Daniel Dennett’in Özgür İrade ile İlgili Görüşlerindeki Temel Hata

Daniel Dennett ateizmin ve modern felsefenin kalelerinden biri olarak görülür ve çok sağlam bir adamdır. Ama çok kritik bir hata yapıyor bu videodaki argümanında: özgür irademizin olup olmamasının yaratacağı ahlaki/yasal sorunların, özgür irademizin olup olmadığı gerçeğini etkilediği varsayımını yapıyor. Bu çok saçma bir varsayım. Yasalarımızın ve ahlakımızın bize ne söylediği gerçekleri etkilemez. Yasaların kütleçekimini yasaklıyor olması ya da kütleçekimini kabul edenlerin yasal sorunlar doğurması, kütleçekiminin gerçek ya da hatalı olduğunu etkileyemez.

Demek istediğim, özgür irademiz varsa vardır, yoksa yoktur. “Vay efendim yoksa yasal olarak napıcaz, mahkemeler dolup taşar, herkes yoldan çıkar.” Böyle bir argüman bilimsel olamaz. Bir şey gerçekse, söylenir ve sonuçlarına insanlar kendilerini adapte ederler.

Ben de hemen Dennett’in düşünce deneyinden yola çıkarak, yargıcın “özgür iradesi olmadığı için ahlaki olarak bozulduğu” iddia edilen hayali (hipotetik) adama vermesi gereken cevabı söyleyeyim, tek cümle:

“Kusura bakmayın bayım ama benim de sizin suçlu olduğunuz yargısına varmak konusunda özgür iradem yok.”

Zira yargıcın o kararı almasına etki eden süreçlerde de “özgür” bir iradesi yok. Ama dikkat edin: suçsuz değil de, suçlu buldu! Neden? Neden böyle bir farklılık var? Çünkü yargılanan adamın bıraktığı intibadan tutun da, o sonuca götüren olayların dizgisine ve adamın yaptığına kadar her şey, o adamın ömrünün bir parçası, ister özgür irade olsun, ister olmasın. Yargıcın da o spesifik karara varmasına neden olan bütün olaylar (eğitimi, kendi etik düşünceleri, vs.) ve onların gelişimi, o yargıcı “o yargıç” yapan unsurlar; özgür iradesi olsun veya olmasın (birebir aynı vaka, iki yargıç tarafından zıt yargılanabilir mesela). Neden o adam onu yapıyor da, şu adam yapmıyor? Neden yargıç suçlu kararını alıyor da, suçsuz kararını almıyor? Bunlar, az sonra da değineceğim gibi, özgür iradenin davranışlarımızla birebir ilişkilendirilmesinin bir sonucu. Ben, öyle olmadığını düşünüyorum. Özgür irademiz olmaması bir yana, olsaydı bile tüm davranışlarımızdan özgür irademizin sorumlu olmayacağını iddia ediyorum. Ki bence yok da… İşte bu suçlu-yargıç örneği de, bizi Dennett’in argümanındaki temel hataya götürüyor:

Argümana göre adamın beynine çip takıldıktan sonra kendisine “artık özgür iradesi olmadığı, her şeyin araştırmacılar tarafından yönlendirdiği” söyleniyor. Adam da bunun üzerine “kararlarının kendisine ait olmadığı”nu düşünerek “yoldan çıkıp” başına bela alıyor. Tamam, Dennett bu örneği, zaten izah ettiğim ve edeceğim gibi bence tamamen hatalı olarak, özgür iradenin var olmamasının yaratacağı ahlaki sorunları göstermek için veriyor. Ancak diyelim ki öyle bir çip gerçekten özgür iradeyi adamın elinden alıyordu. Dolayısıyla gerçekten özgür iradesini yitirdi. İyi de, böyle bir durumda adam “artık kötü olabileceğini” de fark edemez ve buna bağlı olarak “Evet, nasılsa hareketlerimden sorumlu değilim, o zaman kötü olabilirim.” sonucuna varamaz. Çünkü özgür iradesi yitirilmiştir, böyle bir kararı özgürce alması mümkün değildir.

