Tanrı’ya İnanıp İnanmamızın Getirilerini Matematiksel Olarak Analiz Edebilir Miyiz?

Evet, edebiliriz. Ancak bence, bunu yaparak matematiksel sebeplerle inanmak olabilecek en aşağılık inanç nedenlerinden birisi olurdu. Hani eğer ki büyük dinlerin tanımladığı gibi bir Tanrı varsa veya mesela ben Tanrı olsaydım ve kullarım böyle bir nedenle, “günü kurtarmak” ve “işi garantiye almak” için bana inanıyor olsaydı, sırf çakallıklarından ötürü birazcık cehennemi tattırırdım. 😛 Ancak bu konudaki düşüncelerimden ziyade, illa matematiksel yaklaşacaksak, Tanrı’ya inanmamanın, inanmaya kıyasla neden matematiksel olarak daha mantıklı ve makul olduğunu anlatabilirim. Evet, yanlış duymadınız! Bugüne kadar hep Pascal Kumarı denen kavram, Tanrı’nın varlığına inanmanın matematiksel olarak daha mantıklı olduğunu iddia etti ve insanlar bunu argüman olarak kullandılar. Ancak yanılıyorlar: tam tersine, matematiksel olarak bir Tanrı’nın var olmadığını düşünmek daha makuldür. Şöyle ki:

Tanrı’nın var olma ihtimalinin 1/2, olmama ihtimalinin 1/2 olduğunu düşünelim. Ki aslında bu doğru değil. Bugüne kadar Tanrısal ve doğaüstü olması gerektiği iddia edilen istisnasız her şeyin doğal, somut ve Tanrısal olmayan özellikte olduğunun anlaşılmasından ötürü, Tanrı’nın varlığına yönelik nedenlerin yok olma düzeyine gelecek kadar azaldığını biliyoruz. Dolayısıyla “Tanrı ya vardır, ya yoktur.” diye bir durumda değiliz. Tanrı varsa, onunla ilişkilendirilen en azından 1 şeyin “Evet, bu doğal değildir; gerçekten de doğrudan Tanrı’nın varlığına yönelik bir işarettir.” diyebilmemiz gerekirdi. Bunu diyebildiğimiz tek bir şey bile yok Evren içerisinde. Bilmediklerimiz elbette hala var ve bu sayede Tanrısal olabilecek birkaç özellikten bahseden insanlar halen mevcut (Evren’in nasıl var olduğu, neyin içinde olduğu, vb. gibi). Fakat bugüne kadar yıldırımların nedenlerinden hastalıklara, canlıların çeşitliliğinden yaşamın başlangıcına kadar Tanrı-kaynaklı olduğu söylenen milyonlarca argüman bilimsel, natüralist ve materyalist bir şekilde açıklandığına göre, ilk insanların sıfır bilgisi düzeyine %50-50 olan olasılık, Tanrı’nın olmadığı yönünde ciddi anlamda kaymıştır. Ki bu nedenle bana “Ateist misin?” dendiğinde, “Evet; ancak Tanrı yoktur diyenlerden değilim, var olmasına %1 gibi bir olasılık veriyorum.” derim. Sebebim budur. Ancak Tanrı’nın her şeye gücü yeten bir varlık olma ihtimalinden ötürü, her şeyi “doğal ve Tanrısal değilmiş gibi gözükecek şekilde” yaratma potansiyeli olduğunu da söyleyebiliriz. Bu durumda olasılığı %50’ye geri çekmek mümkün olabilir. Bence boş bir “kurtarma denemesi”nden ibarettir bu; ancak argümanı inceleyebilmek adına geçerli ve mantıklı olduğunu varsayalım. Dolayısıyla Tanrı 1/2 ihtimalle vardır veya yoktur.

