ODTÜ Öğrencisinin Master ve Doktora ile İlgili Bilmesi Gerekenler

Bana en sık sorulan sorulardan birisi de master ve doktora ile ilgili sorular. O yüzden bazı temel bilgileri vermek istedim bu başlıkta, umarım faydası olur.

  1. Önce şunun ayrımını bir öğrenelim: Master = Yüksek Lisans. Doktora = Doktora. Yüksek lisans, doktorayı da içine alan bir kavram değildir. Yüksek lisans, master’dır, üzerine istersen doktora da yaparsın, cilalanır. Master ve doktoraya kollektif olarak lisans üstü eğitim denir. Yani “yüksek lisans” ile “lisans üstü eğitim” karıştırılmamalıdır. Doktora, yüksek lisans değildir.
  2. Master, bir alanda bir miktar uzmanlaşmak, fazladan 6-8 ders alarak daha da özelleşmek için yapılan, genelde 2 sene süren, tezli veya tezsiz olabilen bir çalışmadır. Master’ın öyle aman aman bir faydası olmaz, eğer saha değiştirmek istemiyorsanız (örneğin mühendisken, işletmeci veya müdür falan olmak amacıyla MBA yapmak gibi). Yapabilirseniz tabii yapın master’ı, ancak master yaptınız diye firmalar “Aga gözünü seveyim bizde çalış.” falan demeye başlamayacak (eğer muazzam bir şey yapmazsanız master sırasında).
  3. Doktora, işin “felsefesini” öğrenmek için yapılan iştir. Genelde 4 sene sürer, 12-16 ders alınır, en az 1 makale basmanız beklenir . Sene sayısı (ve makale sayısı) 5-6’ya kadar çıkabilir – nadiren. Bana sorarsanız eğer akademi dışında (özel sektör gibi) çalışmak istiyorsanız, doktora zaman kaybı olabilecektir; bunun yerine master’ınızı yapın, sonra iş hayatına atılın. Doktoranızı yapıyorsanız, işin özünde olması gerektiği gibi, “Ben akademide kalacağım.” demeyi kabul etmişsiniz demek gibi düşünün. Bence buna göre davranın ve sadece akademisyen olmak isterseniz doktora yapın. Yoksa 4 sene sahada çalışarak edineceğiniz kıymetli deneyimi (ve hatta muhtemel terfileri), epey yorucu bir şekilde, doktoraya odaklanmaya çalışarak, eziyet çekerek ödersiniz. Evet, master-doktora yaparsanız alacağınız maaş artar ve başlayacağınız pozisyon yükselir; ancak deneyimsiz olacağınızdan (hatta var olan pratiğinizi de o süreç içerisinde iyice körelteceğinizeden) ve yaşınız epey ilerlediğinden sektördeki iş imkanları bence daralacaktır. Şov olsun veya popüler diye doktora yapmayın, hedefiniz bilim insanı olmak ve bilim üretmek ise doktora yapın. Ancak işin şu boyutu da var: üniversitede akademide kalıp, pratik olarak sürekli sektör işleri yürütebilirsiniz. Birçok profesör bu şekilde yaşamını -epey iyi bir şekilde- sürdürmektedir. Yani opsiyon ve yaklaşımların sayısı sonsuz; ancak optimumunu hedefleriniz belirleyecektir.
  4. Bazı hocalarım da dahil olmak üzere birçokları sektöre girecekseniz bile doktorayı tamamlamanızı söyler. Dediğim (ve dedikleri) gibi, maaşınız ve saygınlığınız artacaktır, ancak bence o kadar hırslıysanız zaten 4 sene sektör içinde çalışarak da o saygınlığı edinebilirsiniz. Doktorada sektörde kullanacağınız hiçbir şey öğrenmezsiniz. Hani lisans sıralarında “Off abi bunu nerede kullanacağım hayatta ben?” falan diye mızmızlanıp duruyordunuz ya… İşte doktora onun 4-5 katı “pratik hayattan kopuk”tur, 4-5 kat salt bilimin içerisindedir. Tamamen araştırmaya yönelik dersler alırsınız, kimse sizi pratik işler için eğitmez, bazen tek bir ürün çıkarmadan, sadece teoriden giderek tez yazarsınız. Dolayısıyla fantezilere gerek yok derim. Ama karar sizin tabii ki… Doktora kolay bir şey değil, bilin. Karşılığında alacaklarınız da o zorluğa göre tabii…
  5. Master ve doktoranın en önemli olayı burstur. Burs almayacak olursanız, eğer ücretsiz bir okul falan değilse, yurtdışında iyi bir üniversite için çok rahat yıllık 30.000-60.000 dolar arası, ortalama bir üniversite için 20.000-30.000 dolar arası bir para ödemeniz gerekebilir. Bu sebeple, bursları incelemeye başlayın. Türkiye’de, geri dönme şartıyla verilen birçok burs var. Ben tabii ki nefret ediyorum hepsinden; ancak Türkiye’de yaşamayı düşünebilecekler için iyi bir opsiyon olabilir.
  6. Bu bursların en meşhuru Fulbright bursudur. Burs karşılıklıdır, yani sana para verirler, her şeyini karşılarlar ama ABD’de bulunduğunun 1-2 katı kadar bir süre Türkiye’de çalışmanı zorunlu tutarlar, doktoran falan bittikten sonra. O sebeple çok zorda kalınmazsa başvurulmaması gereken bir burs. Bu arada başvuracaklar dikkat! Bu burslara genelde mezuniyetten en geç 1 sene önce başvurmak gerekir (ve not ortalamanız başvuru sırasında 3.00’ın üzerinde olmak zorunda, arkadaşı 2.99 ortalamayla reddettiler, başvuramadı bile). Yani 3. sınıfın ortalarında falan başvurunuzu yapmış olmanız gerekiyor. Eğer 4. sınıf içerisinde başvurursanız (ve uzatmıyorsanız), 1 sene kendiniz para ödemeniz gerekir, burs çıkacak olursa 1 sene sonra başlayacaktır. 1 sene uzatacakların, 4. sınıfta başvurmaları gerekiyor ki 5. senelerinin sonunda burs alabilsinler.
  7. Bunun haricinde burs almadan okumanın en kolay yolu, notunuzu yüksek tutup okula başvururken size sorulacak olan finans sorularına Burs vermezseniz okuyamam.” seçeneğini seçmek olacaktır Her başvuruda bu seçenek olacaktır ve bazı okullar başvuru sırasında sizden “Letter of Finance” isterler, yani “Okulun parasını nasıl ödemeyi planlıyorsun?” sorusunun cevabını… Bu mektup içerisinde 2-3 cümleyle herhangi bir dış kaynağınızın olmadığını, okuldan asistanlık maaşı almak istediğinizi belirtebilirsiniz. Ahım şahım bir mektup değil yani ama önemli. Okulların yüzlerce farklı kaynaktan gelen paraları olur ve bunları yüksek lisans ve doktora öğrencilerine kullanırlar.
