkese teşekkürler.

Sevgiler.

Tavsiye Ettiğim TED Konuşmaları

Bu başlık altında izlediğim TED konuşmalarından izlenmesini tavsiye ettiklerimi sıralayacağım. Olabildiğince kategorik halde tutmaya çalışacağım, umarım faydası olur.

EVRİMSEL BİYOLOJİ

MUTLAKA İZLENMESİ GEREKENLER

  1. (Gelecek)

İZLENMESİNİN İLGİNÇ/FAYDALI OLACAĞINI DÜŞÜNDÜKLERİM

  1. (Gelecek)

İLGİNÇ OLAN AMA KRİTİK OLMAYAN KONUŞMALAR

  1. Dan Dennett: Dangerous memes

***

YAPAY ZEKA ve ROBOTİK

MUTLAKA İZLENMESİ GEREKENLER

  1. Guy Hoffman: Robots with “soul”
  2. Hod Lipson: Building “self-aware” robots
  3. Torsten Reil: Animate characters by evolving them (Evrimsel Algoritmaların gücünü görmek için…)
  4. Rodney Brooks: Robots will invade our lives
  5. Vijay Kumar: Robots that fly … and cooperate
  6. Ray Kurzweil: Get ready for hybrid thinking
  7. Miguel Nicolelis: Brain-to-brain communication has arrived. How we did it

İZLENMESİNİN İLGİNÇ/FAYDALI OLACAĞINI DÜŞÜNDÜKLERİM

  1. Marco Tempest: And for my next trick, a robot
  2. David Hanson: Robots that “show emotion” (Hanson müthiş ilginç bir adam ama konuşmanın içeriği yetersiz olduğu için diğer kategoriye koymadım bunu, yoksa mutlaka izlenmesi gerekenlere epey yakın)
  3. Jeff Hawkins: How brain science will change computing
  4. Cynthia Breazeal: The rise of personal robots
  5. Markus Fischer: A robot that flies like a bird

İLGİNÇ OLAN AMA KRİTİK OLMAYAN KONUŞMALAR

  1. Ken Jennings: Watson, Jeopardy and me, the obsolete know-it-all (IBM’in Watson isimli süperbilgisayarına Jeopardy’de yenilen Dünya şampiyonunun konuşması)
  2. Ray Kurzweil: The accelerating power of technology
  3. Sergey Brin + Larry Page: The genesis of Google
  4. Larry Page: Where’s Google going next?
  5. Dennis Hong: My seven species of robot
  6. Peter Molyneux: Meet Milo, the virtual boy
  7. Heather Knight: Silicon-based comedy
  8. Jeremy Howard: The wonderful and terrifying implications of computers that can learn
  9. Ken Goldberg: 4 lessons from robots about being human

*******

BİYOMİMİKRİ

  1. Robert Full: Learning from the gecko’s tail
  2. Robert Full: The sticky wonder of gecko feet

*******

POLİTİKA

  1. Edward Snowden: Here’s how we take back the Internet

*******

EĞLENCELİ KONUŞMALAR

  1. Joe Kowan: How I beat stage fright

*******

ZAMAN KAYBI OLAN, GEREKSİZ, BOŞ KONUŞMALAR

  1. Julian Treasure: How to speak so that people want to listen

Daniel Dennett’in Özgür İrade ile İlgili Görüşlerindeki Temel Hata

Daniel Dennett ateizmin ve modern felsefenin kalelerinden biri olarak görülür ve çok sağlam bir adamdır. Ama çok kritik bir hata yapıyor bu videodaki argümanında: özgür irademizin olup olmamasının yaratacağı ahlaki/yasal sorunların, özgür irademizin olup olmadığı gerçeğini etkilediği varsayımını yapıyor. Bu çok saçma bir varsayım. Yasalarımızın ve ahlakımızın bize ne söylediği gerçekleri etkilemez. Yasaların kütleçekimini yasaklıyor olması ya da kütleçekimini kabul edenlerin yasal sorunlar doğurması, kütleçekiminin gerçek ya da hatalı olduğunu etkileyemez.

Demek istediğim, özgür irademiz varsa vardır, yoksa yoktur. “Vay efendim yoksa yasal olarak napıcaz, mahkemeler dolup taşar, herkes yoldan çıkar.” Böyle bir argüman bilimsel olamaz. Bir şey gerçekse, söylenir ve sonuçlarına insanlar kendilerini adapte ederler.