Tabii argümanın bir diğer çürük noktası, insanların içsel olarak “kötü” oldukları varsayımına dayanıyor. Az önce sözünü ettiğim varsayıma göre çok daha tutarlı bir varsayım bu; ancak yine de son derece ispatsız ve sorunlu. Örneğin merak ediyorum Frans de Waal ve onun akımı bunun için ne derdi? İnsanlar doğuştan ahlaksız ve kötü müdür? Dennett gibi birinin savunduğu ilkeler göz önüne alındığında, böyle bir varsayımda bulunması ne kadar doğrudur? İnsanların içsel ve doğuştan kötü olduğu varsayımı son derece sıkıntılı ve son dönemlerde sürekli olarak yanlışlanan bir varsayımdır. Tamamen terk ettiğimiz söylenemez elbette; ancak bundan 20 sene öncesine kıyasla çok ciddi şüphelerimiz var: insanlar, muhtemelen sandığımızdan çok daha iyiler. Ancak sonradan kötüleşiyorlar. Bu durumda, neden kötü senaryoyu düşünüyoruz? Dennett’in senaryosu tam tersinden de geçerli olacaktır: özgür iradenin olmaması, insanları “özlerine” döndürebilir mi? Belki de içimizdeki iyi tarafı baskılayan şeyler, sonradan sözde özgür irademizle aldığımız kararlardan ve sırtımıza yüklediğimiz sorumluluklardan kaynaklanıyordur? Belki de her şeyin doğal süreçlerin bir sonucu olduğunu görmek, insanın kendi özüyle ve doğasıyla daha sıkı bütünleşmesini sağlayacaktır? Bunları sert bir şekilde savunmuyorum; fakat Dennett’in iddiasının tek boyutlu olmadığını görmek şart.

Özgür irademiz olmasa bile, bugüne kadar insanlık dahilinde yapılanlar ve bizim ömrümüz boyunca yaptıklarımız değişmiyor. Hala birilerini “iyi”, birilerini “kötü” yapan faktörler var. İyi olanlar kötü, kötü olanlar iyi olabiliyorlar sonradan. Dolayısıyla bunu motomot bir şekilde “özgür irade” ile ilişkilendirmek ve onun olmaması halinde “her şeyin yerle bir olacağını” düşünmek anlamsız. Aynı şekilde, özgür irademiz yok diye başımızdan geçenlerin bizim suçumuz olmadığı sonucuna varmak da hatalı. Bu ilk etapta sağduyuya aykırı geliyor; ancak az önce dediğim gibi, bizi “biz” yapan ve onu inşa eden çok fazla unsur var. Ve o “biz”i yaşayan kişi de yine “biz”iz. Dolayısıyla, doğrudan özgür bir irademiz yoksa bile, doğru yerde doğru zamanda bulunarak kendimizi geliştirmemiz ve değiştirmemiz mümkün. Yani kolumu şu anda kaldırarak el sallamak benim, kendimden ve etrafımdan bağımsız olarak aldığım bir karar olmayabilir (çünkü muhtemelen özgür irade yok). Fakat bu noktada, bu hareketi yapmama neden olacak süreçler (örneğin bu videoyu izlemiş olmak, bu videoyu paylaşan kişileri tanımış olmak, vb.), benim ömrümün, dolayısıyla benim bir parçam. Ve dün bunlardan ne kadar sorumluysam, bugün de o kadar sorumluyum.

Bu noktada bir diğer gerçek de var: bugüne kadar binlerce yıldır insanlar özgür iradeli olarak davrandıklarını düşünüyorlardı. Fakat muhtemelen değiller. Ancak bu, yine az önce dediğim gibi, bugüne kadar yapılan onca güzel ve çirkin şeyi değiştirmeyecek. Dolayısıyla bu konuda bir “aydınlanma”ya varmak, olayın özünü değiştirmiyor bana kalırsa.

Evet, insanlık “böyle bir gerçeğe” hazır olmayabilir. Fakat bu, gerçeğin bilim tarafından çıkarılıp söylenmesi önünde en ufak engel teşkil etmez. Kaldı ki, özgür iradenin varlığını tarafsız olarak gösteren bir makaleye rastlamak çok zor literatürde (olsa Dennett savını desteklemek için kullanırdı). Tam tersine, özgür iradenin olmadığına dair çok sayıda farklı açıdan yaklaşan araştırma var. Hiçbir araştırma “Evet arkadaşlar ispatladık, özgür irademiz yok.” sonucuna varamıyor tabii (araştırmaları yapanlar çoğu zaman o sonuca varıldığına ikna olsa da). Bu sonuca varılamaması normal; olmayan bir şeyi ispatlayamazsın sonuçta. Ancak kritik nokta şu: yapılan araştırmaların hiçbiri, “Özgür irademiz var.” sonucuna varamadığı gibi, bu ispatlama çabası sırasında yapılan sayısız araştırma, özgür iradenin olmadığına dair bariz ipuçları veriyor. Ki Dennett’i de anlamadığım bir sebeple rahatsız eden de bu.