  8. Şimdi bir ayrıma gitmemiz gerekiyor, her zaman olduğu gibi: ABD ve Avrupa… ABD’de master değersizdir, doktora her şeydir. Öyle ki, master öğrencilerine çok nadir burs verirler, tam tersine onlardan tam para alırlar. Onlardan aldıkları parayla doktora öğrencilerine burs verirler. 😀 Bu sebeple ABD’de, benim şu anda yaptığım gibi, master yapmadan direkt doktoraya başvurabilirsiniz! Avrupa’da ise master çok önemlidir, doktora da önemlidir. Master yapmadan çok nadir ve çok zor bir şekilde doktoraya direk kabul alabilirsiniz. Dolayısıyla Avrupa’da master şarttır. Bana göre, eğer yapılabilirse, en iyi kombinasyon Avrupa’da master sonrasında ABD’de doktora yapmaktır. Ancak bu her zaman mümkün olmaz. Birçok profesörle birebir konuşarak aldığım şu bilgiye, aynen katılarak, size iletiyorum: Direkt doktoraya başlarsanız hiçbir şey kaybetmezsiniz! Çünkü doktora, master’da görüp görebileceğiniz her şeyi zaten kapsar ve aşar. Bu sebeple, eğer bu ikilemi yaşıyorsanız, tamamen rahat olun. Kimse “Sen neden master yapmadın?” diye sormayacak, soramaz da ileride, eğer doktoranız varsa…
  9. Ancak… Master yaparsanız, lab işlerine falan adaptasyon zorluğu çekmezsiniz. Ben lisans sırasında bir dolu laba girip çıktığım için aşırı zorluk çekmedim; ancak master yapsaydım doktoradaki işlere ve süreçlere çok daha kolay adapte olabilirdim. Elbette, sırf adaptasyon için 2 sene master yapılmaz; ancak yine de aklınızda bulunsun. Bana kalırsa en büyük artısı bu. Bir diğer güzel artısı master yapmanın, elinizde hazır bir literatür taraması ve araştırma konusunun (ve yeterince başarılıysanız, yayınladığınız bir makalenin) olacak olmasıdır. Bunlar, doktorada ilerlemek için çok faydalı şeylerdir. Ancak yine de, masterınız yoksa herhangi bir şey kaybetmezsiniz, bir miktar tanımadık zorlukla karşılaşırsınız, hepsi bu. Çözülmeyecek şeyler değil ama, endişeniz olmasın.
  10. Avrupa’yı bilemediğim için çok değinemeyeceğim. Ancak genel olarak master-doktora başvuruları mezun olacağınız senenin ilk döneminde ABD için bitmektedir! Şöyle ki, normal bir zamanda mezun olacaksanız, Aralık ayı ortalarında burs verdikleri başvuruların %85’i biter, Ocak ayı ortalarında ise %99’u biter. Dolayısıyla sizin Ekim-Kasım gibi TOEFL ve GRE’inizi alıp, başvurulara başlamış olmanız gerekiyor. Bu iki sınav genellikle çok talep aldığı ve bu sebeple 1 ay kadar sonrasına randevu verebildikleri için, 4. sınıfın ilk dönemi başladığı zaman, 1-2 hafta içerisinde TOEFL ve GRE’ye başvurmuş olmanız gerekiyor! Bunu kaçırırsanız, aceleye gelecektir işler ve sıkıntıya düşersiniz. Gerek yok. Adam gibi yapın işleri. 
  11. Avrupa’da başvurular genelde Mayıs-Haziran’a kadar devam ediyor. Ama kim takar Avrupa’yı, değil mi? 😛 Onların burs sistemi de benzer, ancak burslu başvuru ve burssuz başvuru diye ayrılmıyor.
  12. Ben illa Avrupa’ya gideceğim diyorsanız, tavsiyem Erasmus Mundus Master ve Doktora programlarına bakmanızdır. Binbir program var ve birden fazla okuldan diploma alma şansınız olabilir. Hem de gizli isteğiniz olan ama hepimizin bildiği “gece hayatına dalma” işini de bol bol yapabilirsiniz (derslere dikkat!). Hadi evlatlarım, bu mentalitedeki arkadaşlarımızı Avrupa heyecanla bekliyor! Go go go! 😀 Tabii Avrupa’ya gidip ciddi ciddi master yapan birçok insan var, onlara değil lafım. Avrupa’nın eğitim konusunda ne kadar iyi olduğunu tartışmam bile. Benim derdim goygoycu zihniyetle biraz… 😀
  13. ABD’de eğer Ocak’ı falan geçirirseniz, burssuz başvurular devam eder. Burssuz gidip, orada ilk döneminizde burs falan alabilirsiniz. Ama epey bir para kaybedeceksinizdir, dikkat edin derim.
  14. Okul başvuruları epey pahalıdır. Bana kalırsa, eğer 4.0 değilseniz ve gitmek istediğiniz okul %100 garanti değilse, ortalama 1000 dolar civarını sırf başvurular için ayırmayı göze alın. Sadece TOEFL ve GRE’nin deli gibi pahalı olduğunu göreceksiniz (her biri 200 dolar civarı ve iyi bir not alamazsanız, tekrar girmeniz gerekiyor, aynı parayı verip). Her okulun başvurusu paralıdır ve 35 dolar ile 150 dolar arasında değişebilir! Bu parayı reddedilirseniz geri de alamazsınız, bu sebeple unutun. 🙂 Başvurmak istediğiniz okulları iyi seçin ve onlara para ödeyin.
  15. Bana kalırsa en az 5, en fazla 8-9 okul seçin, notunuz ne olursa olsun. Ortalama bir üniversite beklenmedik bir şekilde 4.0’lık birini reddedebileceği gibi, çok iyi bir üniversite de, başvuru koşulları dahilinde, ortalama bir öğrenciyi alabilir. Hiçbir şeyin garantisi yok başvurularda. Eşeğinizi sağlam kazığa bağlayın. Notunuza göre, ilk 20, ilk 50, ilk 100 ve ilk 150’deki üniversitelerden düzgün bir dağılım yapın. Mesela 3.0’ın üzerindeki ortalamaya sahip birisi, ilk 20’den 1 tane, ilk 50’den 2 tane, ilk 100’den 2-3 tane, ilk 150’den 1-2 tane üniversiteye başvurmalı bence.  3.5’un üstü ilk 20’den 2-3 tane başvurmalı. 3.0’ın altındakiler ilk 100 ve ilk 150’yi hedeflemeli. Bu sıralamalar için TopUniversities ya da USNews gibi siteleri kullanabilirsiniz.