Ben de hemen Dennett’in düşünce deneyinden yola çıkarak, yargıcın “özgür iradesi olmadığı için ahlaki olarak bozulduğu” iddia edilen hayali (hipotetik) adama vermesi gereken cevabı söyleyeyim, tek cümle:

“Kusura bakmayın bayım ama benim de sizin suçlu olduğunuz yargısına varmak konusunda özgür iradem yok.”

Zira yargıcın o kararı almasına etki eden süreçlerde de “özgür” bir iradesi yok. Ama dikkat edin: suçsuz değil de, suçlu buldu! Neden? Neden böyle bir farklılık var? Çünkü yargılanan adamın bıraktığı intibadan tutun da, o sonuca götüren olayların dizgisine ve adamın yaptığına kadar her şey, o adamın ömrünün bir parçası, ister özgür irade olsun, ister olmasın. Yargıcın da o spesifik karara varmasına neden olan bütün olaylar (eğitimi, kendi etik düşünceleri, vs.) ve onların gelişimi, o yargıcı “o yargıç” yapan unsurlar; özgür iradesi olsun veya olmasın (birebir aynı vaka, iki yargıç tarafından zıt yargılanabilir mesela). Neden o adam onu yapıyor da, şu adam yapmıyor? Neden yargıç suçlu kararını alıyor da, suçsuz kararını almıyor? Bunlar, az sonra da değineceğim gibi, özgür iradenin davranışlarımızla birebir ilişkilendirilmesinin bir sonucu. Ben, öyle olmadığını düşünüyorum. Özgür irademiz olmaması bir yana, olsaydı bile tüm davranışlarımızdan özgür irademizin sorumlu olmayacağını iddia ediyorum. Ki bence yok da… İşte bu suçlu-yargıç örneği de, bizi Dennett’in argümanındaki temel hataya götürüyor:

Argümana göre adamın beynine çip takıldıktan sonra kendisine “artık özgür iradesi olmadığı, her şeyin araştırmacılar tarafından yönlendirdiği” söyleniyor. Adam da bunun üzerine “kararlarının kendisine ait olmadığı”nu düşünerek “yoldan çıkıp” başına bela alıyor. Tamam, Dennett bu örneği, zaten izah ettiğim ve edeceğim gibi bence tamamen hatalı olarak, özgür iradenin var olmamasının yaratacağı ahlaki sorunları göstermek için veriyor. Ancak diyelim ki öyle bir çip gerçekten özgür iradeyi adamın elinden alıyordu. Dolayısıyla gerçekten özgür iradesini yitirdi. İyi de, böyle bir durumda adam “artık kötü olabileceğini” de fark edemez ve buna bağlı olarak “Evet, nasılsa hareketlerimden sorumlu değilim, o zaman kötü olabilirim.” sonucuna varamaz. Çünkü özgür iradesi yitirilmiştir, böyle bir kararı özgürce alması mümkün değildir.

Tabii argümanın bir diğer çürük noktası, insanların içsel olarak “kötü” oldukları varsayımına dayanıyor. Az önce sözünü ettiğim varsayıma göre çok daha tutarlı bir varsayım bu; ancak yine de son derece ispatsız ve sorunlu. Örneğin merak ediyorum Frans de Waal ve onun akımı bunun için ne derdi? İnsanlar doğuştan ahlaksız ve kötü müdür? Dennett gibi birinin savunduğu ilkeler göz önüne alındığında, böyle bir varsayımda bulunması ne kadar doğrudur? İnsanların içsel ve doğuştan kötü olduğu varsayımı son derece sıkıntılı ve son dönemlerde sürekli olarak yanlışlanan bir varsayımdır. Tamamen terk ettiğimiz söylenemez elbette; ancak bundan 20 sene öncesine kıyasla çok ciddi şüphelerimiz var: insanlar, muhtemelen sandığımızdan çok daha iyiler. Ancak sonradan kötüleşiyorlar. Bu durumda, neden kötü senaryoyu düşünüyoruz? Dennett’in senaryosu tam tersinden de geçerli olacaktır: özgür iradenin olmaması, insanları “özlerine” döndürebilir mi? Belki de içimizdeki iyi tarafı baskılayan şeyler, sonradan sözde özgür irademizle aldığımız kararlardan ve sırtımıza yüklediğimiz sorumluluklardan kaynaklanıyordur? Belki de her şeyin doğal süreçlerin bir sonucu olduğunu görmek, insanın kendi özüyle ve doğasıyla daha sıkı bütünleşmesini sağlayacaktır? Bunları sert bir şekilde savunmuyorum; fakat Dennett’in iddiasının tek boyutlu olmadığını görmek şart.

