ABD ile İlgili Yanlış Bilinenler – 3

02.09.2013:

 

1) Ekstra Eğlence:

Amerikalılar’ın “sizler gibi” olduğunu anlamanız için bu yazının sonuna bazı videolar eklemeye karar verdim. Elbette iyi uçta da, kötü uçta da bir dolu insan vardır. Ancak o bencil, kendini beğenmiş, zavallı üstünlük merakınızı biraz kırar diye umuyorum. İyi seyirler.

Fred’den Bir Mektup ve Green Shoe Stüdyoları

 

2) Kurallar – Aptallık İlişkisi:

Gelelim şu aptallık meselesine… Şimdi Türkler çok zeki ya. Neden bu Amerikalıları aptal, işe yaramaz, boş, beleş olarak görüyoruz, ona bir bakalım. Bence bunun tek bir nedeni var: ABD’nin kurallar ülkesi, Türkiye’nin kuralsızlıklar ülkesi olması. Yok hayır, burada yargı sistemini falan eleştirmeyeceğim. Genel olarak Türkiye’de gördüğümüz “Türk’e bir şey olmaz, kurallara gerek yok.” mentalitesiyle, ABD’de gördüğümüz “Güvenlik önce gelir, kurallar her şeydir.” mentalitesi arasındaki farklara… Duyduğum kadarıyla Almanya’da falan kurallar daha katıymış, ancak daha önce de dediğim gibi, gitmediğimden ve bilmediğimden yorumlayamayacağım (ve açıkçası umrumda da değil pek). Burada, ABD’de, her şey kurallardır ve kurallar her şeydir. Çünkü bünyesinde yüzlerce milletin her birinden on binlerce insanı barındırır ve bunların bir arada kalmayı sürdürebilmesinin tek yolu yasalar ve kurallardan geçer. Türkiye’de de çok millet olabilir (ABD kadar olamaz tabii); ancak Türkiye “Türk kimliği” haricinde hiçbir şeyi korumayı umursamadığı için ve oturmuş bir eğitim, ahlak, bilgi anlayışı olmadığı için herkes kafasına göre her şeyi yapabilir. ABD’de bu öyle kolay değildir. Kurallara herkes uyar mı? Belki herkes değil. Ancak her şeyin belli bir çalışma, opere edilme, yürütülme kuralı vardır. Bunlar üzerinde, sağında solunda kıçında başında yazar, okursun, ona göre uyguladın mı çalışır alet, süreç işler, araç gider gerçekten de… İstisnalar vardır elbette, işte o zaman da o duyduğun komik davalar açılır (“Starbucks bardağında sıcak olduğu yazmıyordu, ağzım yandı, dava açtım.” falan fıstık). Bir şey soracağım: bunun aptallıkla ne alakası var? Adamlar her şeyin kurallarının açık ve net olmasını istiyor olması, sen 3. Dünya Ülkesi insanına bu kadar zor mu geliyor? 300 milyon Amerikalı’dan biri böyle saçma bir nedenle dava açmış, eyvallah. Hadi 50 tane böyle dava olsun. Bu, kuralların tıkır tıkır işlediği, bunu ihlal eden veya bilgi gizleyenlerin cezalandırıldığı anlamına geldiğini göremiyor musun? Adalet sistemine geleceğim ayrı maddede; ancak olay şu: bu adamlar her şeyin kuralları olmasını, herkesin buna uymasını bekliyor. Ve bence birçok şey de net şekilde kurallar ve açıklamalarla çevrilmiş. İşte bu da, insanların pratik düşünmesini gereksiz kılıyor. Sen masan kırılırsa karşı bakkaldan aldığın selobantla şöööyle bir güzel bantlar, kullanmaya devam edersin. Sorgulamazsın “Aga niye kırıldı bu masa?” diye, kim bilir kimler ne malzemeler, ne mallar, ne ürünler kakaladı sana bugüne kadar, bre zeki insan. Ya da senin o dandik geçiştirme çözümün yüzünden kimin laptopu o masadan düşüp kırılacak, kim hasar görecek, kim yaralanacak… Ama ne oldu? Pratik zekanı kullanıp sorunu çözdün değil mi? Ya da kafana göre yaptığın bir şeyden dolayı başın derde girerse, bizdeki “yalan ve dalavere” mekanizması hemen çalışır ve pratik bir yalan uydurur, kıvırırız. Amerikalı, aldığı masa kırılırsa (ve açık şekilde kendi suçu değilse) gider hesap sorar, dava açar, eğer belirtilmeyen bir şekilde kullandığından ötürü kırıldıysa, müşteri olarak haklıdır. Yani burada “müşteri memnuniyeti”dir esas olan sevgili Türk kardeşim. Kimse kafasına göre iş yaparak başka işleri riske atmaz, atamaz, kültüre, mentaliteye aykırı. Kimse başkasının canına ve malına “Amaan ne olacak?é mantığıyla kastetmeye cüret ve cesaret edemez, ederse de karşılığını alır. Burada “insansın” yani, “haspelkader yaşayan bir yaşam formu” değilsin. Aaah ah, o egon ve kibrinden neler girdi sana, neler çıktı haberin yok, sen hala uyu, e mi kardeşim?

 

3) Müşteri Her Zaman Haklıdır.

Bizim ülkede bu laftadır. Müşteri haklı falan değildir. Müşteri sesini çıkarsa dayak yer. Çünkü Türkiye insanı kabadır, hödüktür. İnsanlıktan anlamaz, kavga eder, tartışır, sesini yükseltir, döver. Ama burada “insani yaşam” hedef olduğundan (birçok olumsuzluğun da olduğunu kabul ediyorum), müşteri hakikaten haklıdır. Bak sana en ufak örnek vereyim: Walmart’tan (Migros+Carrefour+Real+Metro+Bim+Şok toplamı olan tek bir firma gibi düşün) bir paspas aldım, 11-12 dolarlık bir şeydi. Ama o gün çok eşya vardı, kasada unutmuşum koca paspası (süper zeki bir Türk’üm halbuki, kesin kasiyerin suçudur, ben unutur muyum?). Evde fark ettim olmadığını paspasın. Ama lanet olsun ki, her zaman olduğu gibi, mükemmel zeki bir Türk olarak, eski alışkanlıkla fişi de atmışım, “Ne olacak yeaaa” değil mi?. Neyse, dedim burası Ameriga, gidip insan gibi konuşalım, şansımızı bir deneyelim. Gittim Walmart’ın müşteri hizmetlerine, dedim gardeş böyle böyle, yaptık bir eşeklik, boynumuz kıldan ince falan. Adam “Tabii ki, yardımcı olalım, bir tane paspas getirir misiniz aldığınız tipten.” dedi. Götürdüm, bir şeyler yaptı, “Buyrun, iyi günler dilerim.” dedi, elime paspası verdi, olay bitti. Vay efendim sen nasıl unutursun, yok efendim senin suçun biz ne yapalım unutmasaydın, “Hölölö sen beni salak mı sanıyorsun, pışııık, bende o göz var mı, sana malımı kaptırır mıyım?” geyikleri bir an olsun dönmedi. Dedim sizin insanlığınızı seveyim. Ha, bu sistemi kötüye kullanacak art niyetliler yok mu? Var elbette. İşte onlara Türk falan diyoruz (tamam, bu biraz sert oldu; ama aldın mesajı, değil mi? Hem tamamen yanlış da değil söylediğim, kusura bakma).

 

Bugün 2+1 şey daha öğrendik. Belki daha yazarım gün içerisinde, kim bilir?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s