“Ak Saray” Maliyetine Uzaya Gönderebileceğimiz Araçlar

Bugün bir arkadaşımın Ak Saray ile Plüton görevlerinin maliyetlerini kıyaslaması üzerine merak ettim, Türkiye halkına neredeyse hiçbir faydası olmayan bir “Cumhurbaşkanlığı Köşkü” yerine, NASA’nın yaptığı ne tür projelerden yapabilirdi diye… Ancak gün içerisinde, kağıt üzerinde hızlıca yaptığım bir hesabı paylaşmıştım. Merakım dinmedi.

Gittim, Mimarlar Odası’nın burada da ilan edilen sayılarından yola çıkarak, tam maliyeti olabildiğince yaklaşık olarak hesapladım. Herkesin dilinde 4.5 milyar TL vardı, ben üşenmedim, sıfırdan kendim kalem kalem hesapladım. Tam olarak 4.200.643.000 TL (kabaca 4.2 milyar TL) sonucuna ulaştım. Hesaplarımda, “gereğinden fazla şişirilmemesi” için 12 aylık değil, Ocak 2015’ten bu yana geçen 7 aylık harcamaları hesaba kattım (o nedenle 4.5 milyardan az bir sonuca ulaştım). Elbette benim hesaplarımda da artı eksi birkaç on-yüz milyon TL hata payı vardır (hata payına bak, şaka gibi). Ama yine de, bu bize bazı sonuçlar verecektir.

Kıyaslamada TL-USD kur oranını ilk etapta hesaba katmadım. Çünkü NASA, kimi zaman yurtdışındaki fabrikalarını kullanıyor olsa da, birçok parçasını kendi ülkesinde üretiyor. Yerli malı yurdum malı kullanıyor. İthal getirttiği malların bir listesine ne yazık ki ulaşamadım; ancak öyle bir şey yapacak olsam tez konusu çıkardı muhtemelen. O nedenle bunu, yeni neslin ekonomistlerine bırakıyorum. Dolayısıyla, Türkiye’nin de yerli malı üretip bundan yola çıkarak uzay programı geliştirme olasılığı üzerinde duruyorum. Zira başka ülkenin malıyla, başka ülkenin platformlarıyla, başka ülkenin parası ve ürünleriyle uzay programı sürdürmenin (veya genel olarak bilim yapmanın) alemi yok. Adamlar dolarla kazanıp dolarla harcıyor, biz de TL ile kazanıp TL ile harcıyoruz. Dolayısıyla kendi ekonomik çarklarımız içerisindeki proje oranlarına bakmamız gerekiyor. Tabii enflasyon ve alım gücü gibi faktörler bu hesapları etkileyecektir; ancak onu da şimdilik göz ardı ediyorum. Çünkü zaten sonuçlar öylesine komik ki, o hata paylarını bile eklesek sonuç heyecan vericiliğini yitirmezdi.

Dolayısıyla 4.2 milyar BİRİM paraya mal olduğunu varsayıyoruz Saray’ın. Bir de, Güneş Sistemi’nin fethi için kullanılan bazı araçların, USD cinsinden olan maliyetlerine bakalım (kur farkını şimdilik katmayacağım için, USD yerine Birim Para diyeceğim):

Şimdi bir bakalım:

Ak Saray için harcanan parayla, 1 defa Mars’a araç indirebilir, Güneş Sistemi’nin en dışındaki gök cisimlerinden olan eski gezegen Plüton’a 1 defa araç gönderebilir, üzerine Mars’a 1 defa yörünge aracı gönderebilir, üzerine artan parayla Ay’a 1000 defa sonda gönderebilirdik. 

veya alternatif olarak;

Ak Saray için harcanan parayla Plüton’a 6 defa araç gönderebilir, tarihe geçebilirdik. 

veya alternatif olarak;

Ak Saray için harcanan parayla Mars’ın etrafında şu anda 60 farklı araç döndürüyor olabilirdik. 

***

Hadi tamam lan, kur farkını da katalım, gelin:

4.2 milyar TL şu anda 1.58 milyar USD ediyor. Yani:

Ak Saray için harcanan paranın dolar karşılığı ile Plüton’a 2 defa araç gönderebilir, üzerine artan parayla Mars yörüngesine 2 ayrı araç gönderebilir, muhtemelen artan parayla da Ay’a birkaç sonda atabilirdik.

Bunun yerine bundan 2-3 sonraki nesil tarafından adı bile anılmayacak bir adama, muhtemelen gelecekte amacına uygun olarak kullanılmayacak olan dev bir saray inşa ettik.

Gururlan Türkiye!

Not: Tabii tüm bunları yapabilmek için bir uzay programı, binalar, platformlar ve hepsinden önemlisi aydın insanların yönettiği bir ülkenin gerekiyor olması gibi ufak ek problemler var. Ancak sanıyorum ki tüm bunların masrafı da, atıyorum Diyanet İşleri gibi hiçbir işe yaramayan kurumlardan veya çeşitli devlet organlarının harcamakta olduğu hiçbir dönüşü olmayan harcamalardan fazlasıyla çıkar. Öyle ki, ülkemize gelen astronotlar ve bilim insanları “Vay anasına, ne güçlü ülke!” bile derler, o derece! 🙂 Hatta bir çözüm, illa hiçbir kalemden para bulunamıyorsa, “Uzay Programı Vergisi” olabilir. Herkesten her ay bunun için 8-10 kuruş vergi alınacak olsa (gereksiz alınan trilyonlarca TL vergiden hiçbir şekilde kaynak ayrılamayacağını varsaymak gibi bir çılgınlık yapıyorum şu anda), 10 sene içerisinde Dünya’yla yarışır hale geliriz. Nerede… Vizyon gibi ufacık bir eksikliğimiz var işte. 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s