Özgür irademiz olmasa bile, bugüne kadar insanlık dahilinde yapılanlar ve bizim ömrümüz boyunca yaptıklarımız değişmiyor. Hala birilerini “iyi”, birilerini “kötü” yapan faktörler var. İyi olanlar kötü, kötü olanlar iyi olabiliyorlar sonradan. Dolayısıyla bunu motomot bir şekilde “özgür irade” ile ilişkilendirmek ve onun olmaması halinde “her şeyin yerle bir olacağını” düşünmek anlamsız. Aynı şekilde, özgür irademiz yok diye başımızdan geçenlerin bizim suçumuz olmadığı sonucuna varmak da hatalı. Bu ilk etapta sağduyuya aykırı geliyor; ancak az önce dediğim gibi, bizi “biz” yapan ve onu inşa eden çok fazla unsur var. Ve o “biz”i yaşayan kişi de yine “biz”iz. Dolayısıyla, doğrudan özgür bir irademiz yoksa bile, doğru yerde doğru zamanda bulunarak kendimizi geliştirmemiz ve değiştirmemiz mümkün. Yani kolumu şu anda kaldırarak el sallamak benim, kendimden ve etrafımdan bağımsız olarak aldığım bir karar olmayabilir (çünkü muhtemelen özgür irade yok). Fakat bu noktada, bu hareketi yapmama neden olacak süreçler (örneğin bu videoyu izlemiş olmak, bu videoyu paylaşan kişileri tanımış olmak, vb.), benim ömrümün, dolayısıyla benim bir parçam. Ve dün bunlardan ne kadar sorumluysam, bugün de o kadar sorumluyum.

Bu noktada bir diğer gerçek de var: bugüne kadar binlerce yıldır insanlar özgür iradeli olarak davrandıklarını düşünüyorlardı. Fakat muhtemelen değiller. Ancak bu, yine az önce dediğim gibi, bugüne kadar yapılan onca güzel ve çirkin şeyi değiştirmeyecek. Dolayısıyla bu konuda bir “aydınlanma”ya varmak, olayın özünü değiştirmiyor bana kalırsa.

Evet, insanlık “böyle bir gerçeğe” hazır olmayabilir. Fakat bu, gerçeğin bilim tarafından çıkarılıp söylenmesi önünde en ufak engel teşkil etmez. Kaldı ki, özgür iradenin varlığını tarafsız olarak gösteren bir makaleye rastlamak çok zor literatürde (olsa Dennett savını desteklemek için kullanırdı). Tam tersine, özgür iradenin olmadığına dair çok sayıda farklı açıdan yaklaşan araştırma var. Hiçbir araştırma “Evet arkadaşlar ispatladık, özgür irademiz yok.” sonucuna varamıyor tabii (araştırmaları yapanlar çoğu zaman o sonuca varıldığına ikna olsa da). Bu sonuca varılamaması normal; olmayan bir şeyi ispatlayamazsın sonuçta. Ancak kritik nokta şu: yapılan araştırmaların hiçbiri, “Özgür irademiz var.” sonucuna varamadığı gibi, bu ispatlama çabası sırasında yapılan sayısız araştırma, özgür iradenin olmadığına dair bariz ipuçları veriyor. Ki Dennett’i de anlamadığım bir sebeple rahatsız eden de bu.

Dikkat edilecek olursa, Dennett’in videoda verdiği örnek, özgür iradenin var olduğunu gösteren bir araştırma değil. Sadece, özgür irademizin olmamasının ahlaki sorunlar doğurabileceği üzerinde duruyor. Bunda sıkıntı yok, evet, dediği gibi, sorunlar doğurabilir. Ancak gidip de “Özgür iradenin ahlak sorunları doğurmasından ötürü, özgür irade yoktur sonucuna varamayız” demek, Dennett gibi birinin düşmesinin kabulü olmayan, çok ağır bir mantık hatasıdır.