Pascal Kumarı’na göre Tanrı varsa ve biz inanmazsak her şeyi kaybetmişiz demektir. Tanrı yoksa ama biz inanmışsak, biraz zaman ve gereksiz duygu boşalmaları haricinde bir şey kaybetmemişiz demektir. Dolayısıyla inanmak matematiksel olarak mantıklı olmalıdır. Ancak “Hangi Tanrı?” sorusu, her şeyi alt üst etmektedir. Nasıl ki az önce Tanrı’nın var olma ihtimalinin aslında %50’den çok çok az olduğundan bahsettiysem ama argümanın iyiliği için Tanrı’ya %50’lik bir şans tanıdıysam, diğer Tanrılara da aynı şans tanınmalıdır, öyle değil mi? Neden spesifik bir dinin tanımladığı Tanrı, diğerlerinden daha büyük avantaja sahip olsun? İnsanların kenara ittiği ve umursamadığı, artık “mitoloji” kategorisine aldığı bir Tanrı’nın, günümüzde büyük dinlerce tanımlanan bir Tanrı’dan neden eksiği olsun? Neden var olma ihtimali daha az olsun? Sonuçta tüm Tanrıların var olduklarını ispatlayan veri sayısı eşit ve sıfırdır. Dolayısıyla bir Tanrı’nın, sırf şu anda moda olmasından ötürü diğerlerinden önde olduğunu düşünmek mantıksızdır. Dolayısıyla burada şimdilik, ateistlerin genelde yaptığının tam aksi şekilde, tüm Tanrıların bu nedenle var olmadığını varsaymak yerine, tüm Tanrıların var olma şansının eşit olduğunu varsayalım. Hak geçmesin. 🙂

Bu durumda müthiş bir sorunla karşılaşırız: insanlık tarihindeki Tanrılara yönelik yapılan istatistiki bir analiz, bugüne kadar 4200 civarında dinin ve 42 milyon civarında Tanrı’nın yaratıldığını söylüyor [1] (Bkz: Not-1). 42 milyon! Bunların bazıları yerel Tanrılar, bazıları küresele yakın seviyede kabul görmüş Tanrılar. Ancak kum tanesi kadar aklımızla, koskaca Tanrı’nın var olup olmamasının bizim onu sevip, popüler hale getirmemize bağlı olduğunu iddia edecek değiliz. Zira Tanrı, her şeye gücü yeten olarak, deistlerin önerdiği gibi hiçbir şeye asla karışmayan bir varlık da olabilir. Hatta varsa, böyle olması daha muhtemeldir (kutsal sayılan kitaplarda bunun aksi defalarca dile getirildiyse de). Çünkü ancak o zaman adil bir durum yaratılabilir ve zaten anlamsız olan “hayat sınavı”, anlamsızın bir tık üstünde anlam kazanabilir. Dolayısıyla bizim bir Tanrı’yı yaygın olarak kabul etmemiz, onun var olma ihtimalini arttırmamakta veya azaltmamaktadır. Bunu şöyle düşünebilirsiniz: belki de Zeus gerçekten “gerçek olan” Tanrı ve şu anda oturduğu yerden içi acıyarak Evren’i seyrediyor. Ama adaleti bozmak istemediği için asla müdahale etmiyor ve insanların “doğru yolu” bulmasını ümit ediyor. Çünkü unutmayın: insanlık çok çok kısa bir sürede var ve Evren’in önemsenmeyecek kadar ufak bir noktasında bulunuyor. Belki de Zeus şu anda Evren’in bir diğer noktasındaki canlılara odaklanmış halde ve bizi kendi halimize bıraktı. Hatta belki de sonsuz sayıda Evren’den bir diğeriyle ilgileniyor. Hele ki zaman kavramının “bizler” ile “Tanrı” için farklı işleyebileceği göz önüne alınırsa, bu çok daha muhtemel olabilir. Tanrı gibi bir yapının 1 Planck zamanı (ölçülebilen en küçük teorik zaman bilimi) boyunca ilgisini bir diğer yöne kaydırması, bizim için 13.82 milyar yıla denk geliyor olabilir mesela. Falan filan… İspatsız bir konu hakkında konuştuğumuz için, dilediğimiz kadar esnetebilir, nicelik ve nitelikler katabiliriz. Bunlar ilk etapta aklıma gelenlerdi. Dahası, çok Tanrılı dinlerin spesifik bir Tanrısı doğru olup, diğerleri hatalı çıkarımlar da olabilir. Yani insanlık, yetersiz zekası sebebiyle gerçek olan Tanrı’yı da içine alan; ancak bol bol sahte Tanrılarla çeşitlenmiş çok-Tanrılı din setleri de yaratmış olabilir. Dolayısıyla çok Tanrılı dinleri bütün olarak reddetmek ya da Tanrı sayısını göz ardı etmek hatalı olacaktır.

