İdam Cezası Neden Çözüm Değildir? Önerilerim Neler?

Prison-Break-electric-chair

Özgecan Aslan’ın tecavüz, katliam ve yakılması gibi iğrenç davranışlar sonucu öldürülmesine hepimiz öfkeliyiz, biliyorum. Bu öfke, çıkacak yer arıyor. Çoğu zaman olduğu gibi, yine yanlış kanallara yönlendiriyoruz öfkeyi, dağıtıyoruz, dağıldıkça sakinleşiyoruz, sakinleştikçe çözüm arama gayretimiz azalıyor ve gene, “normal Türkiye gününe” dönüyoruz. Bu nedenle öfkemizi mantığımızla yönlendirmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ki aslında bu, duygular ile mantık arasındaki harika ilişkiyi de bize gösteriyor: öfkeden daha güçlü bir motivasyon olabilir mi? Hangi mantık, öfkenin yarattığı baş döndürücü odaklanmayı, hırsı, istekliliği sağlayabilir. Ancak mantık olmaksızın, az önce dediğim hedeften sapma kaçınılmazdır. Odaklanmamış bir öfke, öfkesizlikten kötüdür.

İdam cezasını istemek de, çok kötü yönlendirilmiş bir öfke örneğidir. Birkaç başlık altında bunu toplayalım:

1) İnsani değil. Evet, klişe ama gerçek. Gene klişe, fakat insanlığımızı hatırlatan şu soruyu sormamız gerekiyor: Birilerini öldüren insanları öldürürsek, sahiden, ne farkımız kalıyor onlardan? Suçlu, tek başına olduğu için bütün suçu üzerine alır. Toplum, birini “idam” adı altında katlettiğinde, bütün suçu paylaşır (ki idam, yani adam öldürmek, suçtur, ahlaki olarak kötüdür). Bu suç o kadar fazla insan arasında bölünür ki, kimse suçlu olduğunu düşünmez. Hele bir de cezayı veren kurum idam cezasını isteyenler değil de, “mahkeme” diye üçüncül bir kurum olunca, suçu iyice üzerimizden atmış oluruz. Ancak idama evet diyen herkes, insanlık suçu işlemeyi kabul ediyor demektir.  Bu bir sanrıdır. Önce biz insan olacağız ki, sonra suçluları insan edebileceğiz.

2) Caydırıcı bir ceza değil. İlk etapta “ölüm” kulağa caydırıcı gelse de, eğer ki toplumda norm haline gelirse artık umursanmayacaktır. Çünkü suçlu, yakalandığında öleceğini bildiği için, kaybedecek bir şey olmadığını da bilir. Psikolojik olarak son derece yetersiz bir uygulamadır. Tam tersine, şişenin dibine vurmuş insanları daha da öteye gitmeye, sona ermeden önce daha da fazla suç işlemeye itebilir. Cezaların amacı caydırıcı olmasıdır. İdam, bunu veremez. Nereden mi biliyorum? ABD’de idam bulunan ve bulunmayan eyaletler arasındaki cinayet suçları arasındaki farktan. Bakınız aşağıya efendim:

murderratesdpvsnodp
ABD’de idam cezasına izin veren eyaletler koyu yeşille gösterilmiş. Verilmeyen eyaletler ise açık yeşille. Çubukların yüksekliği, cinayet suçu oranlarını gösteriyor. Görülebileceği gibi, her sene, idam cezası olmayan eyaletlerdeki cinayet oranları, olanlardan dikkate değer miktarda düşük. Denenmiş işte… Modern toplumlarda idam işe yaramıyor. Bu kadar basit. Daha fazlası için bkz. [2] Üstelik aynı kaynaktan görebileceğiniz ek grafiklerden de anlayabileceğiniz üzere, son dönemde bu eyaletler arasındaki suç farkı daha da açılmış! Medeniyet ilerledikçe, eğitim oranları arttıkça [3] idam işlevsizleşiyor.
3) Suçlu için tercih edilir bir ceza olabilir. Hapishane şartlarını bilen insanlar (buraya tıklayarak -daha kısası burada– bazı detayları okuyabilirsiniz), ömür boyu hapishane ortamında kalmaktansa ölmeyi tercih edebilirler. Böylece idam, suçluya yarayan, ona adeta ödül olan bir ceza opsiyonu olarak karşımıza çıkar.