Tüm video boyunca kendisine tam olarak katıldığım tek noktası, son cümlesi: bu konu, gerçekten de “önemli” ve “ayıltıcı” bir konu. 🙂

Not: Bu yorumları sadece bu videoya göre yaptım. Big Think güvenilir bir sitedir. Ancak eğer ki daha geniş bir anlatımın kısa haliyse ve bazı kısımları hatalı anlaşılıyorsa bu nedenle, bilemem.

Amerika’daki Kitaplığım ve Kitap Listem

2014’ün son aylarında paylaştığım üzere, ABD’de kendime bir kitaplık kurdum. Bu konuda Goodwill isimli “thrift shop”un (“ucuzcu” diyelim) müthiş faydası oldu. Buna bir başka yazıda detaylıca değineceğim. Fakat aldığım kitapların büyük kısmının çok önemli ve faydalı kitaplar olduğu kanısındayım. Kitapların bir kısmını zaten okumuştum (gerek Türkçe, gerek İngilizce olarak). Ama büyük kısmı okumadığım kitaplar. Göreceğiniz gibi hepsi sadece temel bilimler hakkında değil. Son birkaç yıldır ilgi duyduğum siyaset/politika, ekonomi, doğa/bilim/mantık felsefesi üzerine de bazı kitaplar var. Kendimi bu sahalarda da geliştirebilmeyi umuyorum. Arada nadiren bazı kitaplarsa sırf merakımdan aldığım kitaplar (tek tük sahtebilim kitapları görebileceksiniz), bazı diğerleri ise yaratılış, akıllı tasarım gibi sahtebilim kitaplarına ait. Bilimin özüne yakın kalabilmek ve onu tam olarak anlayabilmek için bu tür bilim karşıtı argümanları da takip etmek önemli diye düşünüyorum. “Dostunu yakınında tut, düşmanını daha da yakınında…” Yine de çoğu kitap temel bilimler ve genel olarak bilim üzerine elbette. 🙂 Biyoloji, genetik, kuantum fiziği, astronomi, kozmoloji, doğa tarihi, antropoloji, jeoloji, tıp üzerine (hem akademik, hem popüler) çok sayıda kitap bulmayı başardım. Hepsine dalmayı sabırsızlıkla bekliyorum (ve yavaştan okumaya başladım da).

Kitapların neredeyse hiçbirini rastgele seçmedim, inceleyerek aldım. Dolayısıyla içlerinden gerçekten kötü olan herhangi bir kitap çıkacağını sanmıyorum. Birçok arkadaşım bu kitapların bir listesini rica ettiği için (ve kendim de birçok diğer okura faydalı olacağını düşündüğüm için) buradan tam listesini paylaşmak istedim. En önemlisiyse, gerçekten bilimin çok geniş bir kısmından çok önemli yazarların (Charles Darwin’den Brian Greene’e, Stephen Hawking’den Jane Goodall’a, Kenneth Miller’dan Edward Wilson’a, David Attenborough’dan Richard Dawkins’e, Steven Weinberg’den Galileo Galilei’ye, Isaac Asimov’dan Stephen Jay Gould’a kadar ve daha nicesi…) yer alan bir kitaplık oldu. Bu listeyi okuyanların kendilerine yarayabilecek bir şeyler görüp, almayı tercih edebileceklerini düşünüyorum. Bir kişiye yeni bir bilim kitabı tanıtıp, ilgisini uyandırabilirsem ne ala! Yeni kitaplar eklendikçe burayı da güncelleyeceğim.

Seray ile birlikte kitapları aslında kategorik olarak ayırdık; ancak sonradan kütüphanede kategorik olarak dizmenin güzel gözükmediğini fark ettik ve boy sırasına dizdik. Yine de kabaca bir kategorizasyon göreceksiniz (fakat kusursuz bir kategorizasyon olamadı maalesef). Bunun haricinde Android kullanıcılarına tavsiyem, kitaplarını takip etmek için BookCatalogue isimli yazılımı indirmeleri. Bu yazılımı kullanarak tüm kitaplarımı katalogladım, böylece ucuza görüp almak istediğimde, bende zaten var olan bir kitabı almamın önüne geçebileceğim. Dahası bu yazılım sayesinde biri bir kitap adı sorduğunda hemen bakabileceğim. Faydalı olacağını düşünüyorum birçok açıdan, tavsiye ederim.