Fakat buradaki kilit nokta şu: herhangi bir büyük dinin Tanrısı’nın doğru olma ihtimali ile, şu anda “mitoloji” dediğimiz ya da “yerel inanç” olarak göz ardı ettiğimiz herhangi bir Tanrı’nın var olma ihtimali eşittir.

İşte bu nedenle, Pascal Kumarı şöyle revize edilmelidir:

  • Tanrı’nın var olmadığını düşünmek, %50 ihtimalle doğru sonuç verecektir.
  • Tanrı’nın var olduğunu düşünmek, %0.00000238 (42 milyonda 1) ihtimalle doğru sonuç verecektir.

Dolayısıyla, her Tanrı’nın ödül-ceza prensibinin kabaca aynı olduğu varsayımı ışığında, Tanrı’nın var olmadığını düşünmek matematiksel olarak daha makuldür.

Ama tabii siz gene matematiğe bakmayın. Ya varsa? 😛

Not-1: Bugüne kadar insanların hayal ettiği Tanrıların sayısını bilmek imkansız. Fakat sayı en iyi tahminle bile birkaç bin civarında [2]. Ancak birkaç binle sınırlandırmak fazla indirgemeci ve optimistik olurdu, zira Hinduizm, tek başına 33 milyon Tanrı’ya sahip [3]. Bunların nasıl değerlendirildiğine yönelik yaklaşımlar, Tanrı sayısını azaltabilir. Fakat bu, herhangi bir Tanrı veya Tanrıların varlığı net bir şekilde ispatlanana kadar sonucu değiştirmemektedir (bkz Not 2). Bu konuda içeriğine ve bakış açısına tamamen katılmasam bile faydalı bir makale buradan okunabilir.

Not-2: Bu sayı istatistiklerin verdiği Tanrı sayısına, Tanrıların ortak özelliklerine göre kategorize edilmesi sonucunda “aynı/benzer Tanrı grupları” sayısına, vb. analizlere göre değişim gösterebilir. Fakat ateizmi mantıklı kılan, elde var olan verilerden ötürü yapısal olarak matematiğin doğru tarafında yer almasıdır. Yani 42 milyon ya da 100.000 değil de, 3 Tanrı bile var olsa, doğru Tanrı’ya inanma ihtimali %33 iken, inanmamanın doğru olma ihtimali %50 olacaktır. Çünkü Tanrılar belli kategoriler halinde bulunurken (42 milyon sayısı, hiçbir kategori yokmuş gibi analiz sonucunda çıkan istatistiki bir değerdir), ateizm hepsini tek bir kefeye koyarak “var” ya da “yok” olarak değerlendirir. Bu nedenle Tanrı’nın var olduğu net bir şekilde ispatlanıp, sayı 1’e indirilene kadar, her daim ateizmin duruşu matematiksel olarak avantajlı olacaktır. Ha, ben bu sebeple mi inançsızım? Doğrudan değil, hayır. Burada verdiğim basit matematik bir sonuç, bir neden değil. Zaten elde Tanrıların varlığını doğrulayan bir veri/delil olacak olsa, bu analizi yapmaya gerek kalmazdı. Ama yok.

Kaynaklar:

[1] Atheism Wikia

[2] Encyclopedia of Gods

[3] The 33 Million Gods of Hinduism

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s