Bir Zamanlar İnançlı Mıydım? İnancımı Nasıl Yitirdim?

Soru: Bir zamanlar dînî inancın var mıydı? Vardı ise nasıl kaybettin, nasıl bir süreç yaşadın?

Cevap:

Evet, yanılmıyorsam 12 yaşıma kadar sıradan insanların inandığı kadar İslam’a inanıyordum. Daha doğrusu Allah’a işte… Hayatımda hiç camiye gitmedim, hiç namaz kılmadım. Pazar günü tutulan Tekne Orucu denen çocuk versiyonu haricinde hiç oruç tutmadım. Kurban kesimlerinde bulundum birkaç kere, kendim kesmedim tabii. 🙂 Ancak inanıyordum işte herkesin 3 aşağı 5 yukarı inandığı kadar.

Sonra hiçbir işe yaramadığını fark ettim. Daha doğrusu insanların neden inandığını anlamaya başladım. Gerçek olduğu için değil, inanmak istedikleri, buna ihtiyaçları olduğu için inandıklarını fark ettim. Hatta birçoğunun bunun farkında olduğunu ama görmezden geldiğini gördüm. 🙂 Tabii gerçekten samimi olarak inanan da bir kitle var, tüm şartları yerine getiren falan. Ancak Türkiye’deki Müslümanlık’ın ezici çoğunluğu kimlik kartındaki “Dini: İslam” ibaresinden ibaret. Zaten %7 gibi ufak bir sayının hayatında 1 defa Kuran okuması da bunu gösteriyor. Öyle yetiştirildiği için inanıyor insanlar. Ki bu normal. Öyle yetiştirildiğimiz için bir partiye oy veriyoruz, öyle yetiştirildiğimiz için bir yemeği diğerine tercih edebiliyoruz, öyle yetiştirildiğimiz Tanrı versiyonuna inanıyoruz. Bunda anormal bir şey yok. Ancak temel bazı gerçekleri gördükten sonra dini inancı sürdürmek çok çok zor.

Din ile bilimsel olarak ilgilenmeyi tercih ettim. Toplum bilim, hayvan davranışları (etoloji), psikoloji bakımından ele aldım. Eski Ahit’i, Yeni Ahit’i okudum. Kuran’ı 4 defa okudum, notlar aldım, kendi analizlerimi yaptım ve meallerle kıyaslayarak benzer olanları, farklı olanları tespit ettim. Elimden geldiğince hem tarihsel olarak, hem de mutlak olarak inceledim. Ve inanılmaz fazla sayıda tartışmada bulundum, özellikle internet sitelerinde. İnananların ne düşündüğünü, neden düşündüğünü, neden inandığını öğrendim. Bunlar insana çok fazla şey katıyor. İnsanların neden inandığını gördükçe, neden inanmadığını daha iyi anlıyorsun. 🙂

İnançsız olmanın hiçbir avantajını ya da dezavantajını görmedim. Hayatımda hiçbir eksikliği ya da fazlalığı olmadı. Zaten gerçeklere ulaşmanın tek yolunun bilim olduğunu bilen biri için din gereksiz bir eklenti. Ancak insanların inanma özgürlüğünü hayatım pahasına savunurum. Orası ayrı. 🙂 Benzer şekilde, inanmayanların inananlar tarafından belli bir dinin koşullarına sürüklenmesinin, zorlanmasının da her zaman karşısında dururum. O da apayrı. 🙂 Herkes kendine ayrılan alanda, kendi içinde dinini yaşayabilir. Ancak gidip de okullara din, ibadet alanlarına bilim sokulmaya çalışırsa, orada bir hata yapılıyor demektir.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s