  16. Eğer TOEFL’dan 120 üzerinden 80 ve üzeri, GRE’den de matematik tama yakın, dil de 170 üzerinden 130 üzeri falan yaparsanız, hemen hemen her okula yetecektir (ortalama insanlar için bahsediyorum). Daha üst hedefleri olan insanlar için, TOEFL 90-100 arası, GRE de matematik tam, dil 170 üzerinden 150 falan olursa iyi olur. GRE’de yazım çok önemli değil ama 6 üzerinden 3-4 falan alsanız yetecektir. Çünkü genelde okullar matematik ile verbal’ın ortalamasına bakıyorlar ve sınırı 140-150 falan koyuyorlar. Matematiği tam yapıktan sonra, birazcık verbal yaptığınızda rahatlıkla o sınırın üzerine çıkıyorsunuz. Writing’e de pek önem verilmiyor, 3-4 üzeri yeter dediğim gibi. Zaten acayip not kırıyorlar writing’de, o yüzden ne yaparsanız yapın hak ettiğinizi alamıyorsunuz – bence. Merak edenler için benim TOEFL 120 üzerinden 111, GRE matematik tam, dil 170 üzerinden 150, yazım da 6 üzerinden 4’tü. Ama ileride göreceğiniz gibi, bunlar beni kurtarmadı.
  17. Açık konuşayım: TOEFL ve GRE palavra. Tüm lisans hayatımı, yaptığım yan faaliyetlerin ve yüksek TOEFL, GRE ve iyi referans mektuplarının bana notumdan çok daha fazla yeteceğine inanarak geçirdim. 2.5 topluluk kurdum, bir dolu labda görev aldım, sosyal etkinliklere katıldım, vs. Notum ilk senede 3.5 civarından, 4. senede 2.75’e kadar düştü. Ve bunu deneyimlemiş biri olarak söylüyorum: GPA her şeydir! Ne yapın edin, GPA’inizi 3.5’a yakın tutun. Benden size deneyimli tavsiye olsun. Evet, okullar diğer şeylere de bakıyorlar, GPA daha az etkili belki eski zamanlara göre ama pratikte deneyimleyeceğiniz şu: %80 GPA’iniz, %20 geri kalanlar… Ona göre hesabınızı yapın. Okullar elemeyi önce GPA’e göre yapacaklardır, sonrasında karar vermeleri gerektiğinde sırasıyla referanslarınıza, TOEFL-GRE skorlarınıza, sosyal aktivitelerinize, vs. bakacaklardır. Bunun haricinde müthiş sosyal olup ortalamanız 3’ün altındaysa, ortalaması 3.5 üzeri olan birine neredeyse kafadan kaybetmişsiniz demektir. O “Sosyal ol, not çok önemli değil.” iddiası bir kocakarı masalıdır, söyleyeyim. Evet, okullar GPA şartını “requirements” listesinden kaldırıyor falan, doğrudan açıklamıyorlar bazen ama bunun sebebi artık önem vermemeleri değil, buna göre kategorize etmediklerini iddia etmek (ki ona göre kategorize ediyorlar).
  18. Referans mektubunu dersini aldığınız ve AA getirdiğiniz hocalardan, tanıştığınız hocalardan, sizi bilen profesörlerden falan alabilirsiniz. Eğer birinin yanında çalıştıysanız, üniversitede staj yaptıysanız, onlardan da alabilirsiniz. Referans önemlidir, ancak her şey değildir.
  19. “ODTÜ bu abi, çok avantaj sağlayacak bana, yurtdışı falan kafadan tamam.” ayaklarına kanmayın. ODTÜ’yü yurtdışında duymuş bir adam bulursanız şanslısınız. Tamam, süper okul falan ama, yine de eğer bir hocanın doğrudan ODTÜlü öğrencisi ya da arkadaşları falan yoksa, asla bilmeyecektir. Yani adı Türkiye’de “ODTÜ”, tamam ama, Dünya çapındaki bir Carnegie Mellon, bir Stanford, bir Johns Hopkins falan değil. Üstelik, dezavantajını bile görebilirsiniz. Çünkü kısaltmasına alışmış olabilirsiniz ama, ABD’ye gittiğinizi düşünerek, okulunuzun adının açılımını bir düşünsenize: Orta Doğu Teknik Üniversitesi… Ne demek istediğimi anlamadınız mı? İngilizcesine bakın: MIDDLE EAST technical university. Siz, Orta Doğu’dan gelen bir öğrencisiniz. Tamam, akademide ayrımcılık yok neyse ki, onda sıkıntı yok ama, okulunuzun adı “Higher Education’da 60. olan okul” falan değil, Orta Doğu’da (“sefil, savaş içinde, politik olarak çöküntüde, ekonomisi yerlerde gezen coğrafya”) kurulmuş bir okul. Siz de oradan gelen bir insansınız. Bunu size hissettirmezler, ancak okulumuzun adı, özellikle ABD’de pek de gururla söyleyeceğiniz bir açılıma sahip değil.
  20. TOEFL’a NOTEFULL sitesinden, GRE’ye kendi sitesindeki 120 sayfa civarındaki notlardan çalışmalısınız (bence). Ben ikisine de 1-2 gün kadar çalıştım, ancak kişiye göre bu ihtiyaç değişebilir. Kimisi hiç çalışmadan daha yüksek bile yapacaktır, kimisi çok çalışıp daha düşük alacaktır. Bilemiyorum. NOTEFULL’u ezberleyin, birebir aynı sistemde çıkacak sorular. GRE’de pek yapacak bir şey yok, matematiğe abanın, bilmediklerinizi öğrenin. GRE’nin dil kısmı kanırtacak. Hayatınızda duymadığınız kelimeler gelecek ve ezberlemeye çalışmanın hiçbir faydası yok neredeyse. O yüzden, doğaçlama çalışın derim. Mühendisler için dil kısmına çok bakmıyorlar GRE’nin, TOEFL daha önemli.
  21. Bana kalırsa, gideceğiniz okuldaki hocalara mail atın ve biriyle anlaşın. Eğer çok iyi değilseniz, hiçbir hoca “Tamam gel, seni alacağım.” demez (ya da şanslı değilseniz, ben şanslıydım o konuda). Ancak yine de, hocanın maillerinden anlayabilirsiniz. Büyük üniversitelerde, başvurular başvuru ofisince değerlendirilir ve elemeler orada yapılır, sonra departmanlara sunulur. Daha ufak üniversitelerde, başvurular doğrudan departmanlar tarafından değerlendirilir, dolayısıyla hocalar tüm başvurular arasından istediklerini seçebilirler. Büyük üniversitelerde de bir hocanın forsuna göre, başvuru ofisinin ne düşündüğü önemsiz kalabilir. Dolayısıyla kabul şansınız, ne kadar iyi bir nota ve arkaplana sahip olduğunuza göre değişecek. Ama bence, bir hocayla anlaşmaya çalışın gitmeden önce. Hocalara mail atıp, “Ben sizin çalışmanızla ilgileniyorum, PhD arıyor musunuz?” falan diye sorun, korkmayın.
