Savaş Yasası ve Sözde Irk Düşmanlığı Üzerine…

Savaş, insan türünün sürdürdüğü en vahşi uygulamalardan birisidir. Buna rağmen, savaşın bile kuralları vardır. Savaş gibi akıl almaz derecede vahşi bir olgunun kurallandırılması bazılarına saçma gelebilir. Fakat realizm, bize var olan gerçeklerle yüzleşmemizi ve ona göre pozisyon almamızı söyler. Savaşın iğrenç olması, savaşların bir gerçeklik olduğunu değiştirmemektedir. Bu nedenle realist insanlar, savaşları bitirme mücadelesinin yanısıra, böyle bir şey kaçınılmaz olduğunda bazı düzen ve kuralları garantilemek için etik ve hukuki yasalar geliştirmişlerdir.

Bunlar arasında 3 tanesi temel düzeydedir: savaşın askeri yapılanmalar arasında, askeri bir görevi yerine getirmek amacıyla gerçekleşmesi gerektiğini ve sivil kayıpların ne pahasına olursa olsun minimize edilmesi gerektiğini dikte eden “askeri zorunluluk ilkesi“. Ülkelerin ve askerlerin, militer güçler ile sivilleri ayırt etmesi gerektiğini ve buna göre saldırılara karar alması gerektiğini dikte eden “ayrım ilkesi“. Son olarak, kullanılan gücün abartılı olmamasını zorunlu kılan “oranlılık ilkesi“.

Hepsiyle ilgili söylenecek çok söz var ama ikincisi şu günde öne çıkıyor: savaşta bile, silahlı güçler ile sivil halk ayırt edilmelidir. Bakın, dikkat edin: söz konusu sivil halk, saldıran taraftaki askeri birliğe karşı olan bir tutum ve düşüncede olabilir. İşgalcilerden nefret ediyor olabilir. Hatta savunma tarafıyla işbirliği içerisinde de olabilir. Ancak bunların hiçbiri, silahlı saldırıyı gerekli ve geçerli kılmaz (somut kanıtlar çerçevesinde gelişen bazı istisnalar haricinde). Savaş gibi iğrenç bir süreç bile bu çerçevede sınırlandırılmıştır (ne kadar uygulanıyor tartışılır; ama konu bu değil, en azından ortada bir niyet vardır).

Güya masum duygularla fikir beyan eden halk, bu ilkeyi daha savaş halinde değilken bile uygulamaktan acizdir. Bu korkunçtur! Günümüz insanları için kıstas, bir insanın kendisini yakın hissettiği gruplardan ibarettir. Bu, acınasıdır! “Bir insan Kürt ise, terörist olmalıdır.” veya “Bir insan herhangi bir sebeple, herhangi bir Kürt hareketini destekliyorsa terörist yanlısıdır ve derhal öldürülmelidir.” Bunlar, kabul edilemez ve korkunç düşüncelerdir. İddia edilen terör yanlısı olma halinden bile acınası ve korkunçtur! Irk-temelli milliyetçilik (birçok durum için kısaca “ırkçılık”), derhal arınılması gereken iğrenç bir düşünce biçimidir (ama bu iğrenç düşünce bile, ölümü hak etmez). İnsanlar, bundan çok daha iyisini yapabilecek kadar aydındır, zekidir, akıllıdır.

Savaşta bile silahsız halk gözetilir. Siz kim oluyorsunuz da, masum insanları ölümle yargılama gücünü kendinizde buluyorsunuz? Sorarım…

Not-1: Tabii ki söz konusu bir terör/istihbarat(?) eylemidir. Dolayısıyla bu eylemi savaş kuralları ile yargılamak mümkün değildir. Ama burada eleştiri konusu, terör eylemini yapanlar değildir (şimdilik). Bu terör eylemine alkış tutanlardır. “İnsan öldü, insan!” deyip susamayanlardır.

Not-2: Bu yazı, 20 Temmuz 2015 Suruç Katliamı sonrasında kaleme alınmıştır.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s