Neyse, kitaplara geçelim (üzerlerine tıklayarak fotoğrafları büyütebilirsiniz). Olabildiğince kategorilere göre böldüm ama dediğim gibi, birbirine giren kategorilerle karşılaşabilirsiniz, şaşırmayınız:

 

 

 

EVRİMSEL BİYOLOJİ
(ve DİĞER BİLİMLERİN EVRİMSEL ANALİZLERİ)

20150107_223515

  1. Thread of Life: The Smithsonian Looks at Evolution, Roger Lewin
  2. Missing Links: Evolutionary Concepts and Transitions Through Time, Robert A. Martin
  3. Essay on Classification, Louis Agassiz
  4. The Evolving Self: A Psychology for the Third Millenum, Mihaly Csikszentmihalyi
  5. Darwin Devrimi: Evrim, Cogito
  6. Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
  7. Connectome, Bastian Seung
  8. Codes of Evolution, the Synaptic: Language Revealing the Secrets of Matter, Life and Thought, Rush W. Dozier
  9. The Triumph of Evolution and The Failure of Creationism, Niles Eldredge
  10. The Future of the Body, Michael Murphy
  11. The Origin of Species, Charles Darwin
  12. What Darwin Saw: In His Voyage Round the World in the Ship Beagle, Charles Darwin (reprinted)
  13. Biology Demystified, Dale Layman
  14. The Ancestor’s Tale, Richard Dawkins
  15. Darwin’in Tehlikeli Fikri, Daniel Dennett
  16. Darwin ve Sonrası: Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler, Stephen Jay Gould
  17. Evrim, Francisco Ayala
  18. Ever Since Darwin: Reflection On Natural History, Stephen Jay Gould
  19. The Blind Watchmaker, Richard Dawkins
  20. Next of Kin, Roger Fouts
  21. Only A Theory: Evolution and the Battle for America’s Soul, Kenneth R. Miller
  22. Türlerin Kökeni, Charles Darwin
  23. Evrimsel Biyoloji Yazıları, Ergi Deniz Özsoy
  24. Darwin’s Century, Loren Eiseley
    *
    ***
    *
    EVRİMSEL BİYOLOJİ, ETOLOJİ, GENETİK, ANTROPOLOJİ, ASTROBİYOLOJİ, ENTOMOLOJİ
    20150107_223531
  25. Intelligence in Animals, Reader’s Digest
  26. The Primates, Reader’s Digest
  27. Early Man, Reader’s Digest
  28. Primates, Illustrated Library of Nature 
  29. Ancestors: In Search of Human Roots, Donald Johanson
  30. Before the Dawn: Rediscovering the Lost History of Our Ancestors, Nicholas Wade
  31. Mapping Human History: Discovering the Past Through Our Genes, Steve Olson
  32. A Primate’s Memoir, Robert M. Sapolsky
  33. The Biological Universe: The Twentieth Century Extraterrestrial Life Debate and Limits of Science, Steven Dick
  34. QPB Guide to the Search For Extraterrestrial Intelligence: Are We Alone In the Cosmos?, Ben Bova & Byron Preiss
  35. Introducing Anthropology: An Integrated Approach, Michael Park
  36. First Contact: The Search for Extraterrestrial Intelligence, Ben Bova & Byron Preiss
  37. The Passionate Ape: Bad Sex, Strong Love and Human Evolution, Craig Hagstrom
  38. The Parrot’s Lament: and Other Tales of Animal Intrigue, Intelligence and Ingenuity, Eugene Linden
  39. Reptiles, Joyce Pope
  40. Hayvanlar Ne İster?, Marian Stamp Dawkins
  41. Why Do Cats Bury Their Poop? More Than 200 Feline Facts, Fallacies and Foibles Revealed, Margaret H. Bonham
  42. Dogwatching, Desmond Morris
  43. The Ten Trust: What We Must Do to Care for the Animals We Love, Jane Goodall
  44. The Curious World of Bugs: The Bugman’s Guide to the Mysterious and Remarkable Lives of Things That Crawl, David Marlos
  45. Senior Cats, Sheila Webster Boneham
  46. The First Chimpanzee: In Search of Human Origins, John Gribbin
  47. Animals In Transition: Using the Mysteries of Autism to Decode Animal Behavior, Temple Grandin & Catherine Johnson
  48. The Evolution of Cooperation, Robert Axelrod
  49. Genome, Matt Ridley
  50. Out of Eden, Stephen Oppenheimer
  51. Bonobo ve Ateist, Frans de Waal
  52. The Selfish Gene, Richard Dawkins