  22. Bunu kimse size söylemez, ben söyleyeyim: okulun başvurularını tamamladığınızda hocanız belli olmak zorunda değildir. Hatta doktoranızın ilk dönemi boyunca danışman hocanız halen belli olmayabilir. O süreç içerisinde, okulda kendinize bir hoca seçebilirsiniz. Böyle opsiyonlar da var. ABD tam anlamıyla “fırsatlar ülkesi” ve ne istediğinizi bilirseniz ve onun üzerine giderseniz, alırsınız. Dolayısıyla sağduyuyla yaklaşıp “Ya ben gidiyorum daha hocam yok, kesin atacaklar beni.” falan gibi korkulara kapılmayın. Bir okul sizi kabul ettiyse, kaybetmek istemeyecektir. Türkiye’dekinin aksine, ABD’de (ve Avrupa’da da) “değerli bir insan bireyi” olarak görülürsünüz. Dolayısıyla kültür şoku yaşayabilirsiniz, şimdiden hazırlıklı olun.
  23. Başvuracağınız okulları GRE ve TOEFL’a girerken kabaca bilmeniz gerekiyor. Çünkü sınavlara gireceğiniz gün, aynı zamanda ücretsiz olarak gönderilecek 4’er okulun seçilmesini istiyorlar. Bunu bir miktar bekletmek mümkün sanırım ama, bu sınavlara girmeden önce, hangi okullara başvuracağınızı kabaca seçin. Onların kodlarını falan gireceksiniz sınav öncesi veya sonrasında. Bu 4 okuldan sonra göndermek istediğiniz her okul için 20-30 dolar arası bir para kesilecek, iki sınav için de, ayrı ayrı. Dolayısıyla seçimlerinizi akıllıca yapın.
  24. Bence, dediğim gibi, en az 6-7 okula başvurun. Kendinize çok güveniyorsanız bilmem, ama garantiye almakta fayda var.
  25. ABD’de master+doktora birleşik programları bulabilirsiniz. Bunlar 5-6 sene sürer, 2. sene sonunda master tezinizi, 5. sene sonunda doktora tezinizi verirsiniz. Gayet temizdir, bulursanız başvurun, acımayın.
  26. ABD’ye master’a gittiğinizde, hoca memnun kalırsa doktoraya da devam edersiniz, muhtemelen sorun olmaz. Dolayısıyla master’da iyi çalışın, hocaların gözüne girin.
  27. ABD’de doktoraya gittiğinizde, bunu master’a da çevirebilirsiniz. Epey zordur ama iyiyseniz ve peşini bırakmazsanız, yapabilirsiniz. Bunu pek tavsiye etmem ama okul değiştirmek isteyenler için avantajlı bir durum. Hocayla falan anlaşamıyorsanız, bu opsiyonu düşünebilirsiniz.
  28. ODTÜ’de akademisyen olmak için, en azından 1 sene yurtdışında eğitim almanız veya ders vermeniz gerekiyor. Genelde bu sebeple ODTÜ mezunları master veya doktoraya yurt dışına çıkarlar. ODTÜ’den mezun olup, ODTÜ’de master-doktora yapıp, ODTÜ’de hoca olamazsınız. Master doktoranız ODTÜ’dense bile, doktora sonrasında post-doc veya hoca olarak yurtdışına gitmeniz beklenir. Ona göre planlarınızı yapın. 🙂
  29. Birçok okulun GPA sınırı 3.0’dır. Ancak buna kanmayın, veriyorlarsa önceki sene istatistiklerine bakın. Çünkü mesela MIT ya da UCLA gibi okulların istatistiklerine bakacak olursanız şunu görürsünüz: başvuru alt sınırı GPA’i 3.2 falandır. Başvuranların ortalaması 3.5 falandır. Kabul edilenlerin ortalaması 3.8 falandır. Kabul edilip, okula kaydolanların ortalaması 3.9 falandır. Dolayısıyla, alt sınır 3.2 gözükür, ama aslolan 3.8-3.9’dur. 😀 Dikkatli olun.
  30. Doktorada 3 opsiyon vardır: TA (Teaching Assistant), RA (Research Assistant) ve GPTI (Graduate Part Time Instructor). Bunlara -genelde- aynı para ödenir, ancak görevleri farklıdır. TA’ler, derslerde hocalara yardımcı olur, quiz-sınav-ödev okurlar, vs. En çok iş TA’lerindir, dolayısıyla hem TA olup hem PhD yapmak yüktür; ancak çoğu zaman başka opsiyon olmaz. Çünkü herkes kafaya göre RA yapılamıyor. RA, sadece araştırma yapmakla yükümlüdür ve derslere falan girip çıkmaz. Kafa rahattır yani. Dediğim gibi, sadece belli fonları alabilen hocalar RA’in parasını ödeyebilirler. Genelde 2-3 sene TA kalıp, sonradan RA olunabilir. Hocanız iyiyse ve başarılıysa, birkaç ayda bile RA olmanız mümkündür. GPTI ise baya baya hocadır, dersin tamamını siz verirsiniz, sınavları siz yaparsınız ve size yardım eden TA’leriniz olur. Ancak aldığınız para TA ile aynıdır, utanç kaynağıdır. 😛 Ama tabii mesleki tatmin olayı var, o ayrı. İdealistler için birebirdir ancak akademik danışmanınız sizi GPTI yapmak istemeyecektir (yükü çok, araştırma sürenizden çok fazla yiyor). Doktoranın son senesinde deneyim amaçlı olunabilir.
  31. Herkesin kafasında “ne kadar kazanırım” sorusu vardır. Ben size yaklaşık bir sayı vereyim: genelde alacağınız para, aylık olarak 1400-2300 dolar arasında değişecektir. Bundan bir de vergi kesilir, 200-300 dolar kadar. Biz Texas Tech’te 2379 dolar falan alıyoruz, vergi kesilince 2000 dolar civarına düşüyor. Fena bir para değil yani, bulunduğumuz yere göre fazlasıyla yeter. ABD’ye gideceğim diye heyecan yapıp New York’a falan giderseniz zor yeter tabii. Ama benim gibi yol-kervan geçmeyen bir yere gelirseniz, rahat biriktirirsiniz para.
  32. Gelecekte ne olacağım? Dediğim gibi, master yapıp bırakacaksanız, masterınızı alınca bir şirkete girip çalışmaya başlayın. Ama bu benim umursadığım bir yaşam değil. Doktoracılar bendendir, o yüzden onlara yönelik anlatacağım: doktora yaptıktan sonra, üniversitede kalmanız beklenir. Doktoranızı alınca doktor olursunuz. Sanılanın aksine, doktor sadece “tıpçı” demek değildir. Doktorluk, tıp bilimlerini de kapsayan bir akademi ünvanıdır. Tıp doktoru olabileceğiniz gibi, makina doktoru da olabilirsiniz (ve bu terim, makina tamircisi demek değildir 😀 ). Üniversitede kalınca, birçok faktöre bağlı olarak (öğrencilerin size verdiği puanlar, bastığınız makale sayısı, aldığınız citation sayısı, okula getirdiğiniz fon miktarı, vs.) sizi ya “full time instructor” olarak başlatırlar, ya da iyiyseniz yardımcı doçent (assistant professor) olarak başlatırlar. ABD için söyleyeyim: Bunun maaşı ayda 5000-8000 dolar arası değişir. Full time instructorlar