4) İntikam içermiyor. Her ceza, biraz intikamdır. Otoritenin intikamı, suçlunun suçu yönelttiği kişinin yakınlarının intikamı, toplumun intikamı… Bu, psikolojik olarak anlaşılırdır. İntikam, sadece geçici bir mutluluk vermez, aynı zamanda cezaların aslen caydırıcılık faktörünü belirler. “Kısasa kısas” benzeri olan idam, bir intikam değildir. Uluslararası prestij nedeniyle son derece “insani” şekilde yapılması gerekir. İdam edilecek kişi uyuşturulur, en hızlı ve acısız şekilde ölmesi sağlanır. Bu, intikamın tanımıyla uyumsuzdur. Kurban yakınlarına hiçbir fayda sağlamaz.

5) Bedava iş gücü kaybıdır. Suçlular, suç işleme lükslerinin karşılığını bedava iş gücüyle verebilecek harika araçlardır (tabii burada suça itilmişlik ile suçluluk ayrımı yapmak gerekebilir ama şimdilik göz ardı edeceğim). Bu bedava iş gücü, sadece kapitalizm için değil, insanlığın geneli için son derece işlevsel olabilecek bir araçtır, hele ki her ülkedeki devasa suçlu popülasyonu düşünülecek olursa…

6) İdam, çok tehlikeli bir oyuncaktır. İdam kararını veren mahkemeler, Türkiye gibi gelişmemiş 3. Dünya Ülkeleri’nde hükümetlerin oyuncağı olabilirler (ya da çoktan öyledirler). Bugün tecavüzcüler ve katiller için istediğiniz ceza, yarın “sokakta izinsiz eylem yapıp güruhu galeyana getirenler” için de uygulanır hale gelebilir. Bu ülke, idamın en kötü uygulamalarını gördü. Ne dilediğinize dikkat edin, yarın sahip olduğunuzda, pişman olabilirsiniz.

2010 yılına kadar bu konular üzerine çok kafa yormadığım için idamı son derece makul bir ceza olarak gören biri olarak; gerek Seray ile tanışmam ve toplum-ceza ilişkileriyle çok daha yakından haşır neşir olmam, gerekse konu üzerine daha fazla kafa yormam nedeniyle idamın ne kadar saçma bir uygulama olduğuna yönelik daha çok fazla neden sayabilirim. Suçluları öldürerek onlara ceza veremezsiniz, hatta hem onlara, hem de potansiyel olarak tehlikeli bir hükümete adeta altın tepside ödül vermiş olursunuz.

Peki o zaman ne yapmalıyız?

Bu kadar eleştirip de çözüm önerisi üretmemek aptallık olurdu. O nedenle, birkaç hızlı tavsiyede bulunayım:

1) Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis: Bu, tabii ki akla gelen ilk öneri. Belli suçlarda aflar ve indirimler olmamalı. Bu derhal uygulamaya konulmalı. Suçu itiraf etti diye kafa kesip insan yakan katillerin müebbet hapsi 35 yıla indirilmemeli. “Hapishanelerde suçluları besliyoruz.” mentalitesi bence çok doğru değil. Ondan önce daha nelere vergiler ödüyoruz, bir bilseniz… Aşağıda vereceğim önerilerle, o ufak verginin karşılığını kat kat ve suçluyu suçundan pişman ettirinceye ve ötesine kadar alabiliriz.