Dikkat edilecek olursa, Dennett’in videoda verdiği örnek, özgür iradenin var olduğunu gösteren bir araştırma değil. Sadece, özgür irademizin olmamasının ahlaki sorunlar doğurabileceği üzerinde duruyor. Bunda sıkıntı yok, evet, dediği gibi, sorunlar doğurabilir. Ancak gidip de “Özgür iradenin ahlak sorunları doğurmasından ötürü, özgür irade yoktur sonucuna varamayız” demek, Dennett gibi birinin düşmesinin kabulü olmayan, çok ağır bir mantık hatasıdır.

Tüm video boyunca kendisine tam olarak katıldığım tek noktası, son cümlesi: bu konu, gerçekten de “önemli” ve “ayıltıcı” bir konu. 🙂

Not: Bu yorumları sadece bu videoya göre yaptım. Big Think güvenilir bir sitedir. Ancak eğer ki daha geniş bir anlatımın kısa haliyse ve bazı kısımları hatalı anlaşılıyorsa bu nedenle, bilemem.

Advertisements

One thought on “Daniel Dennett’in Özgür İrade ile İlgili Görüşlerindeki Temel Hata

  1. Selamlar,
    Evrende olan ve olacak her şeyin bir matematiği vardır. Bu matematiğin ve fiziğin tüm hayatımıza ve çevremize işlendiğini görmemiz gerekir.ilk etki big bang olabilir.sonra herşeyin etrafa saçılması,entropi olayı.Evrendeki her şey etkileşim halinde ve biz de bu etkilere çok güzel tepkiler veriyoruz..Mesela Güneş biraz ısıtsa gömleğimizin düğmesini açarız,belki vücuttaki stres düzeyi yükselirse tansiyonumuz da yükselir,birine kızarız..Kızdığımız kişinin hafızasına işlenen bu kötü anı ve diğer etkiler, onu etrafında kimse yokken sessiz bir odada otururken birini arayıp dertleşmesine yönlendirebilir.bu böyle uzar gider..işte bu entropinin bir çeşididir. Çok Çok Çok iyi bir matematikçiyseniz su bardağına dökülen bir damla mürekkebin hangi yönlere dağılacagını,düşen bir kuş tüyünün kaç takla atıp hangi kavislerle düşeceğini ve bir insanın hangi olaylara hangi hormonal etki ve nöron düzeyinde oluşabilecek etkilerini hesaplayıp yapacağı son hareketini belirleyebilirsiniz. O yüzden yüce yaratıcının geleceği bilmesi ve evrenin entropisini hesaplaması olağan bir durum.insanın iradesinin olup olmadığı(ki %99 yok gibi) çok büyük bir sorun.Ve uzunca bir süredir düşündüğüm bir olay.Buna göre birinin gelecekte tecavüze uğrayacağı diğerinin de tecavüz edeceği hesaplanabilir.Ortada suç veya mağduriyet var mıdır? Herkes belki de oynadığı rolü kabullenmeli.Ancak bu konuda şu noktadayım ki,şimdiye kadar olanlar oldu ve olması gerekiyordu ancak bu saatten sonra özgürüm diye düşünüp çevre şartları ve kişisel şartlarımızın elverdiği ölçüde hareket etmek en mantıklısı.Ancak şunu da bilmeliyiz ki!!! gizemli bir şekilde, ki araştırmalar bu konuda sürmekte, birine bir kötülük yaptığımızda bu kötülük yeniden ya önümüze çıkıyor ya da sonraki neslimize aktarılıyor ve cezasını onlar çekiyor.Kolektif vicdan gizemli bir yolla herkese hakkını veriyor..Ahlak konusuna girmek istemiyorum ve genel olarak,karşımızdaki birinin canını sıkacak bir hareket kötü olabilir(%90).Bundan hareketle bize kızan birinin bunu aslında kendi iradesiyle yapmadığını düşünmek doğru olur. Ancak tam kızacağım anda bütün etkilerin beni birine kızmaya sevkettiğini düşünüp o anda kızıp kızmamaya karar vermek belki özgür irade olabilir.. ama yine de o bile ,olmayabilir de 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s