TEDxTexasTech Etkinliğinden İzlenimler ve Konuşmamdan Arta Kalanlar

TEDxTexasTechUniversity-transparent

Birkaç saat önce, ilk defa sahnesinde bulunduğum, 1984’ten beri devam eden, Dünyaca ünlü TED konferanslarının “yan ürünü” olan TEDx serisinin TEDxTexasTech ayağında yaptığım konuşmam bitti. 🙂 İnanılmaz bir hava (kar) muhalefetine rağmen 986 kişilik salonda 700’den fazla seyirci bulunuyordu. Gerçekten bu Amerikan halkının bir müze merakına, iki konferans merakına hayranım. Gerçi Türkiye’nin de hakkını yememek lazım bu konuda; ancak bu kadar küçük bir şehirde (Ankara’nın nüfus bakımından 30’da, İstanbul’un 60’ta biri kadar olan bir şehirde) böyle bir salonun dolması baş döndürücü! Üstelik burası Lubbock. Tutucular şeridi olarak bilinen “Bible Belt”in (“İncil Kuşağı”) kalbi sayılıyor. Ben Ankara’da ve İstanbul’da salonların yarısının boş kaldığı zamanları hatırlıyorum. Cidden, helal olsun, ne diyeyim bu ülkenin güzel insanlarına! Neyse, etkinliğe dönelim:

Etkinlik bence süreç bakımından aşırı amatör olsa da, finali bomba gibi yaptı. Etkinliğe 2 gün kala daha halen sunumların kontrolü yapılmamış, herhangi bir resmi açıklama ve takipte bulunulmamıştı. Her şey son derece havadaydı. Önce konuşmalar öncesinde pratik yapma imkanımız olacağı söylendi, sonra iptal edildi. Tamamen antremansız olarak insanların karşısına çıkmamız gerekti (buna az sonra geleceğim). Ancak son 2 günde, müthiş bir çalışma sergileyerek harika bir iş çıkardılar. Hem katılımcı olarak seyirciler arasında yer aldım, hem konuşmacı olarak sahnede… Gerçekten tebrik etmem lazım, tek bir pürüze bile rastlamadım etkinlik boyunca. Bir dahaki seneye bundan 1000 kat plan ve programlı olacaklarına ant içtiler ama. Umarım öyle olur.

Çok kısaca TED’den bahsedeyim, bilmeyenler olabilir. TED (Technology, Entertainment, Design – Teknoloji, Eğlence, Tasarım), 1984 yılından beri Dünya çapında süregelen bir mini-konferanslar serisi. Alanlarında uzman olan, anlatacak bir şeyleri olan, bir anısı olan ve etkili iletişim yöntemlerinden anlayan kişilerin sahne alıp, insanları düşünmeye sevk edici konuşmalar yaptıkları bir uygulama. TED, her sene (ya da sanırım bazı zamanlar 2 senede 1) Dünya’nın farklı şehirlerinde düzenleniyor. Konuşmacıları son derece saygın ve alanlarında üst düzey insanlar oluyor. Ancak bu akademik veya başarılı insanlar, tamamen halkın anlayabileceği düzeye indirgeyerek bilimsel, teknolojik, eğlence-odaklı, tasarımsal konuları aktarıyorlar. Tam benlik bir şey yani. 😀 Öte yandan bu büyük konferansların yanısıra, TEDx denilen “yan konferanslar” da oluyor. Bunlar, yerel seriler. Örneğin Ankara’da 2012 yılında TEDxMETU ODTÜ’de düzenlenmişti. 2013 yılında ise TEDxTunalı düzenlenmişti. İkisi de çok başarılı etkinliklerdi (katılamadım, ama katılımcıları gördüm). Benim katıldığım da, bunun TEDxTexasTech olan versiyonuydu. Buradan çıkan başarılı konuşmacılar, kimi zaman TED’e de davet edilebiliyorlar. Ama gerçekten çok sıradışı olmak lazım.

Her neyse, her zaman TED sahnesinde yer almak istemişimdir, bunu yapmaya karar verdim ve başvurdum. Geçen sene başvurduğumda, bir “demo video” istemişlerdi. Ama çekmeye zamanım olmamıştı, ondan Türkiye’de Ankara, İstanbul, İzmir gibi çeşitli şehirlerdeki üniversitelerde Türkçe olarak yaptığım konuşma videolarımı göndermiştim. Eh, haliyle, nasıl İngilizce konuştuğumu bilemediklerinden reddetmişlerdi. Bu sene fırsatım oldu ve bir tanıtım videosu çektim. Çok beğenmişler ve hemen kabul ettiler. Böylece süreç başladı. Bugün de sunumumu yaparak bu birkaç aylık süreci tamamladım.