  53. Evrim Kuramı ve Mekanizmaları, Çağrı Mert Bakırcı (1. ve 2. Basımlar ve Düzeltme Notlarının Olduğu Kopyalar)
  54. 1000 Facts on Animals, John Farndon*
    ***
    *
    ASTRONOMİ, KOZMOLOJİ, FİZİK, DOĞA TARİHİ
    20150107_223540
  55. Stars and Planets, David Levy
  56. Know Your Body: The Atlas of Anatomy, Emmet B. Keefe
  57. Atlas and Dissection Guide for Comparative Anatomy, Saul Wischnitzer
  58. The Dynamic Universe: An Introduction to Astronomy, Theodore Snow
  59. Cosmology: The Science of the Universe, Edward R. Harrison
  60. Amazing Universe, Herbert Friedman
  61. The Universe in a Nutshell, Stephen Hawking
  62. Life on Earth, David Attenborough
  63. The Magic of Reality, Richard Dawkins
  64. The Literary Book of Economics: Including Readings from Literature and Drama on Economic Concepts, Issues, and Themes, Michael Watts
  65. Nature Revealed: Selected Writings (1949-2006), Edward O. Wilson
  66. Consilience: the Unity of Knowledge, Edward O. Wilson
  67. Dialogue on the Great World Systems, Galileo Galilei
  68. The Light at the Edge of the Universe, Michael D. Lemonick
  69. How It Ends: From You to the Universe, Chris Impey
  70. Exploring the Moon: the Apollo Expeditions, David M. Harland
  71. Dreams of a Final Theory, Steven Weinberg
  72. Microeconomics, Jeffrey M. Perloff
  73. The Collapsing Universe, Isaac Asimov
  74. Dinosaur in A Haystack: Reflections in Natural History, Stephen Jay Gould
  75. A History of the Life Sciences, Lois N. Magner
  76. The View from the Center of the Universe: Discovering Our Extraordinary Place in the Cosmos, Joel Primack & Nancy Ellen Abrams
  77. Parallel Universes: the Search for Other Worlds, Fred Alan Wolf
  78. Astronomy: A Visual Guide, Mark A. Garlick
  79. The Elegant Universe, Brian Greene
  80. The Theory of Everything, Stephen Hawking
  81. In the Beginning, John Gribbin*
    ***
    *
    GENEL BİLİM, JEOLOJİ, MATEMATİK, KUANTUM FİZİĞİ
    20150107_223550
  82. Science: Year by Year, Popular Science
  83. ABC’s of Nature, Richard L. Scheffel
  84. Man and Beast, Reader’s Digest
  85. The Kids’ Question and Answers Book, Katherine Farris
  86. The Planet Earth, Encyclopedia of Science
  87. Earth’s Dynamic Systems, Kenneth Hamblin
  88. Statistics for the Behavioral Sciences, Nolan Heinzen
  89. Facts & Fallacies, Reader’s Digest
  90. Answer Book: Fast Facts About Our World, National Geographic
  91. The World Without Us, Alan Weisman
  92. Mysteries of Terra Firma: The Age and Evolution of the Earth, James Lawrence Powell
  93. The Non-Local Universe: The New Physics and Matters of the Mind, Robert L. Nadeau
  94. The Story of Quantum Mechanics, Victor Guillemin
  95. Quantum Mechanics and Experience, David Z. Albert
  96. The Handy Science Answer Book, Carnegie Library of Pittsburgh
  97. The Science Class You Wish You Had, David Brody
  98. Can You Drill A Hole Through Your Head and Survive?, Simon Rogers
  99. Seven Ideas That Shook the Universe, Nathan Spielberg
  100. Entanglement: The Greatest Mystery in Physics, Amir Aczel
  101. Quirkology: How We Discover the Big Truths in Small Things, Richard Wisemann
  102. 101 Soruda Kuantum, Kenneth Ford
  103. Merak Ettikleriniz, Kolektif
  104. Merak Ettikleriniz-2, Füsun Dikmen
  105. Physical Geology, CliffsNotes
  106. Introducing Chaos for Beginners, Ziauddin Sardar & Iwona Abrams
  107. “Surely You’re Joking, Mr. Feynman”, Richard Feynman
  108. Beyond Coincidence, Martin Plimmer & Brian King
  109. Imagining Numbers, Barry Mazur
  110. Contact, Carl Sagan*
    ***
    *
    AKADEMİK KİTAPLAR: GENEL BİYOLOJİ, MİKROBİYOLOJİ, HÜCRE BİYOLOJİSİ, OMURGALILAR, KİMYA, EMBRİYOLOJİ, GELİŞİM BİYOLOJİSİ ve SİNİRBİLİM KİTAPLARI

