Cennetin Yanlış Tarafında: Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD)

5fdp_wrong_side_of_heaven_vets_wallpaper_by_boxofmyst3riez-d7uuhrp

Rock/metal müziği koruyup kollamamız ve sevmiyorsak bile desteklememiz için tek bir neden saymam gerekirse, popüler kültür içerisinde sanatsal anlamda “lirik” (söz) barındıran nadir müzik türlerinden olmasıdır (buna bir de kaliteli rap dahil edilebilir). Sadece aşk, börtü, böcek gibi artık lakayıtlaşmış, bayağılaşmış ve ayağa düşmüş temaların dışına çıkmayı başaran ve insanlara halen “gerçekten bir şeyler anlatabilen” nadir sanat türlerinden olmasıdır. Bu nedenle, her ne kadar son yıllarda düşüşe geçmiş olsa da, bu müzik türünün korunması gerektiği kanaatindeyim.

Bunun bir örneğini, diğer şarkılarını pek de sevmediğim Five Finger Death Punch (FFDP) isimli gruptan vermek istiyorum. Ekip, son derece vatansever bir Amerikan grubu. Birçok Amerikalı gibi ordularının gerçekten Dünya’yı daha iyi bir yer haline getirmek için uğraştıklarını düşünüyorlar. Bu sırada devletin, yönetimin, idarenin, ordunun ve tutumun hataları olabildiğini biliyorlar; fakat amacın Orta Doğu’da sürekli tekrarlandığı gibi “salt para merakı” olmadığı kanısındalar. Amerika’da, deniz-ötesi savaşa daha az eğilim gösteren demokratlarda bile bu tür bir tutum hakim. Cumhuriyetçileri söylemiyorum bile, onlara kalsa tüm ülkelerde ABD demokrasi saçmalı. 😀 Her neyse, bunu tartışmayacağım, zira iki tarafın da yer yer abartıldığını, ABD’nin “melek de şeytan da” olmadığını düşünen biriyim genel olarak. Faşist diktatörlüklerin yükseldiği noktalarda aklı başında diğer ülkelerin duruma el atması, engel olması, baskı yaratmasının faydalı olduğu kanısındayım. Zaten “Herkes kendi sınırlarında takılsın işte.” gibi bir mantığın böylesi iç içe geçmiş bir sistemde pek mümkün olmadığı kanısındayım. Ancak bunun tabii silaha, tanka, topa dönüşmesi rahatsızlık verici olabiliyor ki sorunlar da orada başlıyor. Ama bahsedeceğim şarkıyı seçme nedenimi daha iyi anlamanız için bu altyapıyı sağlamalıydım. O nedenle birazcık bahsetmek istedim.

FFDP’nin bu şarkısının künye bilgilerini falan vermeyeceğim, Wikipedia’dan öğrenebilirsiniz. Ancak şarkı, FFDP’nin askeri üslerde verdiği bazı konserlere özel olarak yazdığı, muhteşem bir şarkı, onu söyleyebilirim. Başlığı “Wrong Side of Heaven” (Cennetin Yanlış Tarafı). Genel olarak, savaş sonrasında askerlerde yaygın olarak görülen Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nu (Post Traumatic Stress Disorder) anlatıyor. Tabii ki sanat olduğu için herkesin anladığı başka başka olacaktır; ancak ben anladığımı anlatmak isterim. Önce, şarkıyla birlikte sözlerini vereyim. Klibiyle de dinleyebilirsiniz; ancak ben bunu tercih etmiyorum. Kliplerin çekiciliği adına yapılan görsel yönlendirmelerin yanıltıcı ve saptırıcı olduğu kanaatindeyim. O nedenle düz vereceğim. Sözlerden sonra bir de klipli hali var, isterseniz ondan dinleyebilirsiniz elbet…

I spoke to god today, and she said that she’s ashamed.
(Bugün Tanrı’yla* konuştum, bana utanç içerisinde olduğunu söyledi)

What have I become, what have I done?
(Ben neye dönüştüm, ben ne yaptım?)