IMG_20150228_114808

Ara süreçten bahsetmeyeceğim, sık sık tekrar yapmakla ve konuşmamı değiştirmekle geçti. Toplamda 8 ana versiyon değişikliği yaptım; konuşma metnim baştan sona değişti, adeta sıfırdan yarattım. Her birinde en az 2, en fazla 5 defa alt versiyon değişikliği yaptım. Paragrafların yerleri, içeriği, biçimi değişti. Çok meşgul edici bir süreç anlayacağınız. Düzenlemesi de çok zor, içinde yer almak da. Öyle ki, ne TEDxMETU, ne TEDxTunalı, tekrardan böyle bir işe girişmişler. Yalnız da değiller. Şartlar çok zor, çok disiplinli olmak gerekiyor.

Ancak bir “konuşmacı” gözüyle değerlendirecek olursam… Ben bugüne kadar toplamda on binlerce insana, kimi zaman yüzlerce kişinin tıklım tıklım doldurduğu salonlarda onlarca kişiye konuşma yaptım. Bu konuşmaların hiçbirine 1 defa bile çalışmadım. Çünkü çıkıp anlattığım şeyler, hayatımı tanımlayan, benimle bütünleşmiş olan konular: ya evrimsel robotik, sinirbilim gibi konular; ya da tabii ki, evrimsel biyoloji. Texas Tech’te 1 defa 1 saat 20 dakikalık ders anlattım İngilizce olarak. Bildiğiniz, hem son sınıf biyoloji dersi, hem de master-doktora dersi. 1 defa bile çalışmadım sunuma. Anlatmak istediğim şey şu: eğer bir şeyi anlatmak üzere sahneye çıkıyorsam, onu biliyorumdur. Bilmiyorsam, zaten oraya çıkıp insanlara bir şeyler anlatma cüretine sahip olmam. İzlerim.

TED böyle bir durum değil. Anladım ki TED, bir “konuşma” ya da “konferans” bile değil. Hele ki ana dilinizde değilse… TED bir şov, bir gösteri. Sana tek bir atış şansı veriyor. 18 dakika veriyor. Bu konuşma sırasında en az 3 farklı açıdan kameralar kaydediyor. Çoğu zaman, canlı olarak yayınlanıyor. Hiçbir düzenleme, değiştirme, müdahale imkanı yok. Ne konuştuğunu %100 bilmen gerekiyor. “Iıı”lamak, tekrarlamak, takılmak, unutmak opsiyon değil. Baştan sona, söyleyeceğin her kelimeyi bileceksin. Ben buna alışık değilim. Ezbere bir şeyler anlatmayı hiç sevmem. Zira düşünceleri yeterince aktarabildiğime inanmıyorum ezbere anlatımlarla. Ama TED’in konsepti bu, asla 18 dakikayı geçemiyorsun (çok çok ünlü biri değilsen). Bu da, benim için hiç normal olmayan bir anlatım şartı demek yani… 😀

tedx

Her neyse, konuşmam evrimsel robotik üzerineydi. Ancak evrimsel robotiği bir araç olarak kullandım. Aslen, evrimsel algoritmaların genel olarak beceremediğimiz tasarımları bizim için nasıl ortaya çıkarabileceğini, ne kadar güçlü bir araç olduğunu anlattım. Sonra bunun üzerinden, evrimsel biyolojiye geçerek, evrimin sadece temel bilimler için değil, tüm modern bilimler için ne kadar bütünleştirici ve önemli olduğunu anlattım. Evrimin “maymunun insana dönüşümü”nden kat kat fazlası olduğunu, bir doğa yasası, bir doğal algoritma olduğunu anlattım. Bunların hepsini video yayınlanınca görebilirsiniz. Bazı bilgiler için şuraya da bakabilirsiniz: http://evrimagaci.org/makale/517

Normalde 18 dakikaya ayarladığım, aslında 22-23 dakikaya ihtiyaç duyan konuşmamı sahneye çıkınca 17 dakikada bitirdim. Beklediğim kadar pürüzsüz geçmedi çünkü zaman sınırı kafamı kaıştırdı (tam tahmin ettiğim gibi). Benim gibi kısa yazma ve kısa anlatma becerilerinden yoksun (ve açıkçası bunu önemli bir artı olarak gören) birine 18 dakika kelepçeden beter. 😀 Ama konsept bu tabii, yapacak bir şey yok. Dakika sınırını ayarlayacağım diye bitirmek için çabalarken kafamın karışması sonucu son derece kritik bulduğum 2 noktayı (belki de 3, videoyu izleyince göreceğim) atlamak zorunda kaldım. Bu da, öz eleştiri yapmam gerekirse, konuşmamın bütünlüğüne ve gücüne zarar verdi. Yakın bir gelecekte buradan konuşma metnimin eksiksiz transkriptini paylaşacağım. Video da yayınlanınca, atladığım noktaları daha iyi görebilirsiniz ve ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Bu nedenle, seyirciyi istediğim gibi sürükleyemedim maalesef.