    20150107_223558
  111. Life, David Sadava & David Hillis
  112. Microbiology: Principles and Exploration, Jacquelyn Black
  113. Essential Cell Biology, Bruce Alberts & Alexander Johnson
  114. Vertebrates: Comparative Anatomy, Function, Evolution, Kenneth Kardong
  115. Principles of Biochemistry, Albert Lehninger
  116. Organic Chemistry, Janice Smith
  117. Essential Biology, Neil Campbell, Jane Reece
  118. Biology: Concepts and Applications, Cecie Starr
  119. Organic Chemistry: Student Study Guide, Janice Smith
  120. Invitation to Biology, Helena Curtis
  121. Dimensions of Human Sexuality, Byer & Shainberg
  122. An Introduction to Embryology, Boris Ivan Balinsky
  123. Human Development: From Conception Through Adolescence, Kurt Fischer
  124. The Natural History of the Mind, Gordon Rattray Taylor
  125. The Man Who Mistook His Wife For A Hat, Oliver Sacks
  126. Insects of the World, Anthony Wooten
  127. Conversations With Neil’s Brain: Neural Nature of Thought and Language, William Calvin
  128. The Search for the Last Undiscovered Animals, Karl Shuker
  129. The Galapagos Islands, Pierre Consant
  130. The Dragons of Eden, Carl Sagan*
    ***
    *
    AKADEMİK KİTAPLAR: EVRİMSEL ROBOTİK, YAPAY ZEKA, MEKANTRONİK, PSİKOLOJİ ve GENEL MÜHENDİSLİK

    20150107_223604
  131. Robo sapiens: Evolution of a New Species, Peter Menzel
  132. Motor Learning and Performance, Richard Schmidt
  133. Psychology: The Adaptive Mind, James Nairne
  134. Abnormal Psychology: An Integrative Approach, David Barlow
  135. Abnormal Psychology, Robin Rosenberg
  136. Social Psychology, Shelley Taylor
  137. An Introduction to Genetic Analysis, Anthony Griffiths
  138. Psychology: Core Concepts, Philip Zimbardo
  139. Social Psychology: the Heart and the Mind, Elliot Aronson
  140. Mechatronics, Sabri Çetinkunt
  141. Darwin’s Devices: What Evolving Robots Can Teach Us About the History of Life and the Future of Technology, John Long
  142. Bug: The Strange Mutations of the World’s Most Famous Automobile, Phil Patton
  143. Visual Perception, Steven Schwartz
  144. Ancient Technology, John W. Humphrey
  145. Cracking the Genome: Inside the Race to Unlock Human DNA, Kevin Davies
  146. Gods In Everyman: A New Psychology of Men’s Lives & Loves, Jean Shinoda Bolen
  147. Machinery of Mind: Inside the New Science of Artificial Intelligence, George Johnson
  148. Behavior Based Robotics, Ronald C. Atkin
  149. Psychology: An Evolutionary Approach, Steven J.C. Gaulin
  150. A Field Guide to Genetic Programming, Riccardo Poli
  151. Introduction to Artificial Intelligence, Philip Jackson*
    ***
    *
    DİN ve FELSEFE: İNANÇLAR, ATEİZM, SAHTEBİLİM, MİTOLOJİ, ZİHİN FELSEFESİ, MANTIK FELSEFESİ, GERİCİLİK ve BİLİM/EVRİM KARŞITLIĞI