I spoke to the devil today, and he swears he’s not to blame.
(Bugün şeytanla konuştum, suçlanması gerekenin kendisi olmadığına yemin etti)

And I understood, cuz I feel the same.
(Ve onu anladım, çünkü ben de öyle hissediyorum.)

***NAKARAT BAŞI***
Arms wide open, I stand alone.
(Kollar sonuna kadar açık, bense yalnız başımayım)
I’m no hero, and I’m not made of stone.
(Ben kahraman değilim ve taştan yapılmadım)
Right or wrong, I can hardly tell.
(Doğru ve yanlışı zar zor ayırabiliyorum)
I’m on the wrong side of heaven, and the righteous side of hell.
(Cennetin yanlış tarafında, cehennemin haklı tarafındayım)
I’m on the wrong side of heaven, and the righteous side, righteous side of hell.
(Cennetin yanlış tarafında, cehennemin doğru, doğru tarafındayım)
***NAKARAT SONU***

I heard from god today, and she sounded just like me.
(Bugün Tanrı’yı duydum, sesi tıpkı bana benziyordu)
What have I done, and who have I become.
(Ben ne yaptım, neye dönüştüm?)
I saw the devil today, and he looked a lot like me.
(Bugün şeytanı gördüm ve bana çok fazla benziyordu.)
I looked away, I turned away!
(Başka yöne baktım, sırtımı çevirdim!)

(NAKARAT)

I’m not defending, downward descending,
(Savunmuyorum, dümdüz aşağı düşüyorum)
falling further and further away!
(Giderek daha da aşağı, daha da aşağı…)
I’m closer EVERYDAY!
(Her gün daha da yakınım!)

I’m getting closer every day, to the end.
(Her gün sona daha da yakınım!)

The end, The end, the end,
(Sona, sona, sona…)
I’m getting closer EVERYDAY!
(Her gün daha da yaklaşıyorum!)

(NAKARAT)

* Bu not ile birlikte, fikirlerimi yazayım. İlk olarak, Tanrı’yı tanımlamak için kullanılan şahıs türünün dişi (she) olduğuna dikkat ediniz. Bu, muhteşem ince bir gönderme bana kalırsa. Dişi; daha barışçıl, anaç, sıcak, insani olan cinsiyet. Şarkının hitap ettiği Tanrı’nın dişi olması ve pişmanlık duyması, halk arasında ABD’nin barış ve demokrasi için gittiği yerlerde gereğinden fazla kalması, yanlış işlere sapması, şahsi çıkarları daha fazla ön plana getirmesi, askerlerin döndükten sonra evsiz, işsiz, vs. bırakılması gibi sayısız olumsuzluğa gönderme yapıyor bana kalırsa…

Şarkıda bariz bir şekilde hüzün, korku ve üzgünlük hakim. Eğer klibini izleyecek olursanız, savaş sonrasında kendi haline bırakılan gazilerle ilgili bol bol olumsuz istatistik verildiğini görüyorsunuz. Bol bol da duygu sömürüsü tabii… “Seni korumaya yemin ettim, gönüllü oldum, hayatımı tehlikeye attım… Sen atma diye…” gibi sözler görüyoruz. Verilen istatistikleri sıralayacak olursak:

  • 300.000 savaş gazisi evsiz ve sokakta yaşıyor,
  • 1.4 milyon gazi evsizlik tehdidi altında,
  • Evsiz gazilerin %67’si ABD için 3 yıl boyunca askerlik yaptı,
  • Asker ailelerinde boşanma oranı %42 oranında artış gösterdi,
  • 460.000 asker PTSD sorunuyla baş ediyor,
  • Evsiz gaziler ortalama 6 sene sokaklarda yaşıyorlar,
  • Her 2 saatte 1, bir gazi intihar ediyor (yılda 5000 gazi),