genelde kısa sürede asistan profesör olurlar. Sonra adım adım yükselirsiniz: önce, sıkı çalıştığınızı varsayarak 3-8 sene içerisinde doçent (associate professor) olursunuz, sonrasında bir 3-10 sene sonunda profesör olursunuz. Doçentlik maaşı ABD’de 10.000 dolara kadar çıkar, profesörlükte ise ucu açıktır ama 12-15.000’e normal sınır diyebiliriz. Tabii bu sadece ana gelirdir; bir de aldığınız fonlar, yaptığınız danışmanlıklar vs. katılınca, ortalama olarak ayda 20.000 dolara kadar ulaşmanız ve hatta geçmeniz mümkündür (tabii bunlar zamanla olacak şeyler, ha deyince olmaz). Türkiye’de Makina’dan olan bir profesörle yaptığım açık görüşmede, aylık 7.000 TL civarında maaş aldığını öğrendim (yani bu yılda 84.000 TL veya 40.000 dolardır; tabii para birimini “birim” olarak alacaksak, 84.000 birim olarak görmek gerekir). Bunun yetmediğini, fakat yaptığı danışmanlıklardan aldığı paranın fazlasıyla yeter hale getirdiğini söyledi. Türkiye ile de kıyas yapmanız böylece mümkün olacaktır. ABD’de bölümden bölüme değişse de, Makina Mühendisleri ortalama olarak en az yılda 80.000 dolar kazanırlar. Genel ortalama 120.000 dolar civarındadır. Üst ortalama ise 150.000-200.000 dolar civarına ulaşır. Tabii tüm bunlar, ne kadar mükemmel işler yaptığınıza ve ABD’nin o dönemki ekonomik gücüne de doğrudan bağlıdır. Şu sıralar ABD ekonomik sıkıntıda olduğundan fonlar inanılmaz azaldı; ancak yine de Türkiye’de falan görebileceklerinize kıyasla fazlasıyla iyi.
  33. Okul başvuruları uzun sürer! Ona göre her bir başvuru için 1-2 saatinizi ayırmanız gerekecek. Her bir okulu tek tek gezip, requirements’ına bakmanız gerekiyor. Bazı okullar belli şartlar koşarlar. Hatta bazı okulların şartları, bazı ülkelere göre değişir! Bunları takip etmeniz gerekecek. Başvurular sırasında abidik gubidik bin tane soru soracaklar. Hepsini doldurmanız gerekiyor. Bu yüzden, okulları belirledikten sonra, başvuruları için belli haftasonlarınızı ya da zamanlarınızı ayırın. Her biri, kendi sitesi üzerinden nasıl başvuracağınızı anlatır, onları takip edin.
  34. CV, cover letter, statement of purpose vs. hazırlama… Bunlar işte sıkıntı. Alabilirseniz 3. sınıfta ya da 4’ün 1’inde ENG 311 dersini alın, bunları öğretiyorlar. Bulabilirseniz, seminerlere katılın bununla ilgili, yol gösterirler. En kötü, daha önceden yapılmışlara bakın. Benim sitemden CV örneğimi görebilirsiniz. Ancak herkesinki farklı olacaktır. Cover letter falan da internetten örneklerini bulabileceğiniz şeyler. Açıkçası master-doktora için Cover Letter önemsiz (sektöre yapılan iş başvurularında önemli) ama Statement of Purpose (SOP) sizin için aşırı önemli bir şey olacak. Bunu çok iyi yazmalısınız. Örneklerini bu bloga koyabilirim zaman içerisinde ama netten de bulabilirsiniz. O ENG311 dersini kaçırmayın derim.
  35. Başvuru sonuçları Nisan başından Mayıs ortasına kadar belli olmaz. Sakin olun. Okulları kısmen sıkıştırabilirsiniz, “Bak, cevap vermem gerekiyor diğer okula, karar verin.” falan diye. 🙂 Çekinmeyin yani.
  36. Yaptığınız stajlar çok önemli. GPA kadar değil ancak referanslardan falan önemli bence. Ona göre, iyi seçin stajlarınızı. Ben Carnegie Mellon’da ve Denmark Technical University’de yapmıştım ve epey faydasını gördüm. Aşağıda çok bahsetmeyeceğim; ancak Carnegie neredeyse kabul edecekti beni, nanay oldu ama maalesef. 🙂
  37. Bir okuldan kabul aldıktan sonra, size Offer Letter gönderecektirler. Orada verdikleri bursları ve alacağınız yaklaşık maaşı yazarlar. Bunu dikkatle okuyun ve gerekirse (kendinize güveniyorsanız) pazarlık bile yapın! ABD’de bursunuzun In-State ve Out-of-State taxlerinizin neredeyse tamamını karşılaması lazım, üzerine tuition (okul harcı) masrafının tamamını karşılaması lazım, üzerine bir de stipend (burs maaşı) vermesi lazım. Miktarları daha önce belirtmiştim, 1800+300 dolar civarında bir para almalısınız. Eğer absürt bir şey varsa, size mektubu gönderen Business Service sorumlusu kimse ona sorun, hocanıza sorun, öğrenin. Tam anlamadan asla imza atmayın. Çünkü o letter’a imza atacaksınız ve bir söz vermiş olacaksınız. Tabii ki cayma şansınız var, peşinize FBI takılmaz, ancak kredibilitenizi düşürecek işler açılabilir başınıza. Bir offer letter’a imza atarsanız, onu kabul ettiğinizi bilin. İmzalayıp gönderdiğinizde, okul sizin kayıt işlemlerinize başlayacaktır.
  38. Offer Letter ve en baştaki başvuru haricinde, okulun Application Package adı verilen bir başvuru paketi olacaktır. Bunun içerisinde sizden 6-7 döküman istenir. İşte pasaport fotokopisidir, transkripttir, bilmem nedir. Başvuru haricinde, kabul sürecinde kullanılacak belgelerdir bunlar. Bunları okullara UPS veya DHL gibi kargo firmalarıyla postalamalısınız. Bir adet kağıt göndermenin bedeli 50-90 dolar arasında değişmektedir. Sanırım neden 1000 dolar civarı ayırmanız gerektiğini şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur.
  39. Ufak bir tavsiye: Uçak biletlerinizi Vayama.com ve Priceline.com üzerinden oldukça ucuza alabilirsiniz. Orbitz, Hotwire vs. ile hep kıyaslarım, daha Priceline ve Vayama’dan ucuzunu görmedim. Gidiş dönüş ABD’ye 600 dolara bilet bulduğumuzu bilirim. Şu sıralar (2013-2014) zor ama 1100-1500 dolar arası normaldir. Unutmayın! Gidiş-dönüş almak, tek yön almaktan neredeyse her zaman kat kat ucuzdur. Dolayısıyla dönmeyecek olsanız bile gidiş-dönüş bakın!

