Özgür İradeye İnanıyor Muyum?

Soru: Özgür iradeye inanır mısınız? (yada) Canlılar için ”organik robotlar” diyebilir miyiz?

Cevap:

Hayır, özgür irademiz olduğunu düşünmüyorum. Varsa da, müthiş kısıtlı olduğu kanaatindeyim. Özgür iradenin zamana bağlı bir algı kayması türü olduğu kanaatindeyim. Sinirsel süreçlerdeki zaman farklarından ötürü, aldığımız kararları biz aldığımızı “sanıyoruz”. Çünkü öyle algılıyoruz. Ancak sürecin son derece deterministik biçimde, sinirlerin birbiriyle bağlantısında bittiği kanaatindeyim. Bu karara müdahale etme şansımızın yok denecek kadar az, etkimizin de oldukça az olduğu kanısındayım.

Ancak buna katılan birçok diğer bilim insanı gibi, bunun bizi alçaltan bir sorun olduğunu da düşünmüyorum. Hatta bir sorun olduğunu bile düşünmüyorum. Sonuçta bugüne kadar inşa ettiğimiz her şeyi biz inşa ettik. Bunları özgür irademiz olmaksızın yapabildiysek, bundan sonrakileri de özgür irademiz olmaksızın yapabiliriz. Çünkü özgür irade, bizi biz yapan şey değil bence, öyle gibi gösteriliyor. Bizi biz yapan şey, beynimizin çok daha hızlı çalışabilmesi, çok daha fazla yüksek fonksiyonlu sinirsel işlemi gerçekleştirebilmesi, çok daha karmaşık olması, vs. Özgür irade algısı bunun sadece bir yan ürünü. Her şey özgür iradeymiş gibi sunuluyor. Bu görüşe katılmıyorum, bence özgür irade algısı, koca bir yapbozun ufacık bir parçası…

Devam Sorusu: ”Özgür iradeye inanır mısın ?” sorusuna verdiğin cevaptan yola çıkarak, biz aslında bir şeylere karar vermiyoruz ama öyle sanıyoruz, yani yapacaklarımızı değiştiremeyiz mi ? Bu bir bakıma kader benzeri bir yoruma çıkmaz mı ?

Cevap:

Değiştirebilirsin. Ancak değiştirmeye de sen karar veremezsin, sorun bu. 🙂 Yani sinir sistemini yenip onun önüne geçmenin bir yolu yok, çünkü en son “biz” farkına varıyoruz sinir sisteminde alınan kararların. 🙂 Çevreden ve vücudundan gelen uyaranlar, beynin veriyi işlemesi sonucu bir cevaba dönüştürülür. Kararı değiştirme fikri de bu şekilde gerçekleşir. Dolayısıyla bu da, bilincimiz tarafından süreçten bağımsız yönlendirilemez. Aslında psikoterapi gibi yöntemlerin işe yaraması da bu görüşü destekliyor: doğru uyaranları göndererek beyindeki bazı sorunları çözmeye çalışıyoruz.

Hayır, kaderle alakası bile yok. Kader, her şeyin önceden planlandığını veya bilindiğini öngörür. Gerçekte planlanmış hiçbir şey yok. Bir şeylere, çevresel uyaranlardan ve sinir sistemimizden bağımsız karar veremiyor oluşumuz, o şeylerin önceden planlandığı anlamına gelmiyor. Bu konuda tartışmalar sürüyor: evren determinist midir, probabilistik mi? Mezo ve makro boyutta determinist gözüküyor, kuantum boyutunda ise probabilistik. Bu düşük seviyedeki probabilitistik sistem, mezo ve makro boyutu ne kadar etkileyebilir, bilinmiyor ve hala tartışılıyor. Eğer yeterince etkileyebiliyorsa, zaten hiçbir şeyin planlanmaz olduğu anlaşılacak (Kerem Cankoçak’ın bu konuda güzel fikirleri var).

Ancak ne olursa olsun, önceden tasarlanmış bir süreçten söz etmiyorum. 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s