2) Emek Kullanımı: Daha önce sözünü ettiğim gibi, suçlular bedava emek kaynaklarıdır. Bu, sonuna kadar sömürülmelidir (çünkü suç işleme lüksünü sergileyerek kişi, bu tür bir uygulamayı kabul etmiş sayılır). Toplumla hiçbir zaman yüz yüze gelmemesine rağmen, toplum için çalıştırılmalıdır. Yaptığı suçla ilişkili olarak çeşitli ürünlerin üretilmesinde görev alabilir, topluma faydalı temizlik, üretim, kalite kontrol vb. işleri yapabilir. Bunun karşılığında herhangi bir ücret, ceza indirimi, fayda, avantaj alamamalıdır. Oraya girmesinin nedeni “kötülük için kötülük” ise, orada “iyilik için iyilik” yapmaya mecbur bırakılmalıdır. “1 kişinin emeğinden ne olacak?” diyorsanız, hapishane popülasyonlarını bir inceleyin derim. Hapishanelerin yanına çeşitli “hapishane fabrikaları” kurulabilir ve oralarda bu kişiler çalıştırılabilir.

3) Psikolojik Cezalar: Ben fiziksel cezaların son derece etkisiz olduğuna inanıyorum. Herkesin fiziksel şiddete dayanma eşiği farklıdır ve bu eşik kolayca geliştirilebilir. Ancak psikolojik cezalara direnç kazanmak çok zor olduğu gibi, hemen herkesin bu konudaki eşiği oldukça düşüktür (sosyopatlar hariç ama onlar zaten hapishanede genel popülasyon içerisinde yer almazlar). Örneğin tek hücre hapsi ve bu sırada yukarıda bahsettiğim üretim işlerine mecbur bırakılma, oldukça güçlü bir cezadır. Psikolojik cezaların miktarı arttırılabilir.

4) Eğitim Mevzusu: Her şeyin başı eğitim olsa da, ben bazı suçluların eğitim görmesine karşıyım. Çünkü eğitim, bir katilin hapishaneden çıkma kartı olabilir. Ancak çok nadiren suçlular eğitime açık olurlar ve ben onların da çok ufak bir yüzdesinin değişebileceği kanısındayım. İşte bu nedenle hapishanelerdeki psikologların, psikiyatristlerin, sosyal hizmet uzmanlarının varlığı çok önemli. Bunun haricinde eğitim, suçlunun -özellikle çocuk olan- yakınlarına yöneltilmeli. Suç, suçlunun yakınlarına yüklenmemeli. Onların bu suçtan etkilenerek suça itilmesinin önüne geçilmeli. Elbette, bunun haricinde, toplum çok daha iyi bir şekilde eğitilmeli ama bu apayrı bir konu. Şu etapta detaylarını vermeyeceğim, bir başka yazıda fikirlerimi paylaşabilirim.

5) Suçla İlişkili Fiziksel Cezalar: Bu çok kaygan bir zemin. Bir örneği “Tecavüzcüleri hadım edelim.” İnsanlık dışı olsa da, tekil olarak suçluları ayıklamak açısından faydalı olabilir. Fakat şu var: ömür boyu hapis almış birini hadım etmenin faydası nedir? Bunu iyi düşünmeli. Belki daha hafif suçlar işlemiş olanları geri salarken bu tür uygulamalar üzerinde durulabilir. Bu arada hadımdan kasıt, gidip de kasatura ile penisi kesmek değildir. Kimyasal yöntemlerle yapmak mümkündür. Tabii dediğim gibi, bu eğer ki kişinin gerçekten hapis yaşantısı sonrasında topluma kazandırıldığından emin olunamıyorsa; ancak salınması için yeterli şartlar oluştuysa uygulanma opsiyonu düşünülmelidir. Çünkü halen yeterince insanlık dışı bir uygulama ve yine, hükümetin oyuncağı haline getirilmeye çok müsait. Ancak elbette ayıp suç işlemiş birinin önlenmesi, halkın güvenliği açısından kat kat önceliğe sahiptir, bu da görülmeli. Şu gerçek hatırlanmalı: insan üremeden yaşayabilir. Ve bir suçlu, suç işlemeyi göze alarak (hele ki çirkin/ayıp suçları işlemeyi göze alarak) bazı yaptırımları otomatik olarak kabul etmiş demektir.

