Sen X Ülkesinde Yaşıyorsun, Türkiye’de Olan Bitenden Sana Ne, Sen Ne Anlarsın?

Bu başlıkta sorulan sorunun daha “yüklü” (bkz: Loaded Question Fallacy) versiyonu şöyledir: “Senin tuzun kuru tabii, başka ülkeden atıp tutuyorsun, sana giren çıkan yok.”

Bunu algı ve gerçek olma seviyesinden şüphe ettiğin zatlar aralıklarla bana söylüyorlar. Büyük bir kısmı şaka ya da imrenmeyle karışık şaka yollu söylese de (ve onlarla tabii ki bir derdim yok), bazılarının gerçekten bunu argüman (?) olarak ileri sürdüğünü gördüm. Yani buna “argüman” demek tabii ki imkansız; daha ziyade genellikle siyasi olan analizlerde argüman üretememek neticesinde kişinin bulunduğu ülkeden yola çıkarak bir çeşit Argumentatum ad Hominem (Kişiliğe Saldırma Safsatası) yapmasından ibaret. Hani tipik “X argümanın hatalıdır, ama hatasını gösterecek argüman üretmekten acizim; dolayısıyla seni Y olmakla suçlayacağım!” ya da “Sen şişkosun, ne anlarsın bilimden!” demek yerine, “X argümanın hatalıdır; ancak buna karşı argüman üretmekten acizim, dolayısıyla senin Türkiye harici bir Y ülkesinde yaşıyor olmanı argüman olarak ileri süreceğim.” demekten ibaret olan bir safsatadır.

Bu kişileri ve safsatalarını 1001 farklı yöntemle atomize etmek, lime lime parçalamak mümkün. Ancak en önemli 3’ü üzerinden yanıtlamak istiyorum:

1) Coğrafi lokasyonların artık gerçekten önemli olduğuna inanacak kadar aptal mısın? Siyasetle, ekonomiyle, vb. alanlarla ilgili her haber, internet dediğimiz teknoloji sayesinde sana ne kadar hızlı geliyorsa, bana da aynı hızla geliyor (evet, arada okyanus altı kabloları nedeniyle birkaç on veya yüz milisaniye gecikme oluyor ama, emin ol onu idare edebiliriz). Senin aklına hayaline gelebilecek her kaynağa, hatta muhtemelen çok daha fazlasına benim burada erişimim var (özellikle üniversitelerin akademik bağlantıları ve makale dergisi kaynakları sayesinde). Ve bu argümanı karşıma çıkıp da bana karşı ileri sürebilecek bir insan olduğuna göre, ezici miktarda yüksek bir ihtimalle şahsi hayat görüşüm seninkinden çok daha engin, tutarlı, oturaklı ve sağlam temelli. Hatasız demiyorum; ancak muhtemelen seninkinden daha az hatalar barındırıyor. Varsın X olayı senin yaşadığın ülkede, şehirde ve hatta mahallede yaşanmış olsun… Hasbelkader o olayın içerisinde bulunduğun durumlar haricinde, eğer ki 100 kişilik bir köyde falan yaşamıyorsan ve 2010-2014 Dünya Bankası istatistiklerinin söylediği üzere popülasyonun %73’ü gibi şehirlerde yaşıyorsan muhtemelen seninle aynı hızda, hatta çoğu zaman internette daha aktif olmamdan ötürü senden kat kat hızlı o haberleri alıyorum, analiz ediyorum, yanal diğer haberlerle kıyaslıyorum ve yorumluyorum. Dolayısıyla 21. yüzyılda gerçekten coğrafi analizi bir bariyer olarak koymak, örneğin Bernard Lewis’in ya da Andrew Mango’nun Türk olmaması ve Türkiye’de yaşamaması nedeniyle Türkiye veya Atatürk tarihi ile ilgili hatalı olduklarını iddia etmek kadar embesilce. Bilesin.

2) İlk nokta daha ziyade coğrafi lokasyonu bariyer olarak kullanmakla ilgiliydi. Şimdiki ise, yaşam alanı ve zaman ile ilgili… Şu anda Türkiye’de yaşamıyor olmam, bundan sadece birkaç sene sonra Türkiye’ye dönmek zorunda kalabileceğim gerçeğini değiştirmiyor. Çocuklarımın, torunlarımın Türkiye’de yaşamayacağını garanti etmiyor, şu anda ABD’de doktora yapıyor olmam. Evet, amacım ebediyen burada kalmak. Ama bunun bir garantisi yok. Garantisi olsaydı bile, Türkiye ile ilgilenmeye devam ederdim. Bu da bizi 3. ve en önemli maddemize götürüyor:

3) Sana ne la? İster gider Mozambik’in ekonomik durumuyla ilgilenirim, ister Türkiye’nin embesilleriyle. Sana mı soracağım? Tuzun kuru olması, siyasi analizi daha eksik, daha geçersiz, daha hatalı yapmıyor. Ama bunu antitez olarak ileri sürmek seni ziyadesiyle angut kılıyor. Aş artık bunu.