PTSD gerçekten illet bir şey. Olayın ABD’nin savaş politikasıyla, çıkarlarıyla, vs. ilgisi yok. Askerlik denen mefum ve onun sonrasında gelen müthiş hızlı çöküş ile ilgisi var. Askerde kahraman olarak omuzlarda taşınanlar, ABD’ye döndüklerinde bir hiç olarak değerlendiriliyorlar. Bu, inanılmaz bir psikolojik çöküntüye neden oluyor. Yani savaşta görülen, yaşanan, deneyimlenen şeyler bir tarafa, bir insana aşırı değer verip, birden ayaklarının altından halıyı çekince, beyin haklı olarak sapıtıyor. Aynı durum, istihbarat ajanlarının açığa çıkarılmasında da görülüyor. Bir zamanlar her şeye sahip olanlar, bir anda hiç haline getirilince, ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Çoğu psikolojik olarak çöküyor ve tanınmaz hale geliyor (bazı diğerleri ise çeteleşerek eski güç duygusunu yakalamaya çalışıyor, birçok terör örgütü böyle doğuyor). Şarkıda sayısız defa tekrarlanan “Ben neye dönüştüm, ben ne yaptım?” da bununla ilgili. Ancak sadece psikolojik çöküntünün yanısıra, bu kişilerde “kullanılıp kenara atılmışlık” duygusu da oluşuyor. Ki bu, asıl çöküntüye neden olan, gerçeğin görülmesini sağlayan şey: askerler, devletin elindeki piyonlardan ibaretler. Bir bütün (ordu) olarak çok değerliler; ancak tekil olarak bir hiçler.

Ancak şarkıdaki “gazilerin kenara itilmişlik” duygusunu bir kenara bırakacak olursak ve klibi izlemeden sadece sözleri okuyacak olursak, daha farklı bir tablo da çıkıyor bana kalırsa: bariz bir şekilde pişmanlık, sorgulama, merak duygusu seziyorum ben. Genel olarak ABD’nin savaş politikalarının doğruluğu sorgulanıyor gibime geliyor. Bu yapılırken, askerler ve PTSD bir araç olarak kullanılmış gibime geliyor. “Ben bir kahraman değilim.” yakarışı bu uyanışı, “Taştan yapılmadım.” kısmı ise kafa karışıklığı, sorgulama, terk edilmişliği yansıtıyor gibime geliyor. Bunlar benim yorumlarım tabii; bu şarkıyı dinlerken sadece asker-savaş-PTSD ilişkisinden daha fazlasını hissettiriyor.

Bir diğer ilgimi çeken nokta, sözlerin bazı noktalarda eksik bırakılmış olması. Bu eksiklikler, çok farklı anlamlara gelebiliyor. Örneğin, “Savunmuyorum, dümdüz aşağı düşüyorum.” kısmındaki “savunmuyorum” lafı, hem “Artık vatanı savunmuyorum.” anlamında, hem de “Yaptıklarımı savunmuyorum.” anlamında anlaşılabiliyor. Bu, şarkıya daha da fazla anlam katıyor.

Dahası, şarkıda kişinin kendisinde hem Tanrı’yı, hem şeytanı görmesi; ancak hem ikisine de yakın hem ikisine de uzak olması müthiş bir anlam bütünlüğü sağlıyor. Cidden, amacına ulaşarak o “arada kalmışlık” ve “terk edilmişlik” duygusunu yakalamış adamlar.

Son olarak, “Cennetin yanlış, cehennemin haklı tarafındayım.” lafı, o kadar derin, o kadar anlamlı bir söz ki, anlatmakta güçlük çekiyorum. Ancak bu noktaya kadar anlattığım her şeyi toplayıp, tek bir cümleye yerleştimişler adeta. Üzerinde düşündükçe sözün anlamı daha da büyüyor.

Tavsiye ederim.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s