    20150107_223618
  152. Apaçık Kuran ve Türkçe Hikmetli Meali, Sami Kocaoğlu
  153. Kuran-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet Vakfı
  154. Rethinking Life and Death, Peter Singer
  155. How to Argue and Win Every Time, Gerry Spence
  156. The Power of Logical Thinking, Marilyn Vos Savant
  157. Inevitable Illusions: How Mistakes of Reason Rule Our Minds, Massimo Piattelli-Palmarini
  158. The Old and New Testaments: Asimov’s Guide to the Bible, Isaac Asimov
  159. Encyclopedia of the World’s Religions, R. C. Zaehner
  160. The Tree of Knowledge, Humberto R. Maturana
  161. The God Delusion, Richard Dawkins
  162. Deconverted, Seth Andrews
  163. Evolution and Ungodly Ways, Gary J. Lassiter
  164. Understanding Religious Man, Frederick J. Streng
  165. The Edge of Evolution, Michael Behe
  166. Kutsal Kitap: Tevrat, Zebur, İncil
  167. Infidel, Ayaan Hırsi Ali
  168. Finding Darwin’s God, Kenneth R. Miller
  169. Holy Bible *
    ***
    *
    POLİTİKA ve SİYASET: ABD ve TÜRKİYE

    20150107_223624

  170. Politics In America, Thomas Dye
  171. Government by the People: National Version, Jack Peltason
  172. Government in America: People, Politics, and Policy, George Edwards
  173. America, Jon Stewart
  174. A Path Where No Man Thought, Carl Sagan & Richard Turco
  175. The Bottom Billion: Why the Poorest Countries are Failing and What Can Be Done About It, Paul Collier
  176. Siyasi Tarih: 1789-2012, Rıfat Uçarol
  177. Modern Türkiye Tarihi: 1789-2007, Carter Findley
  178. Blinded By The Right, David Brock
  179. The Essential Neoconservative, Mark Gerson
  180. Başlangıçtan Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Temuçin Faik Ertan
  181. The World Is Flat: A Brief History of the Twenty-First Century, Thomas L. Friedman
  182. America: A Narrative History, George Brown Tindall
  183. The Chomsky Reader, Noam Chomsky
  184. Natural Capitalism: Creating the Next Industrial Revolution, Paul Hawken & Amory Lovins & Hunter Lovins
  185. The Constitution of the United States, Harold Spaeth
  186. Kayıp Sicil: Erdoğan’ın Çalınan Dosyası, Soner Yalçın
  187. Attack of the Theocrats, Sean Faircloth
  188. Imperial America, John Newhouse
  189. The Art of War, Sun Tzu
  190. Last Words, George Carlin
  191. Crescent & Star: Turkey Between Two Worlds, Stephen Kinze
  192. Zümrüt Ayna, Celal Şengör
  193. The 9/11 Commission Report, Final Report of the National Commission on Terrorist Attacks on the United States*
    ***
    *
    SİYASET, LİNGUİSTİK ve DİĞER KİTAPLAR

    20150107_223643
  194. The Complete Guitarist, Richard Chapman
  195. The Science Ink: Tattoos of the Science Obsessed, Carl Zimmer
  196. Latin, Frederick Wheelock
  197. Texas Gun Owner’s Guide: Who Can Bear Arms, Where Are Guns Forbidden, When Can You Shoot to Kill, Alan Korwin
  198. Why Do We Say It? The Stories Behind the Words, Expressions and Cliches We Use, Castle Books
  199. Varoluş, Gürhan Öztürk
  200. The Big Book of the US Presidents, Victoria Sherrow & Bill Prosser
  201. Dreams of My Father, Barack Obama
  202. Questioning the Millenium, Stephen Jay Gould
  203. Siyasi Tarih: İlkçağlardan 1918’e, Oral Sander
  204. Siyasi Tarih: 1918-1994, Oral Sander
  205. Bilimsel Sosyalizm ve Bilim, Doğu Perinçek
  206. The Audacity of Hope: Thoughts on Reclaiming the American Dream, Barack Obama
  207. United States: A Narrative History, Davidson
    *
    ***
    *
    ANTROPOLOJİ, SOSYOLOJİ, SOSYAL HİZMET ve DİĞER

    20150107_223651
  208. Research Methods in Social Relations, Charles Judd
  209. Society: The Basics, John Macionis
  210. Introduction to Physical Anthropology, Robert Jurmain
  211. Anthropology: The Human Challenge, William A. Haviland
  212. Sociology: A Brief Introduction, Alex D. Thio
  213. The Practice of Social Work, Charles Zastrow
  214. Research Methods for Social Work, Allen Rubin
  215. Social Work: An Empowering Profession, Brenda DuBois
  216. Illustrated Animal Encyclopedia, David Burnie

(Şimdilik hepsi bu… Devamı ve okudukça spesifik kitap yorumların gelecek…)