6) Denek Olarak Kullanım: İlk etapta benim aklıma gelmedi (ve nasıl gelmediğine hala şaşırıyorum); ancak arkadaşlarımdan sevgili Ayberk Sadıç harika bir öneri getirdi (ve aklın akıldan üstün olduğunu gösterdi): bu kişiler, bilimsel deneylerde denek olarak kullanılabilir. Bilim insanları (ve adayları) olarak sürekli söylediğimiz gibi, denek hayvanları sürekli kesilip biçilen deneylerde kullanılmamaktadır; ilaç, davranış, gözlem vb. birçok araştırmada da görev almaktadırlar. Bu hayvanların deneylerde kullanılma nedeni, hiçbir insanın denek olmak istemeyişidir. Yoksa biz aptal mıyız insan için üretilen bir ilacı farede, domuzda deneyelim? Bu suçlular, piyasaya sürülecek çok kritik ilaçlar için klinik araçlar olabilirler. Bu durum, akla felaket senaryolarını getirmesin; zira bilim ilerledikçe, isabetli ilaçlara doğrudan ulaşma oranımız da artmaktadır. Bu nedenle suçluların vücutlarını sömürmek değil burada amaç. Fakat doğrudan halka satılacak ilaçların veya bazı davranış deneylerinin bu tür kişiler üzerinde ön denemelerden geçmesi, bana kalırsa son derece makul ve insanlığın tümüne yarayacak bir adım olacaktır. Belli etik çerçeveler çizilmesi elbette gerekebilir; fakat iple asmaktan veya ilaç enjekte ederek öldürüp katillerin işine gelecek bir adım atmaktan iyi bir opsiyon olacağı kesindir.

Tavsiyelerin bazıları, belki başta yaptığım eleştirileri karşılayacak kadar güçlü değil, biliyorum. Ancak idamın iyi bir çözüm olmadığından oldukça eminim. Dolayısıyla üzerine kafa yorulması gerektiği kanaatindeyim. Özellikle de işgücü olarak nasıl kullanabileceğimiz üzerine düşünmenin faydalı olacağı kanaatindeyim. Ancak ben tek kişiyim. Akılcı bir şekilde oturup üzerine düşünürsek, insanlığımızı yitirmeden suçtan ve suçludan yeterince intikam alacak, yeterince caydırıcı olabilecek cezalar üretebileceğimiz kanısındayım (ki yukarıda Ayberk’in önerisi bunun çok güzel bir örneği).

Bunun işe yarayacağını nereden biliyoruz?

Daha önce işe yaradı da ondan! 1865-1928 yılları arasında ABD’de “suçlu kirası” (penal lease) adı verilen bir yöntem uygulanırdı. Hapishaneler, suçluları firmalara ucuz işçi olarak kiralardı. Şirket, kiraladığı suçluların temel ihtiyaçlarını karşılardı. Suçlular da ucuz emek olarak çalışırdı. Dönemde yapılan araştırmalara göre, bu yöntem tüm hapishanelerin toplam giderlerinden tam %372 (3.72 kat) gelir getiriyordu [1]!