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, yeni bir şeyler hatırlarsam yazarım. Bir de, merak edenler için:

 

Benim Hikayem

Ben yukarıda da bahsettiğim gibi, ODTÜ’ye girdikten sonra birçok yan faaliyet yürüttüm. İlk sene 3.5 iken ortalamam, ODTÜ Makina ve İnovasyon Topluluğu’nu kurduğum sene 2.9’a kadar geriledi (topluluğu kurduktan sonra ilk dönem 1.67, ikinci dönem 1.44 ortalama gelince…). Sonradan Evrim Ağacı falan derken, 2.75’e kadar düştüm ve orada kaldım. Dolayısıyla notunuzu yüksek tutmanız çok çok çok ama çok önemli. Ben bir deneme-yanılma yaptım (yol gösterenimiz yoktu), yanıldım. 🙂 (Gerçi göreceksiniz, iyi ki yanılmışım diyorum şu anda ama yine de…)

Neyse, bu şekilde yuvarlanarak giderken, 3. sınıfta Makina’nın internet sitesindeki bir ilanı gördüm. Doktora öğrencisi arıyordu Texas Tech’ten Burak Aksak isimli hocamız (ODTÜ Makina mezunu, Carnegie Mellon master-doktora). Tabii daha 3. sınıf olduğum için, başvuramazdım, ama girişken olmaktan çekinmeden mail attım. Hoca dedi ki, şu anda belli değil, 2-3 haftaya bir daha dön bana. Bekledim 2-3 hafta, tekrar mail attım ve maalesef yer olmadığını, alamayacağını söyledi. Ancak çalışma sahası ve yaptıkları beni çok ilgilendiriyordu (“biyolojiden esinlenen mühendislik”) ve bu sebeple peşini bırakmayarak 2-3 ay sonra tekrar mail attım, bir gelişme var mı diye… Hoca bir gelişme olabileceğini söyledi ve ondan 2-3 ay kadar sonra, yeni bir fon aldığını ve beni alabileceğini söyledi. Kıssadan hisse: girişken olun, korkmayın, istediğinizin peşini bırakmayın. Klişe mlişe, işe yarıyor mu? Yarıyor. Neyse, dolayısıyla 3’ün sonu 4’ün başından itibaren azından TTU neredeyse tamamen kesinleşmişti, kafalar epey rahatladı. Tabii resmiyet için başvurular gerekiyordu, 4’e geçerken hoca tamam demişti, sonra başvurumu yaptım ve Mart gibi kesin sonuç alındı, garantilendi.