Türkiye’nin daha iyi günler görmesini muhtemelen senden veya ondan çok daha fazla isterim. Bunu bilin. Ancak benim metotlarım farklı. Ben, kendi beceri ve ilgi alanımın bir ürünü olan Evrim Ağacı aracılığıyla Türkiye insanını aydınlatmak için aktif bir çabayı zaten koyuyorum. Türkiye’de olduğum zamanlarda defalarca seminerler verdik, hatta Mamak gibi yerlerde bile evrim semineri vermekten ve Başbakanlık tarafından uyarılmaktan, toplantılarımıza “Bakanlıktan geliyoruz.” diyerek gelen MİT çalışanlarıyla uğraşmaktan çekinmedik. Kitaplar bastık, yazılar yazdık, kimseyi sinirlendirmeden bilgiyi aktarmaya çalıştık. Yine olsa yine yaparım. Yapıyorum da… Sen bugüne kadar Türkiye’ için, kendi çapında da olsa ne yaptın? Bunu sor kendine… Hava atmak, şov yapmak için değil… Eleştirinin tutarlı ve yerinde olması için. Hah, yöntemim farklı demiştim… Evrim Ağacı yöntemim değil tabii, ürünüm. Yöntemim ne? Ben öyle Türkiye’yi, Türk insanını, Türk’ü falan övmem. Ben de Türk’üm, öyle yaftalanıyorum, bu sıfatı anlamlandıramasam da… Ancak geri kalmış bir toplumu geliştirmenin yolunun onu övmek, boş yere yüceltmek değil, kışkırtmak, yermek ama daha başarılı olması için teşvik etmek olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle sert sözlerle iğneyi de, çuvaldızı da kendimize batırıyorum. Senin yapamadığını yapmaya çalışıyorum. Bu özentilik falan değil, gerzeklik etme… Bu bir yöntem ve işe de yarıyor. Ben ABD’ye geldiğimde, burada yaşamak istediğimi zaten biliyordum, bu 5. mi, 6. mı ne gelişim. Ancak aklımda olan daha çarpıcı şey, “Türkiye insanı da buradakiler gibi yaşamayı hak ediyor!” idi. “Biz de yapabiliriz!” idi… Bunun yolu da kendimizi pohpohlamak ya da övmek değil. Kendimizi kızdırmak, öfkelendirmek, motive etmek ve tüm bunları doğru bir şekilde, amaca kanalize edebilmek.

Dolayısıyla Türkiye dışında yaşamam, bir süre sonra orada yaşamayacağım (ya da buna mecbur kalmayacağım) anlamına gelmiyor. Bu nedenle Türkiye’nin geleceği seni ilgilendirdiği kadar, hatta muhtemelen sen boş laflar edip hiçbir işe yaramazken ben bir şeyleri değiştirmeye uğraşacağım için seni ilgilendirdiğinden kat kat fazla beni ilgilendiriyor.

Bu nedenle Türkiye’yi eleştirmek, gidişatına en azından elimden geldiğince, sosyal medya aracılığıyla, fikir alışverişiyle yön vermek şu anda yapabileceğim en iyi ve en faydalı şey. Ben de bunu yapıyorum. Ben bir realistim. “Bırak gel o zaman, burada mücadele et.” demen bir işe yaramaz. Bu realist bir çözüm değil. Bir insanın kendisi pişmeden, başkalarını pişiremez. Ve yurtdışında yaşamak, büyük resmi görebilmek, “outsider” (dışarıdan olan) biri gibi bakabilmek, pişmenin en önemli adımları. Kişinin yurtdışında kendisini eğitmesi kadar kıymetli bir şey olamaz! İmkanı olan herkese önemle tavsiye ederim. Bazı yorumlarımı anlamıyor olman, onların hatalı olduğunu değil, muhtemelen farklı frekanslardan konuştuğumuzu gösteriyor (tabii ki içlerinde hata da olabilir, o ayrı; zaten hatalı ise, bunu gösterebilecek kadar güçlü argümanlar üretebilirsin/üretebilmelisin).

Sonuç olarak, bir dahaki sefere aktif olarak siyasi analizlerde bulunan; bundan kat kat fazla aktif olarak, farklı kaynaklardan okumalar yapan, bunlardan edindiği bilgileri derleyen ve etrafına bir miktar katkı koymaya çalışan insanları Ekşi Sözlük’ten, İnci Sözlük’ten, sağdan soldan bulduğun ergence sıfatlar ve daha önemlisi geçici olabilecek şekilde farklı coğrafyalarda yaşaması üzerinden eleştirirken 3-5 defa değil, 10 defa düşün derim. O eleştiriyi yapabilecek had ve konumda mısın, bir üzerinden geç. Hala kendini haklı buluyorsan da, eleştirmekten lütfen çekinme.

Elbet cevabını alacaksındır. 🙂

Bu çok kıl olmaya başladığım bir konuydu, aradan çıkarmak istedim. Bir daha böyle saçma argümanlar duyduğumda, direkt bu linki atıp geçeceğim. Üzerinde düşünmeyi kişiye bırakıyorum.

Not: Benim ABD’de yaşama isteğim, Türkiye’den kaçma merakımdan ziyade ABD’ye duyduğum yakınlıkla ilgili bir şey. Türkiye’ye dönüp aktif olarak bir şeyler yapmayı çok istediğimi yakınlarım zaten çok iyi biliyorlar. Fakat her zaman istenenler, yapılması gerekenlerle örtüşmüyor. Bakalım, zamanla ben de olgunlaştıkça, geleceğim şekillenecek. Ancak daha olgunlaşma yoluna girmeyi becerememiş insanların bu tür çıkışlar yapması sinir bozucu olmanın yanısıra gülünç oluyor. Yapmayınız, etmeyiniz efendim. Siz de mücadeleye dahil olunuz. 😉

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s