Tabii ki sistem yozlaştı, çeteler oluştu, taşeronlar doğdu, ayrımcılıklar başladı, insan haklarına aykırı olduğuna dair sesler yükseldi ve sonunda durduruldu. Elbette, çok güçlü bir devlet, çok güçlü bir kontrol gerekiyor. Ama hangi kanunda ve devlet organizasyonunda bu böyle değil ki? Türkiye’de uygulanmasının önünde büyük bir engel, çünkü yozlaşmaya açık bir toplumuz. Fakat şeffaflık sağlanabilirse, bence halen işlevsel olabilecek bir yöntem bana kalırsa. Yani öfkemiz dindikten sonra baktığımızda, “insan sömürüsü” olarak geliyor olabilir kulağa ama öfkenizi hatırlayın. Doğru yönlendirilmiş bir öfke, faydalı sonuçlar doğuracaktır. Bu sisteme dahil edilecek çarklar, başkalarının hayatını sömürmüş, kızlarına ve eşlerine tecavüz etmiş, öldürmüş, katletmiş, yakmış ve çoğu zaman bunlardan pişmanlık duymayan, bir daha olsa bir daha yapacak (ve hatta yapmış) olan insanlar. Bu tür “bozuk kodlar” ile ilgili yapılabilecek az sayıda şey var: ya onları izole edip besleyip/bakacağız, ya onları eğiteceğiz, ya onları katledeceğiz ya da onlardan faydalanacağız.

Ben şahsen sonuncusundan yanayım. Rasyonel olanın da bu olduğu kanaatindeyim.

Not: Bu arada suçlu psikolojisi de biraz daha kapsamlı incelenmeli. Her suçlu, seri suçlu olmak zorunda değil. Her suçlu, eşit derecede suçlu olmak zorunda da değil (hukuku zor kılan biraz da bu zaten). Bunları ayırt etmeyip tek kefeye koymak da, insanlığımızı yitirmek olacaktır. Biz bu kadar aptal canlılar değiliz. Gerçekten yaratıcı ve işlevsel cezalar bulmak mümkün diye düşünüyorum. Sadece biraz daha fazla uğraşmalıyız.

Ek Not: İlla İdam Uygulanacaksa… Bana kalırsa eğer ki illa, kaçınılmaz bir şekilde, sadece belli suçları işleyenler için idam uygulanacaksa, bu da psikolojik bir ceza haline getirilebilir. Örneğin idam, hemen 1 sene sonrası için değil, 15 sene sonrası için verilebilir. Bu süreçte suçluların bedava emek gücünden faydalanılabilir. Ayrıca idamın orijinal versiyonunun olumsuzluklarından arındırılabilir. Düşünsenize, 15 sene sonra öldürüleceğinizi bildiğiniz halde toplum için çalışmak ve kimseyle temasa geçmeden yaşamayı sürdürmek zorundasınız. Bence bu, doğrudan öldürmekten çok daha etkili ve caydırıcı bir ceza. Potansiyel suçlular, sadece öleceklerini değil, aynı zamanda ölene kadar birçok işi yapmak zorunda bırakılacağını da bilecekler. Böylece caydırıcılık faktörü artmış olacak.

Görsel: Prison Break isimli dizide, aktör Dominic Purcell tarafından canlandırılan Lincoln Burrows isimli karakterin elektrikli sandalye üzerinde neredeyse idam edildiği anlardan bir sahne. İronik bir biçimde, dizideki bu idama mahkum edilen şahıs, tamamen hükümetin çıkarları için oyuna getirilmiş masum bir vatandaş. Dolayısıyla idamın ne kadar tehlikeli bir oyuncak olduğu üzerine koca bir dizi çekilmiş diyebiliriz (hoş, bunu FOX gibi gerici muhafazakar bir kanalın yayınlaması da ayrı bir ironi).

Kaynaklar:

[1] Wikipedia
[2] Death Penalty Info
[3] National Center for Education Statistics

Advertisements

3 thoughts on “İdam Cezası Neden Çözüm Değildir? Önerilerim Neler?

  1. Denek olarak kullanmak demişsin. Hem insan haklarından bahset hem de deneklikten. Denek olarak binlerce kimyasaldan acıyla ölmekle idam arasındaki ölmekte ne fark var o insan için. Evet bilime faydası olabilir ama artık 21. Yüzyıldayız başka türlü denemeler yapılabiliyor.Cidden çok saçmalamışsınız.

    1. başka türlü deneyler dediğin hayvan deneyleri oluyor kusura bakma ama kimseye bir zararı dokunmamış hayvandansa tecavüzcünün denek olmasından doğal ne var?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s