Ben müthiş şanslıydım çünkü hem benim çalışmalarıma değer veren bir hoca bulmuştum, hem de hocanın kendisi mükemmeldi benim için. 🙂 Öyle ki, “Ben seni alacağım; ancak kendini Texas Tech’le sınırlandırma, diğer okullara da başvur, öyle karar ver.” diye yol gösterebilecek kadar müthişti. Ben de TTU kesinleştiği için, Carnegie Mellon, UCSB, UIC, University of Massachusetts gibi uç okullara başvurdum, hiç ortalama bir okula başvurmadım. Böylece “Benim yan faaliyetlerin GPA’imden önemlidir.” tezimi birebir test etmiş oldum. Sonuç: İstisnasız olarak tüm okullar reddetti (CMU bir miktar olumlu baktı stajım sebebiyle ama o da sonra pek umutlanmamı söyledi, yalan oldu). Dediğim gibi, GPA’im 2.75. Ona göre, ayağınızı kendi başvurularınızda denk alın. 🙂 3’ün altındaysanız, sıkıntı çekmeye hazırlanın. O kişilere tavsiyem, bol bol hocaya mail atıp, birebir görüşmeleridir. Bunun ne kadar zor ve zaman alan bir iş olduğunu, kolları sıvayınca göreceksiniz… Tek tek okulların sitelerinden hocalara ve konularına bakmak, daha önce yaptıkları işlere ve makalelere bakmak, hocalara özel mailler hazırlamak, vs. vs. Her biri günlerinizi ve haftalarınızı alacaktır. Ancak 3’ün altına düşmeden önce düşünecektiniz, benim dünyama hoş geldiniz.

İşte böyle, şu anda TTU’dayım ve son derece mutluyum. Belki de daha iyi okullara gidebilmiş olsam, tüm bölüm öğrencilerinin hemfikir olduğu, bu kadar muhteşem bir hocaya denk düşemezdim. 🙂 Bu işlerde okul tabii ki çok önemlidir, ancak hoca ve ekip arkadaşlarınızla uyum, çok daha önemli olabilir. Tercihlerinizi buna göre de yapmanızı tavsiye ederim.

Umarım faydası olur.

Advertisements

31 thoughts on “ODTÜ Öğrencisinin Master ve Doktora ile İlgili Bilmesi Gerekenler

  1. Merhaba. Adım Mert. Bu sene liseden mezun oldum. Odtü Makine istiyorum. Bu anlattıklarınızı benim herhangi bir öğretmenimden duymam, öğrenmem mümkün değildi, çok güzel oldu. Hem şirketlerde çalışmaktan çok sizin gibi bir yolda ilerlemek istediğimi biliyorum. Teşekkür ederim.

  2. selam, ben de vaktinde bizim hocalardan birine abd de ms phd icin ortalama ne olmali diye sormustum. o da bana ortalamanin onemli olmadigini referanslarin onemli oldugunu soylemisti.

    1 sene sonra referans istemeye gittigimde ortalamamin 3 un altinda oldugunu hicbiryerden kabul alamayacagimi soylemisti. tabiiki refrans mektubunu da bastan savdi gerizekali.

    boyle orospu cocuklarini hoca yapanlarin allah belasini versin. neyse, sonra baska yerlerden belasini buldu bu zat, ve kariyeri giderek dususte beter olasica.

    1. sen, sen nasıl bir şeysin ya bak saat gece dört uyku tutmadı gerçek şu ki; puzzle beni uyutmadı her neyse , her şeyden önce araştırdığım konu da belli değil mi
      üniversite ikinci sınıf öğrencisiyim
      ve o kadar heyecanlandım ki bir yerden sonrasını okumamışım az önce baktım evrim ağacını falan da atlamışım
      topluluk demişken ben ankara üniversitesinde kimya okuyorum ilk dönem kimya bölümünden bir arkadaşla kimya topluluğunu yürütecektik yalan oldu. aslında yalan olan topluluğun kendisiymiş. 🙂 “topluluk” danışma hocamızın da bizimle birlikte öğrendi bir topluluğunun olmadığını. Zaten öğrenmeden önce arkadaşların dediklerine pek kulak asmıyordum tek konuştukları şey sertifika programları.
      fazla uzatmayayım
      ama diyebilirim ki ister kantinde olsun ister dışarısında kendini bilime değer vermeyen sana bir şeyler katmayan insanlarla karşılaşıyorsun
      çok alçakça oldu
      hayır hayır çok özel oldu ama ne yapabilirim ki öyle 🙂
      yine uzatmayayım…
      öğrendiklerini paylaşan değerli bir insansınız ya da
      benim öğrenmek istediğimi öğrenmemi sağlayan tek insansınız bence. (yine özel oldu)
      yarım saat geçmiş yazmaya başlayalı…
      teşekkürler
      ve son.

  3. Bende ODTÜ’de matematik çap öğrencisiyim ve mezun olunca akademide devam etmek istiyorum. Henüz 1. sınıf derslerini tamamlamadım ama şimdiden yurtdışı master-doktora programlarını araştırmaya başladım. Yazınız gerçekten çok faydalı oldu benim için. İnternetteki açıklamalar daha resmi oluyor genelde. Şu belgeler lazım, şu zamanda başvurular başlıyor gibi. Siz bunların hepsini detaylı olarak açıklamışsınız. Teşekkürler.

  4. Yazınızdan çok şey öğrendim, gerçekten bilgilendirici bir yazı olmuş içten teşekkürler emeğinize.

  5. Şuan Chicago’ya bu düşüncelerle belkide önümdeki 1 2 yıla amorti koyarak bu hedeflerle geldim ki belli oranlarda da aynı durumlarda olarak, umarım bende bu yolda sizin gibi emin adımlarla yürüyebilirim. Deneyimler için teşekkürler 🙂

      1. Bilkent elektrik-elektronik mühendisliği. üniversite sınavında ilk 100’e girmiştim zamanında

  6. Emeğiniz için gerçekten teşekkür etmek isterim çünkü merak etmiş olduğum bir çok sorunun
    yanıtını bu çalışmanızda buldum.
    Teşekkürler

  7. Hocam sorum komik gelirse kusura bakmayin ama acaba mezun olduktan 4-5 yil sonra AA veya A+ aldigimiz ders hocalarindan referans mektubu istenir mi?