Ancak… Aldığım geribildirimlere bakılırsa sanıyorum tüm bunlar, sonucu ve sunumun başarısını pek fazla etkilemedi. Çünkü konuşmamın bitişinde, özellikle ön 5-6 sıradaki seyirciler, benim gün boyunca son derece başarılı bulduğum birçok konuşmacıya bile yapmadıkları şekilde bağıra bağıra (“Vuuhuuu” şeklinde 😀 ) alkışladılar. 😀

Sonrasında da birçok katılımcı ile konuştum. 3 lisans öğrencisi benimle 1 saat kadar konuştular, sorular sordular. Bir tanesi matematik ve bilgisayar bilimi çift anadal yapıyormuş, zehir gibi bir çocuk. Çok sayıda kişiyle el sıkıştım, kısa kısa fikirlerini aldım. Hepsi anlattığımın ne kadar ilginç bir fikir olduğunu, sonuçların ne kadar şaşırtıcı ve beklenmedik olduğunu belirttiler, çok başarılı bir sunum çıkardığımı söylediler. Demek ki konuşma amacına ulaştı. 🙂 TED’in mottosu olan “Yayılmaya değer fikirler”den (“Ideas worth spreading”) birini sunmuş oldum diye umuyorum. Keşke zaman sınırı bu kadar katı olmasaydı da, hepsini 20-22 dakikada aktarabilseydim. 🙂 Neyse artık, sonraki seferlere.

Şahsen değerlendirecek olursam, bugüne kadar yaptığım en kötü sunumdu. 😀 Yani şöyle diyeyim: aslında çok çok daha iyi yapabilirdim (veya çok daha iyi sunumlar yaptığım zamanlar olmuştu). Ama çoğu zaman bana kötü/berbat gelen sunumlarım, dinleyici insanlar tarafından faydalı ve fazlasıyla doyurucu bulunuyor ki elbette önemli olan, dinleyiciler olarak onların fikirleri. Bu da öyle oldu denebilir. İlk defa 700+ kişiye, İngilizce ve oldukça ağır sayılabilecek bir konuda anlatım yaptığım düşünülürse, sanıyorum üstesinden geldim. Öyle ya da böyle… 🙂

IMG_20150228_093857

Bunun haricinde, elbette etkinlik sadece benim sunumumdan ibaret değildi. Dolayısıyla diğer konuşmacılardan ve katılımcılardan da bahsetmek gerek: öncelikle, muhteşem bir ekip düzenledi etkinliği; ancak ne yazık ki hem hava muhalefeti, hem de bir miktar organizasyonsuzluk sıkıntı yarattı (slaytları son anda düzenlememiz ve formata uydurmamız gerekti). Ama yine de pürüzsüz bir iş çıkardılar neredeyse. Konuşmacılar çok sağlamdı (seks kölesi kaçakçılığından bahseden ve Dünya’nın tüm problemlerini pornografiye bağlayan tuhaf, bana göre bağnaz ve oldukça tutarsız bir rahip hariç), her biri ilginç ilginç anılarını, başarılarını, başarısızlıklarını ve bilimsel konuları anlattılar. Son derece ilgi çekici konuşmalar yapıldı. NASA astronotu ve TTU mezunu Bernard Harris ve alanında en önde gelen iklim bilimcilerden olan, iklim değişimiyle ilgili onlarca makale yayınlamış Katharine Hayhoe ile tanışma fırsatı buldum. 🙂 Dinleyiciler de tüm sunumları gözlerini ayırmadan, uyuklamadan, pür dikkat ve anlamaya çalışarak dinlediler, o da harikaydı. Yani etkinliğin başarısı, ufak tefek pürüzleri ortadan kaldırdı. O nedenle mutluyum. 🙂

Sunumum birkaç gün içinde YouTube üzerinden de yayınlanır, sizlerle de paylaşırım. 🙂

Destek olan herkese çok teşekkürler!

Çok daha iyilerini, hep birlikte yapmak dileklerimle! 🙂

Not: Bir daha TED konuşması yapar mıyım? Aslında konuşmadan birkaç dakika sonrasına kadar cevabın “Anadilimde olmayacaksa asla!” olurdu. 😀 Ama aldığım geribildirimler son derece olumlu ve destekleyici. Bu tabii güç veriyor. Herhalde tekrardan TEDxTexasTech’e birkaç sene çıkmam, zira anlamı yok, fikrim vardı, anlattım, tüm Dünya ile internetten paylaşılacak. Ancak belki ileride ana TED konferanslarından biri olursa veya bir başka TEDx etkinliği olursa, katılmayı düşünebilirim. Hem o zamana kadar araştırmam da ilerlemiş olur, daha spesifik anlatımlar yapabilirim. Öte yandan Türkiye’de düzenlenecek herhangi bir TED konuşmasına gözüm kapalı katılırım. Çünkü düşünceler, paylaşılmaya değer. 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s