    Yazi icin cok tesekkurler.

    1. Bence istememek için bir sebep yok. 🙂 Hatırlarsa zaten verecektir, en kötü ihtimalle de “Yok, veremem.” diyecektir. İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü hesabı yani…

  8. Tesadüf eseri bu yazıyı okudum ama çok mutlu oldum sizi takip etmeye başlıyorum bende yurt dışında master yapmak istiyorum psikoloji okuyorum MIT Brain and Behaviour hayalim ama çok imkansız duruyor bunun bi imkanı var mı sizce deneyimlerinize dayanarak ne söylersiniz?

    1. Neden İmkansız olsun canım. 🙂 Eminim buraları kazanan birçok insan imkansız olduğunu hissede hissede kazanmıştır. Ama gerçekten hedefin o olduğunu bilerek çalışmak gerekiyor. Benim istediğim hep CMU Robotics Institute idi mesela ama hiç oraya girebilecek şekilde yapmadım çalışmalarımı, biraz da bilgi eksikliğinden. Öyle topluluk işleriyle falan benim uğraştığı kadar uğraşarak, dersleri ikinci üçüncü planda tutarak olacak işler değil bunlar elbet… Ama eğer ki gerçekten amaç oralara girmekse, tüm çalışma prensibi ona göre düzenlenirse, MIT de mutlaka olacaktır.

      Şimdiden başarılar.

      1. Öncelikle cevabınız için çok teşekkür ederim not ortalamam haricinde sizce neler yapmaliyim Istanbul da okuyorum kendimi nasıl geliştirebilirim?

      2. En iyisi laboratuvarlarda çalışıp, hocalarla iş yapmak. Çünkü hoca bağlantısı her şeyi değiştirebilir. Ama hepsinden önemlisi not ortalamasını yüksek tutmak.

        Başarılar! 🙂

  9. Merhaba, size bir şey sormak istiyorum. GPA’m 4.0 toefl ve GRE sonuçlarım seninkine çok benzer. ABD’de doktoraya kabul edilme şansım ne?

  10. Ağzını kıtlıyım nası da has yazmış herşeyi anlatmış 🙂 Allah razı olsun valla bilgiler için. Ama siteni verdiğin linke tıklayınca “anaaa ben bu çocuğu tanıyom youtube da canlı yayın yapmıstııııı ” dedim kendi kendime 😀 Ben sözelciyim sizin kendi bölümünüzden bahsettiğiniz yayını izledim Mete Atatüre var diye… Anlamadığım şeyi niye o kadar uzun izledim bilmiom 😀

  11. Merhaba ben de maliye öğrencisiyim Marmara üniversitesinde okuyorum sizce yüksek lisans başvurusunda mezun olduğumuz okulun bilinirliği ne kadar öenmli ve sizce marmara üniversitesi Türkiye de ilk beş üniversite arasında olmaması olumsuz olarak etkiler mi başvurularımı ayrıca bir banka da çalışıyorum ve şu an ortalamam 3 sizce sosyal faaliyetlere çok katılmamış olsam da çalışıyor olmam ve ortalamamın yüksek olması faydalı olur mu

    1. Selamlar,

      Hayır, benim deneyimlediğim kadarıyla hiçbir önemi yok. Zira yurtdışındaki okullar ODTÜ’yü falan bile bilmiyorlar. Anca hocalar, eğer ki daha önceden bu okullardan birileriyle çalıştıysa biliyor okulları.

      Şöyle diyeyim: Kimse, sadece ODTÜ’den falan olduğu için bir okula alınmayacağı gibi, kimse ODTÜ’den olmadığı için kabul edilmememezlik etmeyecektir. Önemli olan notlarınız, referanslarınız ve CV’niz.

      Sevgiler.

      1. Çok teşekkür ediyorum sorumu cevapladığınız için son olarak da sosyal sorumluluk projelerine sertifika programlarına katılmamış olsak bile iş deneyimi olması yeterli olur mu sizce bir bankada çağrı merkezi çalışanıyım bu bana bir artı sağlar mı umarım çok soru sorup bunaltmamışımdır sizi

  12. Hocam yazınızın tamamını okudum çok beğendim kimya bölümündeyim..İlk senemde probation olmak gibi bir gaflete düştüm. (bazı ailevi sorunlar nedeniyle yeterli ders çalışamadım.) İlerde akademik kariyerde sıkıntı çıkartır mı ? Benim için çok önemli gerekirse tekrar kazanıp sıfırdan başlarım lütfen söyleyin.

    1. Hiçbir sorun olacağını sanmam, hayır. Not ortalamanızın son durumu asıl önemli olan olacaktır. Sonra, aşırı üst düzey bir okula başvurursanız da en kötü mülakat sırasında sorarlar, ne oldu burada diye. Siz de anlatırsınız. 🙂 Sırf o yüzden kafadan reddedeceklerini hiç sanmam ama siz dediğim gibi mezuniyet not ortalamanızın yüksek olduğundan emin olun.

      1. Çok teşekkürler. peki şimdi yaz okulunda deniyorum ama çıkamazsam probationdan ve okul uzarsa 1 sene ya da 1 dönem herhangi bir puan azalması olur mu? arkadaşlar arasında geç mezun olunca öyle bir sorun çıktığı konuşuluyor

      2. Hiç öyle bir şey duymadım, uydurma habere benziyor. ALES falan gibi Türkiye’deki sınavları etkiliyorsa bilmem. Yurtdışında öyle bir şey yok.

  13. Selam ,
    İlk önce size bilgilendirdiyinizden dolayı teşekkür ederim . Soruma hemen keçirem . Ben Azerbaycanda eczacılıkdan mezunum bakalavr ( Lisans) ortalamam 67 dir . Master ( Yüksek Lisans ) ise Organik kimyada Karabükde burada ortalamam ise 100 dür . Sevgili dost Ben Phd ye baş vururken avrupada en çok hangi ortalamama bakar ? TESEKKUR… yani lisansim etkiler mi ?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s